YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/9882
KARAR NO : 2015/6395
KARAR TARİHİ : 05.05.2015
MAHKEMESİ : TRABZON ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 20/03/2014
NUMARASI : 2012/269-2014/84
Taraflar arasında görülen davada Trabzon Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 20/03/2014 tarih ve 2012/269-2014/84 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 05/05/2015 günü hazır bulunan davacı vekili Av. N.. Ç.., davalı vekili Av. A. Y. L. ile ihbar olunan vekili Av. Ş.. Y.. dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı bankanın T. şubesinde bulunan hesapların sahibi olduğunu, müvekkilinin tasarruflarını bu şubede açtığını, Türk Lirası, Euro ve USD mevduat hesapları ile fon hesaplarında değerlendirilmekte olduğunu, davalı Banka servis yetkilisi olan O. T.’nun çeşitli yöntemlerle müşteriler nezdinde sağladığı güveni ve bankanın kendisine verdiği yetki ve görevi kötüye kullanarak davacı, davacının eşi ve çok sayıda davalı bankanın T. Şubesi’nin diğer mevduat sahiplerinin hesaplarını usulsüz şekilde boşaltıp zimmetine geçirdiğini ileri sürerek, davacının mevduat hesabında bulunması gereken ana para tutarı 20.000,00 TL ile bu tutarın vadeli hesabın bozulma tarihinden itibaren hesaplanacak ticari avans faizi ile birlikte ayrıca 2.500 USD’nin vadeli hesabın bozulduğu tarihten itibaren hesaplanacak vadeli mevduat hesabı ile birlikte davalı bankadan alınarak davacıya ödenmesine, yine bu olaylar sebebiyle yaşamış olduğu üzüntü ve sıkıntılar ile duymuş olduğu manevi acı sebebiyle 10.000,00 TL manevi tazminatın yasal faizi ile birlikte davalı bankadan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporu kapsamından, davacının davalı bankada hesabının bulunduğu ve bu hesapların emekli banka çalışanı O. T. tarafından müşterilerinin haberi ve rızası olmadan görevini kötüye kullanarak bir takım hileli yöntemlerle rızası dışında hesaplarını boşaltıp zimmetine geçirmiş olduğu, bu haliyle adam çalıştıran bankanın sorumluluğunun müteselsilen bulunduğu, bir güven kurumu olan bankanın bu olay sebebiyle sorumluluğunun olduğu, davacı Z.. B..’un olay sebebiyle üzüntüye gark olduğu, büyük ekonomik sıkıntı ve manevi acı duydukları, üzüntü sebebiyle sağlık sorunlarının oluştuğu gerekçesiyle, davacının maddi tazminat yönündeki taleplerinin kabulü ile; 20.000,00 TL’ye vadeli banka hesabının bozulduğu 26.10.2011 tarihinden itibaren işleyecek en yüksek oranda banka mevduat faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, 2.500,00 USD’ye hesabın bozulmasına ilişkin son hareket tarihi olan 05.09.2009 tarihinden itibaren döviz mevduatına uygulanacak en yüksek faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, 5.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1 – Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2 – Dava, davacının davalı banka bulunan hesabındaki mevduatının bilgi ve talimatı dışında banka personeli tarafından usulsüz çekilmesinden kaynaklanan maddi ve manevi tazminatın tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece davacının manevi tazminat istemi koşullarının oluştuğu gerekçesiyle manevi tazminat isteminin kabulüne karar verilmiştir. Oysa, usulsüz işlemle çekilen paralar aslında doğrudan doğruya bankanın zararı niteliğinde olup, bu bağlamda haksız eylem esasen davalı bankaya karşı işlenmiştir. Somut olayın oluş biçiminde, TMK’nın 24. maddesi anlamında davacının doğrudan kişilik haklarına tecavüz söz konusu olmadığı gibi, BK’nın 49. maddesinde belirtilen manevi tazminat isteme koşulları da oluşmadığından mahkemece, manevi tazminata ilişkin istemin reddine karar verilmek gerekirken, yazılı gerekçelerle manevi tazminata hükmedilmesi doğru olmamıştır.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalı yararına BOZULMASINA, takdir olunan 1.100,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 05/05/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.