Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2015/10012 E. 2015/9573 K. 28.09.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/10012
KARAR NO : 2015/9573
KARAR TARİHİ : 28.09.2015

MAHKEMESİ : İZMİR 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 20/02/2015
NUMARASI : 2015/205-2015/205 D.İŞ

İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 20/02/2015 tarih ve 2015/205-2015/205 D.İş sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi ihtiyati haciz talep eden (alacaklı) vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
İhtiyati haciz talep eden (alacaklı) vekili, müvekkili şirketin karşı taraftan genel kredi sözleşmesine dayalı olarak alacaklı olduğunu, borcun vadesinde ödenmediğini, borçluya yapılan başvuruların sonuçsuz kaldığını ileri sürerek borçlunun taşınır ve taşınmaz malları ile üçüncü kişilerdeki hak ve alacakları üzerine ihtiyati haciz konulmasını talep etmiştir.
Mahkemece, somut olayda tarafların tacir oldukları, taraflar arasında imzalanan 22.02.2012 tarihli Genel Kredi Sözleşmesi’nde yetkili yer mahkemesi olarak İstanbul Mahkemelerinin kesin yetkili kılındığı, 6100 sayılı HMK’nın 17. maddesine göre yetki sözleşmesinin geçerli olduğu, kesin yetkinin dava şartı olduğu, ihtiyati haciz talebinin kesin yetkili mahkeme dışında talep edilemeyeceği gerekçesiyle mahkemenin yetkisizliği ile dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmiştir.
Karar, ihtiyati haciz talep eden (alacaklı) vekili tarafından temyiz edilmiştir.
6100 sayılı HMK’nın “yetki sözleşmesi” başlığını taşıyan 17. maddesinde “Tacirler veya kamu tüzel kişileri, aralarında doğmuş veya doğabilecek bir uyuşmazlık hakkında, bir veya birden fazla mahkemeyi sözleşmeyle yetkili kılabilirler. Taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça dava sadece sözleşmeyle belirlenen bu mahkemelerde açılır.” hükmü yer almaktadır. Söz konusu yetkiye ilişkin kural, HMK’nın 18/1. maddesinin “Tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edemeyecekleri konular ile kesin yetki hâllerinde, yetki sözleşmesi yapılamaz.” hükmünden de açıkça anlaşılabileceği üzere, mahkemece re’sen gözetilecek kesin bir yetki kuralı niteliğinde değildir. Esasen, yine madde hükmünden hareketle, taraflarca aksi kararlaştırılabilecek bir yetki kuralının, kamu düzeni mülahazası ile va’zedilmiş olan kesin yetki kuralları arasında yer alması söz konusu olamaz.
Somut olayda, mahkemece Genel Kredi Sözleşmesi’ndeki yetki sözleşmesiyle yetkili kılınan mahkemenin kesin yetkili olduğundan, o yer mahkemesinden ihtiyati haciz talep edilebileceği gerekçesiyle dava şartı yokluğundan talebin reddine karar verilmiş ise de, yukarıda açıklanan yasal durum karşısında yetki sözleşmesinde belirlenen mahkemenin kesin yetkili olarak kabulü mümkün bulunmadığından davanın usulden reddi isabetli görülmemiş ve hükmün ihtiyati haciz talep (alacaklı) eden yararına bozulması gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 28/09/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.