YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/1217
KARAR NO : 2015/7294
KARAR TARİHİ : 29.05.2015
MAHKEMESİ :FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada …Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 05/06/2014 tarih ve 2012/203-2014/98 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava, 6100 sayılı Kanun’un geçici 3/2. maddesi delaletiyle uygulanması gereken HUMK’nın 3156 sayılı Kanun ile değişik 438/1 maddesi hükmü gereğince miktar veya değer söz konusu olmaksızın duruşmalı olarak incelenmesi gereken dava ve işlerin dışında bulunduğundan duruşma isteğinin reddiyle incelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonradava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirketin dünyanın en büyük doğrudan satış kozmetik organizasyonu olduğunu, faaliyetlerinde ticaret unvanının da esas unsuru olan “…” markasını kullandığını, “…” kelimesini içeren pek çok marka tescili bulunduğunu, “…” markasının sadece kozmetik sektörü ile sınırlı olmaksızın tüm perakende, reklam vb. gibi sektörlerin ilgililerince tanınan çok güçlü bir marka olduğunu, davalı şirket tarafından haksız ve kötü niyetle tescil ettirilen ”…” markasının müvekkili şirkete ait ”…” ve ”…” markaları ile iltibasa yol açacak derecede benzer olduğunu ileri sürerek, davalı şirket adına tescilli ‘…” markasının hükümsüzlüğünü ve sicilden terkinini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkili şirketin hazır giyim meslek grubunda eşarp üretimi ve faaliyetiyle uğraşan bir şirket olduğunu, TPE nezdinde tescilli çok sayıda markasının ve endüstriyel tasarımının bulunduğunu, davacı şirketin müvekkilinin markasının tescilli olduğu 25. sınıfta tescilinin bulunmadığını, tarafların hedef kitlelerinin de tamamen farklı olduğunu, davanın zamanaşımına uğradığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacı adına 1998 yılından itibaren takı sektöründe tescilli “…” markasının davalı şirketin markasının koruma tarihi itibarıyla tanınmış olduğu, davalının davacı markasına benzerlik yaratacak şekilde ve davacının tanınmışlığından istifade etmek amacıyla kötü niyetli olarak bu markayı tescil ettirdiği gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisinde bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve 556 sayılı KHK’nın 8/4. maddesi koşullarının oluşması göre, davalı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle dolayı, davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 2,50 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 29/05/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.