YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/12253
KARAR NO : 2015/11008
KARAR TARİHİ : 26.10.2015
MAHKEMESİ : SAMSUN ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 07/04/2015
NUMARASI : 2015/11-2015/352
Taraflar arasında görülen davada Samsun Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 07/04/2015 tarih ve 2015/11-2015/352 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalının tüm sigortalarının G. Sigorta’nın acentesi olan müvekkili tarafından yapıldığını, primlerinin de müvekkilinin yetkilisi F. A.in kredi kartından çekilerek ödendiğini, poliçe bedellerinin davalı tarafından müvekkiline iade edilmediğini, bunun üzerine davalı aleyhine Samsun 1. İcra Müdürlüğü’nün 2014/5220 Esas sayılı dosyası ile icra takibi yapıldığını, davalının yetki ve esas hakkındaki takibe itirazlarının haksız olduğunu ileri sürerek itirazın iptali ile icra inkar tazminatının tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, resmi kayıtlara göre müvekkilinin adresinin B.’da olduğunu, S.İcra Müdürlüğü’nün ve Samsun mahkemelerinin yetkisinin bulunmadığını, ödeme emrine karşı yetki itirazını ileri sürdüklerini, esas yönden de davanın reddinin gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; İİK’nın 50. maddesine göre para veya teminat borcu için takip hususunda HMK’nın yetkiye dair hükümlerinin kıyas yolu ile uygulanacağı, sözleşmenin davalı tarafından kabul edilmemiş olması nedeniyle HMK’nın 6. maddesine göre genel yetkili mahkemeler ve icra dairelerinin yetkili olduğu, davanın açıldığı ve takibin yapıldığı tarihte davalı şirketin merkezinin B. İlçesi olması nedeniyle S. İcra Dairesi’nin yetkisine itirazının yerinde bulunduğu, itirazın iptali davalarında takibin usulüne uygun yetkili icra dairesinde başlatılmış olması koşulunun dava şartları arasında yer aldığı gerekçesiyle yetkili icra müdürlüğünde yapılmış geçerli bir icra takibi bulunmadığından, HMK’nın 114 ve 115. maddeleri gereğince davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillere gerektirici sebeplere göre, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Dava, davacı tarafından başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkin olup, mahkemece yazılı gerekçeyle dava şartı yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir. Karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT’nin 7/2. maddesi ”Davanın dinlenebilmesi için kanunlarda öngörülen ön şartın yerine getirilmemiş olması ve husumet nedeniyle davanın reddine karar verilmesinde, davanın görüldüğü mahkemeye göre tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde yazılı miktarları geçmemek üzere üçüncü kısımda yazılı avukatlık ücretine hükmolunur.” ve 13/1. maddesi ise ‘Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde gösterilen hukuki yardımların konusu para veya para ile değerlendirilebiliyor ise avukatlık ücreti, davanın görüldüğü mahkeme için Tarifenin İkinci Kısmında belirtilen maktu ücretlerin altında kalmamak kaydıyla (yedinci maddenin ikinci fıkrası, dokuzuncu maddenin birinci fıkrasının son cümlesi ile onuncu maddenin son fıkrası hükümleri saklı kalmak kaydıyla,) Tarifenin üçüncü kısmına göre belirlenir” hükmünü haizdir. Mahkemece bu hükümlere göre, davalı lehine maktu vekalet ücretini geçmeyecek şekilde nispi vekalet ücreti takdir edilmesi gerekirken, 9.484,00 TL nispi vekalet ücretine hükmolunması doğru görülmemiş ve bozmayı gerektirmiş ise de, anılan hususun düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, HUMK’nın 438/7. maddesi uyarınca kararın düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte gösterilen nedenlerle davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) nolu bentte yazılı nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, mahkeme kararının, hüküm fıkrasının 3 nolu bendinde yer alan ”9.484,00 TL” ibaresinin hükümden çıkarılarak yerine ”1.500 TL” ibaresinin yazılması suretiyle kararın düzeltilmesine, kararın düzeltilmiş bu şekliyle ONANMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 26/10/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.