YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/1502
KARAR NO : 2015/7643
KARAR TARİHİ : 03.06.2015
MAHKEMESİ : KARAMAN 1. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
(TİCARET MAHKEMESİ SIFATIYLA)
TARİHİ : 13/11/2014
NUMARASI : 2013/447-2014/787
Taraflar arasında görülen davada Karaman 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 13/11/2014 tarih ve 2013/447-2014/787 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı şirketin 14.06.2013 günü saat 14:00’de yapılması kararlaştırılan genel kurulunun Bakanlık temsilcilerinin saat 14:20 olduğu halde gelmemeleri nedeniyle toplantının yapılamayacağı kanaatiyle ertelenmesini içerir tutanak tutarak şirket merkezinden ayrıldığını, toplantı gerçekte saat 14:00’de başlamadığı halde tutanağın ilk paragrafına bu saatte toplandığının belirtildiğini, 1. gündem maddesinde ise açılışın saat 14:24’te yapıldığının yazıldığını, böylece tutanakta çelişki yaratıldığını ve tutanağın gerçekleri yansıtmadığını, toplantıya çağrı ve davette saat 14:00′ de yapılacağının açık ve kesin olarak belirtilmesi ve bu saate çoğunluğun ve Bakanlık temsilcisinin bulunmamasının toplantının belirlenen 2. güne ertelenmesini gerektirmesine rağmen bu yükümlülüğe uyulmadığını, toplantıda gündem dışı konular görüşülemeyecekken gündemin 1. maddesinde çağrı ve davet kağıdına aykırı olarak, müvekkilinin tutanağı toplantı erteleme talebi gibi yorumlanıp, hukuka aykırı karar alındığını ayrıca, hazirun cetvelinde toplantıda hazır bulunmayan müvekkilinin imzasının oluğunu, hazirun cetvelinin eski yönetmeliğe göre hazırlandığı Bakanlık temsilcileri tarafından belirtilerek muhalefet şerhi konulmasına rağmen değiştirilmediğini ve toplantının eski cetvele göre yapıldığını, bunun yanı sıra 6. ve 10. gündem maddeleri ile belirli konularda değişiklik yapılıp, kararlar alınarak müvekkilinin kendisine bildirilmeyen bu kararları kabul etmek zorunda bırakıldığını, tutanakta yapılan oylamalarda ve anılan kararlarda hangi pay sahibinin hangi hisse oranında olumlu ya da olumsuz oy kullandığının da belli olmadığını, yönetim kurulu, denetim kurulu üyeleri ile şirket vekilinin kendileri ile ilgili gündem maddelerinde belirtilen müzakerelere katılamaması gerektiği halde toplantıya katılıp, oy kullandıklarını ileri sürerek, davalı şirketin 14.6.2013 tarihli 2013 yılı olağan genel kurul kararlarının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının Bakanlık temsilcilerinin geldiğini görmesine rağmen toplantıya katılmadığını, açılan davanın yasada belirtilen iptal sebepleri ile bir ilgisinin bulunmadığını, gündemin 6. ve 10. maddelerine ilişkin gerekli ve yeterli açıklamaların gündem maddelerini ihtiva eden davet mektubunun ekinde davacıya tebliğ edildiğini, toplantıya şirket sermayesinin %100’ü oranında asaleten ve vekaleten katılım olup, davacının toplantı salonunu terk etmesinin sonuca etkili olmadığını zira, kararların %95’in üzerinde paya sahip ortakların hazır bulunduğu ve %51’in üzerinde bir katılımın sağlanması ile alındığını, davacının toplantının ertelenmesi talebinin de genel kurul tarafından reddedildiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, toplanılan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, Bakanlık temsilcilerinin toplantıya 20 dakika geç kaldıkları, gecikme mazur görülebilir ve kabul edilebilir olduğundan bu gerekçeyle genel kurulda alınan tüm kararların iptalinin dürüstlük kurallarına da uygun düşmeyeceği, davacının ayrıca hazirun cetvelinde kendisinin gösterilmesini de iptal sebebi olarak ileri sürdüğü ancak, toplantının geç başlaması sebebiyle, başlangıçta var olan pay sahibinin ayrılması anılan sonucu doğurabileceğinden bu olgunun yasaya ve dürüstlük kurallarına aykırı olmadığı, tanık olarak dinlenilen Bakanlık temsilcilerinin genel kurulun geç başlama dışında tamamen yasaya uygun olarak yapıldığını, yönetim ve denetim kurulu üyelerinin kendileri ile ilgili oylamalara da katılmadıklarını bildirdikleri, bunlar dışında genel kurul kararlarının iptalini gerektirecek denetlenebilir, nesnel ve somut herhangi bir sebep ileri sürülmediği gibi, genel kurul belgelerinde de, böyle bir hususa rastlanılmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Dava, genel kurul kararının iptali istemine ilişkin olup, mahkemece yukarıda özetlenen gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir. Ancak, davacı tarafça yönetim kurulu üyelerinin kendileri ile ilgili gündem maddelerinde müzakereye katılmamaları gerektiği halde toplantıya katılarak oy kullandıkları da iddia edilmiştir. Oysa, gerek 6762 sayılı TTK’nın 374, gerekse de 6102 sayılı TTK’nın 436/2 maddeleri uyarınca yönetim kurulu üyeleri kendi ibralarında oy kullanamazlar. Dava konusu davalı şirketin 14.6.2013 tarihli genel kurul toplantısının 5. gündem maddesi ile yönetim kurulunun ibrası görüşülerek 55.240 oyla ibra edildiği anlaşılmıştır. Bu durumda, mahkemece yönetim kurulunun ibrası için yasada belirtilen nisaplara uyulup uyulmadığı ve ibra kararının mutlak butlanla malul olup olmadığı hususları değerlendirilmeksizin yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 03/06/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.