YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/220
KARAR NO : 2015/5540
KARAR TARİHİ : 20.04.2015
MAHKEMESİ :SULH HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada … 2. Sulh Hukuk Mahkemesi’nce verilen 25/02/2014 tarih ve 2011/1645-2014/340 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin nakliyat rizikolarına karşı sigortaladığı emtianın davalıya ait araçla taşınması esnasında hasara uğradığını, sigortalıya 6.126,39 TL ödeme yapıldığını ileri sürerek ödenen bedelin ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, hasar bedelinin keyfi olarak hesaplandığını, jandarma tutanağında malların hasar görmediğinin belirtildiğini, poliçenin kazadan sonra tanzim edildiğini, ödeme tarihinden itibaren faiz istenemeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre, olay yeri tespit tunağında kamyonun “kasasında herhangi bir zararın olmadığının, içerisindeki malların sağlam durduğunun, aracın kapalı kasa olduğunun ve demirden yapıldığının, arka kapının kilitli mühür ile mühürlü olduğunun” tespit edildiği ifade edilmişse de dinlenen olay yeri mümziilerinin beyanlarında “aracın kasasının mühürlü olduğunu, içine bakmadıklarını” beyan ettikleri, daha sonra ilgili firma tarafından düzenlenen tarihsiz tutanakla hasarlı mamullerin tespit edilerek imha edildiği, tutanakta hasarlı malların değerinin 6.126,39 TL olarak belirtildiği, davalıya ait aracın sürücüsünün %100 oranında kusurlu olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile, 6.126,39 TL’nin 28.02.2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava, Nakliyat Sigorta Poliçesine dayalı rücuen alacak istemine ilişkindir. Mahkemece, meydana gelen kaza sonucunda nakliyeyi yapan araç için jandarma görevlilerince düzenlenen tutanakta “araç içinde yer alan malların sağlam olduğu, arka kapının mühürlü bulunduğu” şeklinde tutanak tutulduğu, dinlenen mümzi tanıkların “aracın kasasını açıp bakmadıkları, kasa kilitli olduğundan zarar olup olmadığının bilmedikleri” yönünde beyanda bulundukları, sigortalının çalışanları tarafından tutulan tutanaklarda ise hasar gören emtianın tespit edildiği, araç sürücünün tam kusurlu olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmişse de kazanın 08.01.2011 tarihinde meydana geldiği, 1170 birim emtianın hasar gördüğüne ilişkin tutanağın davalı taşıyıcının yokluğunda ve tarihsiz olarak tanzim edildiği, bilahare 12.01.2011 tarihli tutanakta depo sorumlusu ve lojistik şefinin tahmini hasar miktarını belirtir zabıt düzenledikleri, 20.01.2011 tarihinde ekspertiz talebinde bulunulduğu anlaşılmaktadır. Dava tarihinde yürürlükte bulunan 6762 sayılı TTK’nın 788’inci maddesi “Eşyanın kayıtsız ve şartsız kabulü, taşıyıcı aleyhine açılacak dava hakkını düşürür. Bununla beraber taşınan eşyanın kabulünden önce hasar veya noksanı mahkemece tayin edilen bilirkişi marifetiyle tesbit ettirilmiş ise gönderilenin taşıyıcıya karşı dava hakkı düşmez.
Eşya kabul edildiği sırada, bir kısmının ziyaını veya hasarını anlamak mümkün değilse, kabulden sonra dahi:
1. Ziya ve hasarın eşyanın taşıyıcıya tevdii ile gönderilene teslimi arasındaki zaman içinde vakı olduğunu ispat etmek;
2. Zararın anlaşılmasını müteakip ve eşyanın kabulünden itibaren nihayet sekiz gün içinde bilirkişi marifetiyle eşyanın tetkik ve muayenelerini talep etmek; şartiyle taşıyıcı aleyhine dava açmak hakkı mahfuz kalır.
Ziya veya hasar kendi hilesinden yahut ağır kusurundan doğmuş ise taşıyıcı dava hakkının düştüğünü iddia edemez.” şeklinde düzenlenmiş olup, mahkemece TTK’nın anılan maddesinin tartışılıp değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
2-Bozma sebep ve şekline göre davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 20/04/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.