YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/2231
KARAR NO : 2015/5326
KARAR TARİHİ : 15.04.2015
MAHKEMESİ : ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada … (Kapatılan) … 9. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 30.04.2014 tarih ve 2013/407-2014/104 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili ve katılma yoluyla davacı asil vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı, davalı bankanın müşterisi olduğunu, 14/12/2011 tarihinde altın alım talebi ile şubeye müracaat ettiğini, banka memurunun sehven hesabındaki TL meblağı USD olarak değerlendirerek 1 kg. altın alım talimatı verdiğini, ilk anda durumu fark edemediği için altın alım sözleşmesini imzaladığını, ancak hesabında 1 kg. altın alabilecek bir meblağın bulunmadığını, bu miktarın kredi kartının limitini de aştığını, ayrıca imzalamış olduğu sözleşmenin 3 ve 6. maddelerine göre alınan altının aynı gün valörle müşterinin altın depo hesabına geçeceği belirtilmesine rağmen ne bir altın depo hesabı açıldığını, ne de söz konusu altının bu hesaba yatırıldığını, Türkiye Bankalar Birliği Hakem Heyetince de şikayetinin kabul edildiğini, bir an için alış işlemi geçerli kabul edilse dahi satış için bir talimatının kesinlikle olmadığını, şubenin sadece 28/12/2011 tarihinde noter aracılığı ile hesabından 3.339,44 TL çekildiğini bildirdiğini, bankanın belirttiği gibi böyle bir talebinin olmadığını, sadece sözlü olarak alım işleminin geçersiz sayılmasının istediğini, belirtilen nedenlerle hesabından çekilen 3.339,44 TL’nin hesabına iadesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, davacının müvekkili bankanın … Şubesi müşterisi olduğunu, 05/04/2006 tarihli … Bankacılık İşlemleri Sözleşmesi imzalandığını ve hesap açıldığını, davacı tarafın 14/12/2011 tarihinde şubeye giderek 1.000 gram altın alacağını bildirdiğini, kendisi ile 1.000 gram altın karşılığında 52.463 USD tutar için mutabık kalındığını, davacının aynı tarihli altın alım satım talep formunu ve vadesiz altın depo hesabı ve altın alım satım sözleşmesini imzalaması ile hazineden işlem yapıldığını, davacının hesabındaki TL bakiyenin USD ye çevrilmesini istediğini, bunun üzerine USD için kurun fikslendiğini, hazineden altın alım işlemi yapıldıktan sonra davacının altında düşüş olduğunu görmesi ile işlemi yapmaktan vazgeçtiğini, işlemin iptalini talep ettiğini, hazine ile yapılan görüşmede davacının USD satışı için yapılan işlemin iptal edildiğini; ancak altın alım işleminin iptalinin olamayacağının bildirildiğini, davacının oğlunun 1 gün sonra satışa konu eksik tutarı getirip kendi hesabına
yatırdığını, gün sonunda kapama işlemi yapılarak 28/12/2011 tarihinde 3.339,44 TL’nin davacının hesabından tahsil edildiğini, davacının imzalamış bulunduğu sözleşme hükümleri doğrultusunda yaptığı işlemlerden sorumlu olduğunu, aradaki zararı müvekkili bankaya yüklemesinin haksız ve mesnetsiz olduğunu, belirtilen nedenlerle müvekkili bankanın dava konusu işlemlerle ilgili herhangi bir kusuru bulunmadığından davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece; iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; davacının davalı bankada bulunan hesabından, davaya konu tutardaki altın alımını karşılayacak mevduat bakiyesi bulunmadığı gibi alım satımı gösteren herhangi bir hareketin görülmediği, 1 kg altın alımının gerçekleştiği ve iptal edildiğinin bankaca somut olarak ispatlanamadığı buna göre fiyat farkının tahsil edilemeyeceği, kesilen tutarın davacının hesabına iadesi gerektiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar, davalı vekili ve katılma yolu ile davacı asil tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Davacı asilin katılma yolu ile temyiz itirazlarının incelenmesine gelince, davacı …’nın yargılama esnasında kendini bir vekil aracılığı ile temsil ettirdiği ve davanın kabulüne karar verildiği halde, davacı yararına vekalet ücreti tayin edilmemesi doğru görülmemiş ve kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine; (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı asilin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davacıdan iadesine, aşağıda yazılı bakiye 170,00 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, 15.04.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.