YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/2308
KARAR NO : 2015/7546
KARAR TARİHİ : 02.06.2015
MAHKEMESİ : ISPARTA 1. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 23/12/2014
NUMARASI : 2011/157-2014/745
Taraflar arasında görülen davada Isparta 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 23/12/2014 tarih ve 2011/157-2014/745 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirketin faaliyetine devam ederken davalı şirket tarafından işgal edildiğini ve sonrasında davalı şirketçe müvekkili tarafından kullanılan ”D.” markası ve kartal figürü ile müvekkili şirket unvanı kullanılarak müvekkili tarafından üretilen 10 numara madeni yağ üretilip satışa sunulduğunu, halen de dağıtımına ve satışına devam edilerek müvekkilinin marka hakkına ve unvanına tecavüzünde bulunulduğunu, davalı Mehmet’in müvekkili şirket müdürü sıfatıyla 3.6.2011 tarihli marka devir sözleşmesiyle müvekkili şirketin ”D.” markasını davalı İsmail’e bütün hak ve yetkileri ile geri dönülmemek üzere devrettiğini oysa, müvekkili şirket müdürü olan davalı Mehmet’in azledilmesi ve azilnamenin de kendisine 20.5.2010 tarihinde tebliğ edilmesine rağmen kötüniyetli olarak, müvekkiline zarar vermek amacıyla markayı devrettiğini, davalı Mehmet tarafından yapılan 20.5.2010 tarihinden sonraki tüm işlemlerin geçersiz olduğunu, zaten marka devrinin ortaklar kurulu kararı ile karara bağlanmadan ve özel bir yetki verilmeden temsile yetkili şirket müdürü tarafından yapılamayacak işlerden olduğunu, böyle bir ortaklar kurulu kararı olmadığı gibi işlemlerin yapıldığı tarihte davalının müdürlükten azline ilişkin 17.5.2010 tarih, 006 sayılı ortaklar kurulu kararı da bulunmasına rağmen davalı tarafından bu işlemin yapıldığını, davalının ayrıca azilnameyi tebliğ aldığı tarihte Ticaret Sicil Müdürlüğü’ne müracaat ederek ortaklar kurulu kararındaki imzanın sahte olduğunu iddia ettiğini ve bu hususta ceza soruşturması da başlatıldığını, müvekkilinin marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet nedeniyle davalı şirket tarafından maddi ve manevi zarara uğratıldığını, zararın oluşmasında diğer davalıların da hep birlikte hareket ettiklerini ileri sürerek, davalı şirketin müvekkili şirketin marka ve unvanını kullanmaktan men’ini, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000,00 TL maddi, 10.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile hükmün ilanını talep ve dava etmiştir.
Davalı M.. Ö.. vekili, davanın reddini istemiştir.
Diğer davalılar vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, toplanılan deliller, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı şirketin iyi niyetli üçüncü şahıs olduğu, davacı şirketin müdürü olan davalı M.in kötü niyetli olduğunu bilmesinin söz konusu olamayacağı, davalının kullanımının haksız fiil de oluşturmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve uyuşmazlık konusu marka devir işleminin iptaline ilişkin bir talepte bulunulmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun bulunan hükmün ONANMASINA, temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 02/06/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.