Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2015/2450 E. 2015/7345 K. 01.06.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/2450
KARAR NO : 2015/7345
KARAR TARİHİ : 01.06.2015

MAHKEMESİ : ANKARA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 26/09/2014
NUMARASI : 2014/1000-2014/506

Taraflar arasında görülen davada Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 26/09/2014 tarih ve 2014/1000-2014/506 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı şirket ortağı olan müvekkilinin davalı şirketi temsil etmek üzere yetkilendirildiğini, ancak müvekkilinin katılmadığı 30.06.2011 tarihli genel kurulda alınan kararla şirket müdürlüğünden azledildiğini, bunun üzerine müvekkilinin ortaklıktan çıkmaya izin ile ayrılma payı ve kar payı taleplerini içeren Ankara 8 Asliye Ticaret Mahkemesi’nde 2011/499 E. sayılı davayı açtığını, mahkemece ortaklıktan çıkmaya izin verilip 2009, 2010 ve 2011 yılı 7. ayının 25’ine kadar olan döneme ilişkin kar paylarının ödenmesine karar verildiğini ileri sürerek 2011 yılından bakiye ve 2012-2013 yılı kar payı alacaklarından şimdilik 20.000,00 TL’nin davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacı tarafından açılan ortaklıktan çıkmaya izin ve kar payı ile ayrılma payına ilişkin Ankara 8. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen kararın taraf vekillerince temyiz edilmeksizin 11.03.2014 tarihinde kesinleştiğini, bu davada davacının ıslahla dava tarihinden sonrasına ilişkin talepte bulunduğunu, ancak mahkeme tarafından dava tarihi olan 25.07.2011 tarihinden sonraya ilişkin kar payı alacağı talebinin reddedildiğini, bu kararın kesin hüküm oluşturduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasında görülen Ankara 8. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2011/499 E. sayılı dosyasında davacının şirket ortaklığından çıkartılmasına izin verilerek 2009 ve 2010 yılı döneminde hak kazandığı kar payı alacağına hükmedildiği ancak ıslahla arttırılan talebin dava tarihinden sonrasına tekabül eden kısmının reddedildiği, kararın taraflarca temyiz edilmediğinden kesinleştiği, bu durumda kar payına ilişkin evvelce açılan davada verilen kararı temyiz etmeyen davacının, yeniden kar payı tahsiline yönelik dava açma hakkı kalmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, bir miktar kar payı alacağının tahsiline ilişkindir.
Davacı yan işbu davada 25.7.2011 tarihinden sonraki döneme ilişkin 2011 yılı kâr payı ile 2012 ve 2013 yıllarına ilişkin kar payı alacağının davalı şirketten tahsili talebinde bulunmuştur.Mahkemece davanın reddine mesnet teşkil eden Ankara 8. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin işbu dava dosyası içerisinde bulunan gerekçeli kararı ile bu karara mesnet teşkil eden bilirkişi raporundan da anlaşılacağı üzere, taraflar arasındaki kar payı alacağına ilişkin anılan davada verilen hüküm, bilirkişi tarafından düzenlenen ve aynı zamanda bu davanın açıldığı 25.7.2011 tarihli ara bilançoya göre kurulmuş, davalı şirketin 2011 yılı başından 25.7.2011 tarihine değin tahakkuk etmiş dönem karından davacının hissesine düşen miktarın ise davacının çıkma payı içerisinde dahil edilmek suretiyle tahsil hükmü kurulduğu, hesaplanan bu tutar dışında kalan ve ıslah ile artırılan kar payı isteminin ise dava tarihi itibariyle henüz muaccel olmuş bir alacağın bulunmaması nedeniyle dava şartı eksikliği nedeniyle reddedilmiş bulunduğu anlaşılmaktadır.
Bu durumda, taraflar arasında görülen ilk davada verilen ve kesinleşen hükmün işbu dava bakımından kesin hüküm oluşturması mümkün olmadığı gibi, o kararın davacı yanca temyiz edilmemiş olması da karşı taraf bakımından usuli müktesep hak oluşturur nitelikte değildir.
Tüm bu nedenlerle, davanın esasına girilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yerel mahkemece yazılı gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmesi doğru olmamış, davacı vekilinin bu yöne ilişkin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile yerel mahkeme kararının BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 01/06/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.