YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/2878
KARAR NO : 2015/9202
KARAR TARİHİ : 14.09.2015
MAHKEMESİ : ANKARA 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 03/07/2014
NUMARASI : 2013/7-2014/150
Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 03/07/2014 tarih ve 2013/7-2014/150 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dava, 6100 sayılı Kanun’un geçici 3/2. maddesi delaletiyle uygulanması gereken HUMK’nın 3156 sayılı Kanun ile değişik 438/1 maddesi hükmü gereğince miktar veya değer söz konusu olmaksızın duruşmalı olarak incelenmesi gereken dava ve işlerin dışında bulunduğundan duruşma isteğinin reddiyle incelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, dünyaca tanınmış “Z.”, “Z.+Şekil” ve “Z.” esas unsurlu markaların dünyanın çeşitli ülkelerinde müvekkili şirket adına tescilli olduğunu, müvekkilinin, davalı B.. Y.. tarafından yapılan 2010/35770 sayılı “Z.+Şekil” ibareli markanın tescil başvurusuna yaptığı itirazın TPE YİDK tarafından nihai olarak reddedildiğini, ancak davalı adına başvurusu yapılan müvekkili markaları ile ayırtedilemeyecek derecede benzer markanın tescili halinde iltibas tehlikesinin doğacağını, davalının müvekkilinin tanınmışlığından haksız yarar sağlayacağını, müvekkilinin dünya çapındaki tanınmışlığı nedeniyle farklı mal ve hizmetlerde dahi dava konusu edilen markanın tescilinin yapılamayacağını ileri sürerek davalı TPE YİDK’nun 2012-M-3525 sayılı kararının iptalini, 2010/35770 sayılı markanın tescili halinde hükümsüzlüğünü talep ve dava etmiştir.
Davalı TPE vekili, 31. sınıf mallar için yapılan başvurunun davacı markalarındaki mal ve hizmetleri kapsamadığını, haksız kazanç sağlanmayacağını, iltibas tehlikesinin doğmayacağını, YİDK kararının usul ve yasaya uygun bulunduğunu söyleyerek davanın reddini istemiştir.
Davalı B.. Y.. vekili, müvekkilinin, davacı markalarından farklı sınıflarda tescil başvurusu yaptığını, “Z.+Şekil” markasının davacı adına kayıtlı markalardan farklı olduğunu, “Z.” ibaresinin, Türkiye’de bir ilçe adı olarak bilindiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı markasında “Z.” kelimesinin ön planda olduğu, markaların geneline bakıldığında sescil benzerliğin bulunulduğu, işaretlerin düşük de olsa benzer olarak algılanabileceği, davacıya ait “Z.” markasının tanınmış marka olduğu, ancak, dava konusu başvuruda bulunan emtiaların hiçbirinin davacı markalarında yer alan emtialarla ayniyet ya da benzerlik göstermediği, davacının 556 sayılı KHK’nın 8/4. maddesinde sayılan üç halin gerçekleştiğine ya da gerçekleşebileceği ihtimaline yönelik herhangi bir delil sunmadığı, davalı markasının tescilinin söz konusu olduğu mal ve hizmetler ile faaliyet konusu dikkate alındığında, davacı marka/ markalarıyla ilişkilendirmenin mümkün olmadığı, dolayısıyla da 556 sayılı KHK’nın 8/4. maddesinde tescil engeli olarak düzenlenen “haksız bîr yararın sağlanması”, “markanın itibarına zarar verilmesi” veya “markanın ayırt edici karakterinin zedelenmesi” koşullarının somut olayda gerçekleşmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 2,50 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 14/09/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.