Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2015/3350 E. 2015/9200 K. 14.09.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/3350
KARAR NO : 2015/9200
KARAR TARİHİ : 14.09.2015

MAHKEMESİ : İSTANBUL 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 09/12/2014
NUMARASI : 2014/610-2014/322

Taraflar arasında görülen davada İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 09/12/2014 tarih ve 2014/610-2014/322 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili ve fer’i müdahil TMSF vekili ve fer’i müdahil O. vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dava konusu meblağ 19.292 TL’nin altında bulunduğundan 6100 sayılı Kanun’un geçici 3/2. maddesi delaletiyle uygulanması gereken HUMK’nın 3156 sayılı Kanunla değişik 438. maddesi gereğince duruşma isteğinin reddiyle incelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin E. B.Şubesine yatırdığı 10.000 TL’nin Bankanın kasıtlı yönlendirmesi ile K.’ta kurulu paravan o. bankasının hesaplarına aktarıldığını, her iki bankanın tek elden yönetildiğini, kıyı bankasının suç işleme maksatlı kurulduğunu, E.’a el konulmasından sonra mevduatın ödenmediğini, sözleşme, haksız fiil ve sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre davalı Bankanın sorumlu olduğunu ileri sürerek 10.000 TL’nin 29.11.1999 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, hisse devir sözleşmesi ile TMSF’nin devir tarihinden önceki borçları, mali ve hukuki sorumluluğu devraldığını, müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini, hak düşürücü ve zamanaşımı sürelerinin geçtiğini, davacının serbest iradesi ile parasını off shore hesaba yatırdığını, müvekkilinin vekâlet görevini yerine getirdiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Feri müdahil TMSF vekili, davanın zamanaşımına uğradığını, hak düşürücü sürenin geçtiğini, müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini, davacının daha fazla faiz getirisi elde edebilmek için off shore hesabı tercih ettiğini, dolandırıcılığın söz konusu olmadığını, hesap cüzdanına itiraz edilmemek suretiyle off shore mevduatının benimsendiğini, davalı bankanın ancak havale işlemini gerçekleştirdiğini, davacının müterafik kusurunun bulunduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Feri müdahil O. vekili, müvekkilinin bir borç üstlenmesinin bulunmadığını, muhatabın TMSF olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının 29.11.1999 tarihinde açılan mevduat hesabındaki parasının aynı tarihli havale işlemi ile Kıbrıs’ta kurulu O. hesabına havale edilmiş gibi gösterildiği, davalı Banka tarafından kendi merkez hesaplarında tutularak bünyesinde kalan 10.000 TL mevduatın davacıya geri ödenmediği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili, feri müdahil TMSF vekili ve feri müdahil O. vekili temyiz etmiştir.
1- Mahkemece verilen kararı temyiz eden fer’i müdahil O. vekilinin dilekçesi temyiz defterine kaydedilmediği gibi, temyiz harcının yatırıldığına dair makbuza da dosya içinde rastlanmamıştır. Temyiz dilekçesinin verilme usulü HUMK’nın 434’üncü maddesinde açıklanmış olup, buna göre temyiz dilekçesinin temyiz defterine kayıt ettirilip, temyiz harcının yatırılmış olması gerekmektedir.
Bu itibarla, fer’i müdahil O. vekilinin temyiz isteminin reddine karar verilmesi gerekmiştir.
2- Davalı Banka vekili ve feri müdahil TMSF vekilinin temyiz itirazlarına gelince; dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve davalının sorumluluğunun BK’nın 41, 55 ve TTK’nın 336’ncı maddelerinden kaynaklanmasına, davacı zararının off shore bankasından tahsil etme olanağının kalmadığının anlaşıldığı andan itibaren zamanaşımı süresinin başlamasının gerekmesine göre, aşağıdaki bent dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
3- Ancak, hükmün 2. paragrafında davalı Bankanın harçtan muaf olduğu belirtildiği ve yatırılan harcın davacıya iadesine karar verildiği halde, davacıya ait paranın off shore bankasına gönderilmesi konusundaki işlem ve eylemleri yürüten E. A.Ş.’nin TMSF tarafından devir alındıktan sonra en son ING Bank A.Ş.’ye devredildiği, bu durumda F. Bankası iken ING Bank A.Ş.’ye devredilen E. A.Ş.’nin eylemlerinden dolayı açılan işbu davada, bu bankayı devir alan ING Bank A.Ş.’nin 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun 140. maddesi uyarınca harçtan muaf olduğu gözetildiğinde hükmün 4. paragrafında başvuru harcı ve peşin harcın yargılama giderleri arasında gösterilip davalıdan tahsiline karar verilmesi doğru olmayıp, kararın bu nedenle bozulması gerekirse de yapılan yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, kararın anılan yönden düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle feri müdahil OYAK vekilinin temyiz isteminin REDDİNE, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı Banka vekili ve feri müdahil TMSF vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, (3) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı Banka vekili ve feri müdahil TMSF vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının hüküm bölümünün 4. paragrafında yer alan “17,15 TL başvuru harcı, 147,90 TL peşin harç” ibarelerinin hükümden çıkarılmasına, aynı paragrafta yer alan “430,15 TL” ibaresinin de hükümden çıkarılarak yerine “413 TL” ibaresinin yazılmasına, hükmün bu şekilde davalı Banka ve fer’i müdahil TMSF yararına DÜZELTİLEREK ONANMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davalı Banka’ya iadesine, 14/09/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.