Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2015/3365 E. 2015/10768 K. 20.10.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/3365
KARAR NO : 2015/10768
KARAR TARİHİ : 20.10.2015

MAHKEMESİ : MALATYA 3. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 23/01/2014
NUMARASI : 2011/385-2014/43

Taraflar arasında görülen davada Malatya 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 23/01/2014 gün ve 2011/385-2014/43 sayılı kararı onayan Daire’nin 19/12/2014 gün ve 2014/17728-2014-20125 sayılı kararı aleyhinde davacılar vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacılar vekili, davacı şirketin icra dosyasındaki bonoda keşideci ve diğer davacıların ise bononun kefilleri olduğunu, davalı TEB ile davacı şirket arasında genel kredi sözleşmesi imzalandığını, müvekkillerinin kullandıkları bu krediye teminat olarak bir gayrimenkullerini ipotek ettiklerini, boş bir bonoyu da teminat senedi olarak verdiklerini, müvekkillerinin borcun büyük bir kısmını ödemelerine rağmen son zamanlarda ödemelerini aksattıklarını, bunun üzerine davalının hesabı katettiğini, kredi sebebiyle 117.403,81 TL, müvekkillerine verilen 03.05.2010 tarihli 14.545 TL’lik ve 11.05.2010 tarihli 1.905 TL’lik teminat mektuplarının ve H. Tic. Ltd. Şti. elinde bulunan her çek yaprağı için davalı bankanın sorumluluğu için 8.950 TL olmak üzere toplam 126.353,81 TL’nin ödenmesini talep ettiğini, daha sonra davalı bankanın kendisine verilmiş olan teminat senedini 150.000 TL olarak doldurup takibe koyduğunu, teminat mektupları ve çeklerden doğan bankanın sorumluluğu için risk oluşmadığını, herhangi bir risk doğmamışken bankanın takibe geçmesinin haksız olduğunu, karşılıksız kalan çek yaprağı bulunmadığını, çek yapraklarının neredeyse tamamının iade edildiğini, teminat olarak verilen senedi takibe koyup bunun içine risk doğmamış teminat senedi ve çekler için sorumluluk bedellerini talep edemeyeceğini, anapara olarak belirtilen 144.345,21 TL’lik ana paranın 16.450 TL’lik teminat mektubu ve 8.950 TL’lik karşılıksız çeklerden doğan banka sorumluluk miktarının, bunlara işletilen faizin, 111.612,39 TL’lik kredilerin kat edilmesinin ardından hesabın erken kat edilmesi nedeniyle sonraki taksitlerde işleyecek faizlerin kat hesabından düşürülmesi ve ayrıca icra takibinde işlemiş faiz ile komisyon miktarının da haksız istenilen meblağ oranında düşürülmesi gerektiğini ileri sürerek, şimdilik 25.400 TL borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini istemiş, davalı bankanın dava konusunu yargılama sırasında temlik etmesi nedeniyle HUMK’nın 186. maddesi uyarınca davaya zarar ziyan davası olarak devam edilmiş, ıslahla 25.977 TL’nin avans faziyle birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, genel kredi sözleşmesi hükümleri çerçevesinde hesap kat edilip icra takibi yapıldığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacı tarafça başlangıçta borçlu olunmadığının tespiti amacıyla dava açılmış ise de icra dosyasında 111.612,39 TL anapara üzerinden yürütülen takipte davacıların 119.161,73 TL borçlarının bulunduğu, dava konusunun temliki üzerine davaya zarar ziyan davası olarak devam edildiği, teminat mektuplarının çıkışlarının yapılarak bedellerinin davacıya ödendiğinin bankaca verilmiş olan 20/01/2012 tarihli yazı cevabından anlaşıldığı, bu sebeple teminat mektubu bedelleri yönünden bir alacağın bulunmadığı, çek bedelleri yönünden ise taraflar arasında düzenlenmiş olan genel kredi sözleşmesindeki hüküm dikkate alındığında bankanın gayri nakdi çek tutarını talep etmekte haklı olduğu gerekçesiyle davanın reddine dair verilen karar, davacılar vekilinin temyiz istemi üzerine Dairemizce onanmıştır.
Bu kez davacılar vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Dosyadaki yazılara, mahkeme kararında belirtilip Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davacılar vekilinin HUMK’nın 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirisini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacılar vekilinin karar düzeltme isteğinin HUMK’nın 442. maddesi gereğince REDDİNE, alınması gereken 57,60 TL karar düzeltme harcı peşin ödenmiş olduğundan yeniden alınmasına yer olmadığına, 3506 sayılı Yasa ile değiştirilen HUMK’nın 442/3. maddesi hükmü uyarınca, takdiren 251,00 TL para cezasının karar düzeltilmesini isteyenlerden alınarak Hazine’ye gelir kaydedilmesine, 20/10/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.