Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2015/3390 E. 2015/9194 K. 14.09.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/3390
KARAR NO : 2015/9194
KARAR TARİHİ : 14.09.2015

MAHKEMESİ : MANİSA 1. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 23/12/2014
NUMARASI : 2014/134-2014/1142

Taraflar arasında görülen davada Manisa 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 23/12/2014 tarih ve 2014/134-2014/1142 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalının don rizikosuna karşı sigortaladığı üzümlerde Mart ve Nisan aylarında meydana gelen don olayları nedeniyle hasar oluştuğunu, davalı ekspertizlerinin taşınmazlarda meydana gelen hasar oranını düşük belirlediğini ileri sürerek 8.000 TL hasar bedelinin hasat tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir. Davacı vekili 24.12.2012 havale tarihli dilekçesi ile talep miktarını 16.763,77 TL’sına çıkarmıştır.
Davalı vekili, yapılan ekspertiz incelemesi sonucunda ölü kol hastalığı ve yetersiz bakım şartları gibi teminat dışı etmenler sonucu verim düşüklüğü meydana geldiğinin tespit edildiğini, bu doğrultuda poliçelerin zeyledilmesinden sonra hesaplanan toplam 11.751 TL hasar bedelinin sigortalıya ödendiğini, bunun dışındaki hasarların teminat harici kaldığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, uyulan bozma ilamı, alınan bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre, davalı tarafından yapılan ödemeler ve davacı tarafın eksik yatırdığı primler değerlendirildiğinde davacının 17.179,77 TL alacaklı olduğu, bozma öncesi verilen kararın davacı tarafından temyiz edilmemesi sebebiyle davalının kazanılmış hakkının bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile 16.763,77 TL’nin 01.09.2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, bitkisel ürün sigorta poliçesine dayalı tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş ise de, davaya konu poliçe üzerinde 365 sayılı Muradiye Tarım Kredi Kooperatifi dain-i mürtehin olarak gösterilmiştir. Dairemizin yerleşik uygulamaları uyarınca bu durumda, adı geçen kooperatifin rehin hakkı bulunduğundan, sigortadan tazminat talep etme hakkı da öncelikle ona ait olup, sigortalı ancak lehine rehin verilen alacaklının açık muvafakatini almak şartıyla ve kendi menfaati de zedelendiği takdirde tazminat isteme hakkına sahip olur (14.06.2010 gün ve 2009/430-6814 E.K., 12.10.2012 gün ve 2011/8534-16045 E.K., 08.03.2013 gün ve 2012/4175-4580 E.K.) Buna göre mahkemece, talep hakkına sahip dava dışı kooperatiften alınmış, açılan davaya muvafakat veya icazetleri olduğuna dair gerekli belgeyi sunması için davacı tarafa süre verilmesi ve bu usulü eksiklik tamamlandığı takdirde işin esasına girilmesi gerekir. Davacının aktif taraf sıfatının (husumet) varlığına ilişkin olan ve mahkemece re’sen göz önünde bulundurulması gereken bu husus hakkında usulü eksiklik tamamlanmadan, yazılı şekilde uyuşmazlığın esasına girilerek ve anılan poliçeye dayalı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
2- Kabule göre de; mahkemenin 25.12.2012 tarih ve 2011/481 E.- 2012/493 K. sayılı kararının temyizi üzerine Dairemizin 05.12.2013 tarih ve 2013/14959 E.- 2013/22142 K. sayılı ilamında “davalı vekilinin ciddi itirazlarının irdelendiği bir rapor alınması gerektiği” belirtilerek mahkeme kararı bozulmuş, mahkemece bozmaya uyulduğu halde hükme esas alınan bilirkişi raporunda davalı vekilinin “ölü kol hastalığı, bağ miğdiyösü ve yetersiz bakım şartları gibi teminat dışı etmenler sonucu verimin azaldığı, bu nedenle verim kaybının tümünün don hasarına bağlanamayacağı” yönünde ki itirazlarına yine değinilmemiş ve davalının bu savunmalarının yerinde olup olmadığı değerlendirilmemiştir. Bu itibarla, bozma ilamının gereğinin yerine getirilmemesi de doğru olmamış, hükmün bu nedenle de bozulmasını gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) ve (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine,14.09.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.