YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/3468
KARAR NO : 2015/10278
KARAR TARİHİ : 12.10.2015
MAHKEMESİ : BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 27/02/2014
NUMARASI : 2012/164-2014/43
Taraflar arasında görülen davada Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 27/02/2014 tarih ve 2012/164-2014/43 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı TMSF vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, TMSF’nin 13/02/2004 tarih ve 13 sayılı kararı ile U. Grubuna ait şirketlere el konulduğunu, M. Prodüksiyon A.Ş.’nin el konulan 74 adet medya grubu şirketinden bir tanesi olduğunu, TMSF tarafından göreve getirilen yeni medya grubunun kasada olması gereken nakit tutarlar ile mevcutlar arasında fahiş farklar bulunduğunu tespit ettiğini, kasa açığı tespit edildikten sonra teftiş ve denetim kurulu raporu düzenlenerek
şirketin zarara uğratıldığının tespit edildiğini, yapılan inceleme sonucu şirket yönetim ve denetimi ile finans işlerini fiilen yapan davalıların kasa açığından sorumlu olduklarını ileri sürerek 1.734.074,83 TL zararın davalılardan müştereken ve müteselsilen ticari faizi ile birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekilleri davanın reddini istemişlerdir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; TMSF tarafından 14/02/2004 tarihinde şirket yönetimine el konulması sırasında eski yöneticiler ile TMSF tarafından atananlar arasında fiili kasa sayım tutanağı, devir tutanağı, noter tespiti gibi bir belgenin mevcut olmadığı, kasa açığı bulunduğuna dair belirlemenin sadece TMSF tarafından yapılan denetleme raporu ile ileri sürüldüğü, bu durumda kasa açığının el koyma anında mecut olduğu hususunun tespit edilemediği, şirket bir zarara uğramış olsa dahi zarar ile sorumlular arasında illiyet bağı kurulamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı TMSF vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı TMSF vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı TMSF vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, temyiz eden davacı TMSF harçtan muaf olduğundan harç alınmasına mahal olmadığına, 12/10/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.