YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/3564
KARAR NO : 2015/10289
KARAR TARİHİ : 12.10.2015
MAHKEMESİ : İSTANBUL ANADOLU 1. FİKRÎ VE
SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 18/11/2014
NUMARASI : 2014/42-2014/254
Taraflar arasında görülen davada İstanbul Anadolu 1. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 18.11.2014 tarih ve 2014/42-2014/254 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin 2009/40220 sayılı tanınmış “s. markası ve bu marka ile satışa sunulan cipslerin ambalajında kullandığı 2010/66663, 2010/6679, 2010/66667 ve 2010/66673 sayılı “S.+Şekil” ibareli markalarının bulunduğunu, davalının müvekkili markalarıyla iltibas yaratacak şekilde ürettiği cips ambalajlarında “S.” ibaresini kullandığını, ayrıca müvekkilinin ürün ambalajını da taklit ettiğini ileri sürerek, marka hakkına tecavüz ve haksız rekabetin tespitine, önlenmesine, ortadan kaldırılmasına, fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak şimdilik 10.000,00 TL maddi, 10.000,00 TL manevi tazminatın tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, ıslah beyanı ile maddi tazminat talebini toplam 70.752,78TL’ye çıkarmıştır.
Davalı vekili, müvekkilinin “G.” markasının bulunduğunu, müvekkilinin “G. S.” şeklindeki kullanımının davacının markalarıyla iltibas oluşturmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, bozmaya uyularak yapılan yargılamaya göre; “S.” ve “s.” ibarelerinin ayırt edilemeyecek derecede benzer olduğu, aynı emtia üzerinde kullanıldığı, söz konusu bu kullanımın ürünün potansiyel alıcısı olan tüketici nezdinde iltibas yaratacağı ve KHK’nın 61. maddesi kapsamında markaya tecavüz oluşturacağı, davalıya ait ürünlerin üzerinde kullanılan karakter ve şekiller ile tasarımların markaya tecavüz ve haksız rekabet oluşturmayacağı, manevi tazminat şartlarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davalının davacı tarafa ait tescilli marka hakkına tecavüz ve bu suretle haksız rekabette bulunduğunun tespitine, “S.” ibaresini içeren ürün ambalajları, kutu sair tanıtım malzemelerinin imalinin, satışının ve dağıtımının önlenmesine, 7.500,00 TL manevi, 756,00 TL maddi tazminatın tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, tescilli marka ve ürün ambalajına tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti ile maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece tescilli marka hakkına tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti ile maddi ve manevi tazminat talebinin kısmen kabulüne karar verilmiş, ürün ambalajı kullanımının haksız rekabete yol açtığına ilişkin talep reddedilmiştir. Ürün ambalajı kullanım suretiyle haksız rekabetin varlığının belirlenebilmesi özel ve teknik bilgiyi gerektiren bir değerlendirme niteliğindedir. Bu bakımdan, aralarında tasarım uzmanı bir bilirkişinin de bulunduğu yeni bir heyetten tarafların piyasaya sundukları ürünlere ilişkin ambalajlar arasında 6102 sayılı TTK 54 vd. maddeleri uyarınca iltibas tehlikesi ve haksız rekabet oluşturacak derecede benzerlik bulunup bulunmadığı hususunda Yargıtay denetiminde elverişli görüş istenilerek oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken; bankacı ve hukukçudan oluşan bilirkişi heyeti tarafından hazırlanan rapora itibar edilerek karar verilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
2- Öte yandan, davacı, dava dilekçesinde maddi tazminat talebinin açıkça 556 sayılı KHK’nın 66/a maddesi uyarınca “marka tecavüz edenin rekabeti olmasaydı, marka sahibinin markanın kullanması ile elde edebileceği muhtemel gelire göre” hesaplanmasını istediği halde, KHK’nın 66/b maddesine göre “davalı şirketin markayı kullanmak yoluyla elde ettiği kazanca göre” tazminat hesaplayan bilirkişi raporu esas alınmak suretiyle maddi tazminatın belirlenmesi doğru olmadığı gibi, manevi tazminatın da KHK 66/a maddesi uyarınca hesaplanacak maddi tazminat dikkate alınarak takdir edilmesinin tabi olması karşısında, mahkemece verilen kararın maddi ve manevi tazminat yönünden de bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) ve (2) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 12.10.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.