Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2015/3577 E. 2015/10468 K. 14.10.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/3577
KARAR NO : 2015/10468
KARAR TARİHİ : 14.10.2015

MAHKEMESİ : KARŞIYAKA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 13/11/2014
NUMARASI : 2014/614-2014/380

Taraflar arasında görülen davada Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 13/11/2014 tarih ve 2014/614-2014/380 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili; müvekkilinin davalı bankanın kredi müşterisi olarak uzun süre davalı banka ile ticari ilişki içerisinde bulunduğunu, taraflar arasındaki ihtilaflar sebebiyle davalı tarafından icra takibi ile yapılan haksız tahsilatlar nedeniyle uğranılan munzam zararın tahsili konusunda Menemen Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2002/82 E. sayılı dosyası ile davalı banka aleyhine dava açıldığını, bu davada taleple bağlı kalınarak 379,87 TL asıl alacak, 1.264,56 TL dava tarihine kadar işlemiş faiz ve 3.355,57 TL munzam zarar tazminatı olmak üzere toplam 5.000,00 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verildiğini ve kararın kesinleştiğini, anılan dosyada munzam zararın toplam 11.060,67 TL olarak tespit edildiğini, taleple bağlılık ilkesi uyarınca hüküm altına alınan 3.355,57 TL’nin çıkartılması ile bakiye 7.705,10 TL munzam zararın tahsilinin gerektiğini ileri sürerek 7.705,10 TL munzam zararın 31/01/2002 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili; davacının alacak talepleri için 10 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğunu, davacının iddia ettiği bu alacağını 12/10/2006 tarihinde Hüseyin Dilber’e temlik ettiğini, dolayısıyla aktif husumet ehliyetinin bulunmadığını, munzam zarar alacağına faiz talep edilemeyeceğini, sonuçlanan dava dosyasındaki bilirkişi raporunun eldeki davaya esas alınamayacağını, davacının zararını ispat etmesi gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; davanın munzam zararla ilgili bakiye alacağın tahsili istemine ilişkin olduğu, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin 2003/1331 E.-2003/7211 K. sayılı ilamında “kredi sözleşmesinden doğan uyuşmazlıklarda BK’nın 125.maddesindeki 10 yıllık zamanaşımı süresi uygulanır” gerekçesi ile Menemen Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 14.10.2002 gün 2002/82 E. – 2002/516 K.sayılı kararını bozduğu, 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 128.madde hükmüne göre zamanaşımının alacağının muaccel olduğu tarihten itibaren işlemeye başladığı, somut olayda davacının borçlu olmadığı miktara ilişkin tahsilatların 1994 ve 1995 yıllarında yapıldığı, bu durumda eldeki davanın açılış tarihi 17.01.2014 itibari ile 10 yıllık zamanaşımı süresinin dolmuş olduğu ve davanın zamanaşımına uğradığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 14/10/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.