YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/3579
KARAR NO : 2015/10303
KARAR TARİHİ : 12.10.2015
MAHKEMESİ : ANKARA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 10/12/2014
NUMARASI : 2014/114-2014/697
Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 10/12/2014 tarih ve 2014/114-2014/697 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili; müvekkilinin 2004 yılı içerisinde nüfus cüzdanının kaybolduğunu ya da çalındığını, nüfus cüzdanını bulan kişinin yerine kendi fotoğrafını yapıştırarak, davalı Banka’nın Kayseri Merkez Şubesi’nde müvekkili adına hesap açtırdığını ve ardından dava dışı bir kişinin başka bir bankadaki maaş hesabından 1.350,00 TL’yi internet bankacılığı aracılığıyla müvekkili adına açtığı sahte hesaba aktardığını, bu sebeple müvekkili hakkında adli takibat başlatıldığını, müvekkilinin havaalanında kelepçelenerek gözaltına alındığını ve hakkında Çubuk Asliye Ceza Mahkemesi’nde nitelikli hırsızlık suçu sebebiyle dava açıldığını, davalı bankanın hesap açılması sırasında elinde bulunan kamera görüntüleri ve delilleri takip etmeyip polise bildirmeyerek seyirci kaldığını ve müvekkilinin mağduriyetine sebep olduğunu ileri sürerek 50.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma, uyulan bozma ilamı ve dosya kapsamına göre; davacının kaybettiği veya çaldırdığı nüfus cüzdanı ele geçiren şahıslarca nüfus cüzdanına başka resim yapıştırılmak suretiyle davalı bankanın şubesinde sahte hesap açıldığı, dava dışı üçüncü şahsın hesabında bulunan paranın bilişim sistemi kullanılmak suretiyle bu hesaba aktarılarak çekildiği, bu olay nedeniyle davacının çıkartılan yakalama emrine binaen yakalandığı, savunması alındıktan sonra sonra serbest bırakıldığı, davacı bankanın hesap açtıran kişilerin kimlik bilgilerini kontrol etmekte, hesap açtıran kişilerin sahtecilik işlemlerine karşı önlem almakta, banka kayıtlarını saklamakta ihmal gösterdiği, davacının havaalanında göz altına alınmakla kişilik haklarının ihlal edildiği, oluşan zararın büyüklüğü kusur durumu uyarınca davacı lehine manevi tazminat koşullarının oluştuğu, davacının maddi tazminat talebinden feragat ettiği gerekçesiyle, davacının feragati nedeniyle maddi tazminat istemi hakkında karar verilmesine yer olmadığına, manevi tazminat isteminin kısmen kabulü ile 15.000,00 TL’nin 18.09.2009 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili vekili temyiz etmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Dava, bankacılık işleminden kaynaklı maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Genel kabul gören görüşe göre manevi tazminat; ne bir ceza ne de gerçek anlamda bir tazminattır. Zarara uğrayan kişinin çektiği acıyı, duyduğu elem ve üzüntüyü bir nebze olsa da dindiren, zarara uğratan olay nedeniyle oluşan ruhsal tahribatı onarmaya yarayan bir araçtır.818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 47, 6098 sayılı TBK’nın 58. maddesinde düzenlenen hükme göre hakimin özel durumları göz önünde tutarak hükmedeceği manevi tazminat miktarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru gerçekleştirecek ve tazminata benzer bir fonksiyonu da olan özgün bir nitelik taşır. Manevi tazminat bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. Zarar görenin zenginleşmemesi, zarar sorumlusunun da fakirleşmemesi gerekmektedir. O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.06.1976 günlü ve 7/7 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde de takdir edilecek manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden, hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.
Somut olayda; mahkemece davacı yararına 15.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmiştir. Ancak, davacının kimliğini kaybetmek suretiyle olayın oluşumuna kendi kusuruyla da katkı sağladığı, havaalanında gözaltına alınması sonrasında ifadesi alınıp kısa süre sonra serbest kaldığı gözetildiğinde davacı yararına hüküm altına alınan manevi tazminat miktarı yüksek bulunmuştur. Bu itibarla, açıklanan hususlar nazara alınarak daha makul ve somut olayın özelliklerine daha uygun düşen bir miktarda manevi tazminata hükmedilmesi gerekirken, yazılı miktara hükmedilmesi doğru görülmemiş, kararın bu yönden davalı yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 12/10/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.