Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2015/3619 E. 2015/11233 K. 28.10.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/3619
KARAR NO : 2015/11233
KARAR TARİHİ : 28.10.2015

MAHKEMESİ : ANKARA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 16/10/2012
NUMARASI : 2007/62-2012/517

Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 16/10/2012 gün ve 2007/62-2012/517 sayılı kararı onayan Daire’nin 31/10/2014 gün ve 2014/2541-2014/16554 sayılı kararı aleyhinde asıl ve birleşen davada davacı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacı vekili, asıl davada müvekkili ile davalının 01.12.2003 tarihinde süresiz olarak acentelik sözleşmesi ve buna ek olarak cari hesap sözleşmesi imzaladıklarını ve bu sözleşme ve eki cari hesap sözleşmesinin daha sonra taraflar arasındaki mutabakat ile 2005 yılı Ağustos ayı içinde 5 yıl süre ile yenilendiğini, müvekkili sözleşme gereği üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirerek çalışmakta iken, davalı tarafın sözleşmeye aykırı tutumları ile karşılaştığını, davalı tarafın hakediş ödemelerinde temerrüde düştüğünü, müvekkilinin durumun düzeleceği umuduyla çalışmasını devam ettirdiğini, 2006 Ekim ayında sözleşme gereği ödenmesi gereken Nisan-Mayıs-Haziran-Temmuz-Ağustos 2006 dönemlerine ait hakedişlerin zamanı geçmiş olmasına rağmen ödenmemesi üzerine davalının temerrüdü ve sözleşmeye aykırı davranışının dayanılmaz hal aldığını, müvekkilinin bunun üzerine 26.10.2006 tarihli ihtarname ile ödeme istemini ve kanuni haklarını kullanacağını, 26.11.2010 tarihli ihtarname ile de ödeme istemini ve kanuni haklarını kullandığını, ayrıca temerrüt nedeni ile 1.905,21 TL üzerinde hapis hakkını kullandığını yazılı olarak davalıya ihtar ettiğini, sonrasında sözleşmenin devamında fayda kalmadığını belirterek sözleşmenin haklı sebeple feshi hazırlığı içerisindeyken, davalı şirket tarafından sözleşmenin haksız olarak feshi ile müvekkiline ait işyerinin 15.12.2006 tarihinde devir alındığını, bu devir sırasında davacının doğmuş haklarının kendisine ödenmediğini, ileri sürerek, fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla hakediş karşılığı doğmuş olan alacaklarının şimdilik 7.000,00 TL’sinin 15.12.2006 tarihinden itibaren ticari temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsilini; birleşen davada ise davalının haksız feshi sebebiyle uğradığı 6.500 TL maddi, 10.000 TL manevi zararın faizi ile davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili asıl ve birleşen davada davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, asıl ve birleşen davanın reddine dair verilen karar asıl ve birleşen davada davacı vekilinin temyizi üzerine Dairemizce değişik gerekçe ile onanmıştır.
Davacı vekili asıl ve birleşen davada bu kez karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, asıl ve birleşen davada davacı vekilinin HUMK’nın 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, asıl ve birleşen davada davacı vekilinin karar düzeltme isteğinin HUMK’nın 442. maddesi gereğince REDDİNE, alınması gereken 57,60 TL karar düzeltme harcı peşin ödenmiş olduğundan yeniden alınmasına yer olmadığına, 3506 sayılı Yasa ile değiştirilen HUMK’nın 442/3. maddesi hükmü uyarınca, takdiren 251,00 TL para cezasının karar düzeltilmesini isteyenden alınarak Hazine’ye gelir kaydedilmesine, 28/10/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.