YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/3684
KARAR NO : 2015/10863
KARAR TARİHİ : 21.10.2015
MAHKEMESİ : BAKIRKÖY 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 14/10/2014
NUMARASI : 2012/369-2014/178
Taraflar arasında görülen davada Bakırköy 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 14/10/2014 tarih ve 2012/369-2014/178 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin uzun yıllardan bugüne kadar nizasız ve fasılasız kullanım sonucu ayırt edicilik kazandırdığı, maruf ve meşhur hale getirdiği, tanınmış ve adına tescilli çok sayıda “T.” ibareli seri markalarının ayırt edilemeyecek kadar aynısı veya benzeri olan ve açıkça iltibas yaratan “T.” ibaresini kötüniyetle, haksız ve hukuka aykırı bir şekilde kullanarak müvekkilinin marka hakkına tecavüzde bulunduğunu, davalının eyleminin aynı zamanda haksız rekabet teşkil ettiğini ileri sürerek, tecavüz ve haksız rekabetin tespiti, durdurulması ve önlenmesi, anılan ibarenin davalının ürünlerinin kamuya sunulduğu internet sitelerinde kullanmasının durdurulmasını, bu ibarenin internet siteleri dahil olmak üzere tüm sair tanıtım materyallerinden çıkartılmasını, silinmesini, kullanılmasının önlenmesini, işbu ibareyi havi ürünlerin satışının durdurulmasını, davalı tarafından kullanılan basılı evrak, fatura, sevk irsaliyesi, broşür, ambalaj, her cins etiket, ticari evrak vs. basılı madde ile tanıtım vasıtalarının üzerindeki ve satış gerçekleştirilen ürünlerden “T.” ibaresinin silinmesini, silinmesi mümkün olmayanların imhasını ve hükmün ilanını talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacı adına tek başına “T.” ibaresinden oluşan ve 2. sınıfta tescilli olan bir marka bulunmadığını, kaldı ki ibarenin 2. sınıf bakımından tescilinin KHK’nın 7/a, c, d ve e bentlerine aykırı olacağını, davacı başvurusunun da bu nedenle reddedildiğini, internette bir çok sitede anılan ibarenin bir malzeme adı olarak satışa sunulduğunu, 12.12.2011 tarihli internet çıktısında genel bir kimyasal madde olan “T.” ibaresinin markasal olarak değil, tanımlayıcı bir ibare olarak kullanıldığını, müvekkilinin KHK’nın 12. maddesinde yer alan ölçüyü bile gerektirmeyen bir kullanımının söz konusu olduğunu zaten, davacı ihtarından sonra da bu ibarenin internet sitesinden çıkartıldığını, müvekkilinin ne kendi internet sitesinde ne de diğer sitelerde yer alan reklamlarda davacının “K.” markaları ile iltibas teşkil eden bir ibarenin yer almadığını, müvekkilinin “T.” üretimi ve satışı olmadığını, “T.” ibaresini ihtiva eden marka kullanmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, toplanılan deliller, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalının “T.” ibaresini ürünlerde, tanıtım evrakında, satışa sunduğu, internete tanıttığı ürünlerde kullandığı, “T.” ibaresinin davacı adına tescilli olduğu, davalı kullanımının markasal bir kullanım olup, KHK’nın 12. maddesi kapsamında bulunmadığından davacının marka hakkına tecavüz teşkil ettiği yine, davalı tarafından başkasına ait işaretin kullanılmasının haksız rekabete sebebiyet verdiği gerekçesiyle, davanın kabulü ile, markaya tecavüz ve haksız rekabetin tespiti ile men’ine, davalının “T.” ibaresini ürünlerde, tanıtım evrakında, ticari evrakta, basılı evrakta, broşür, reklam ve internet üzerinde kullanılmasının engellenmesine, anılan ibareyi içeren davalı ürün ve evrakına el konulması ile imhasına, internet üzerinde kullanımın engellenmesine, ürünler üzerindeki “T.” ibareli markasal kullanımın silinmesi ile kullanımın bu şekilde engellenmesine ve hükmün ilanına karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 21/10/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.