YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/3730
KARAR NO : 2015/12029
KARAR TARİHİ : 16.11.2015
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada … Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 30.09.2014 tarih ve 2009/498-2014/486 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi asıl ve birleşen davada davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili; …ne ait … parselde kayıtlı olan 6, 7, 18 ve 19 nolu bağımsız bölümlerin 09/02/2009 tarihinde davalılara satılıp devredildiğini, şirketin ortaklarının … ve … olduğunu, şirket adına taşınmaz devrini yapan …’ın yetkisiz olduğunu, ortaklardan …’ın 05/01/2009 tarihinde kendini münferit imza ile temsile yetkili müdür atadığını, ancak …’ın şirket mallarını kaçırmaya matuf bir çok işlemine dayanak yaptığı 05/01/2009 tarihli ortaklar kurulu kararı altındaki imzanın diğer ortak …’a ait olmayıp sahte olduğunu, söz konusu devir işleminin yetkisizlik yanında ayrıca taşınmazların gerçek değerinin de tapuda gösterilen değerin çok üstünde olması sebebiyle muvazaalı olduğunu ileri sürerek dava konusu bağımsız bölümlerin davalılara devrine ilişkin işlemlerin iptaline, taşınmazların şirkete iadesine ve şirket adına tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiş, birleşen davada ise davalıların taşınmazları kiraya vererek haksız şekilde tahsil ettiği kira paralarının davalılardan alınarak davacıya iadesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili; 05/01/2009 tarihli ortaklar kurulu kararı sahte olsa dahi bu durumun tapu kaydının da iptali sonucunu doğurmayacağını, tapu kaydına itimat eden müvekkillerinin ediniminin korunması gerektiğini, müvekkillerinin söz konusu gayrimenkulün meşru malikleri olduğundan mülkiyet hakkının gereği elde ettikleri kira bedelleri üzerinden de yalnızca kendilerinin hak sahibi olduklarını savunarak asıl ve birleşen davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacı şirket ortağı … tarafından … Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2009/326 Esas sayılı dosyasında 05/01/2009 tarihli ortaklar kurulu kararındaki imzanın kendisine ait olmadığı iddiası ile açtığı dava neticesinde ortaklar kurulundaki …’a atfen atılan imzanın …’a ait olmadığından bahisle 05/01/2009 tarihli Ortaklar Kurulu Kararının hükümsüzlüğünün tespitine karar verildiği, bu kararın Yargıtay denetiminden geçerek kesinleştiği, ancak 30/03/2005 tarihli sicil gazetesinde yayınlanan 21/03/2005 tarihli Ortaklar Kurulu Kararına istinaden 10 yıl süre ile müdür olarak atanan …’ın müdürlük vasfının devam ettiği, bu itibarla tapuda devir işlemine dayanak yapılan 05/01/2009 tarihli Ortaklar Kurulu Kararı hükümsüz ise de 21/03/2005 tarihli Ortaklar Kurulu Kararı gereği tapuda yapılan işlemin geçerli olduğu, ayrıca davacı tarafından tapu devirlerinin muvazaalı olduğu iddiasının ispatlanamadığı, davalılar taşınmazlara tapu ile malik olup iyi niyetli zilyet oldukları için kira bedellerinin istenemeyeceği gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, asıl ve birleşen davacı vekili temyiz etmiştir.
Asıl dava, muvazaa ve yetkisiz temsile dayalı tapu iptali ve tescil istemine, birleşen dava ise kira alacağı istemine ilişkin olup, mahkemece, yazılı gerekçelerle yetkisiz temsil iddiasının başka bir ortaklar kurulu kararı bulunduğu, muvazaa iddiasının ise ispatlanamadığı gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir. Esasen taraflar arasındaki uyuşmazlıklardan bir tanesi de muvazaa iddiası olup, davaya konu taşınmazların tapudaki toplam satış değerlerinin 500.000,00 TL olduğu, davalıların ise bahse konu taşınmazlar için 1.700.000,00 TL ödendiği savunması karşısında, tapudaki değer düşüklüğünün tek başına muvazaa iddiasını kanıtlamaya yeterli olmadığı kabul edilse dahi davacı şirket kayıtları incelenmeden, bahse konu satış bedelinin şirket kayıtlarına ne şekilde intikal ettirildiği denetime elverişli bilirkişi raporu alınarak belirlenmeden, üstelik taşınmazların satışına ilişkin yazılı bir komisyon sözleşmesi ibraz etmeyen emlakçı tanıkların beyanlarına itibar edilmek suretiyle bu yönden eksik incelemeye dayalı karar verilmesi doğru olmamış, asıl ve birleşen davada kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle asıl ve birleşen davada davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 16.11.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.