YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/3737
KARAR NO : 2015/11735
KARAR TARİHİ : 09.11.2015
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada … Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 21/04/2014 tarih ve 2012/339-2014/248 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı … vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı şirketin ortağı olduğunu, 24.06.2005 tarihinden itibaren şirket ortaklığından ayrıldığını ve ayrılma tarihi itibariyle şirketin tüm borçlarından diğer ortakların sorumlu olduğunun taraflar arasında kararlaştırıldığını, ancak bir süre sonra davacının imzasının taklit edilerek davalı şirketin sermayesinin artırılması yoluna gidildiğini bu olay üzerine suç duyurusunda bulunulduğunu ve yapılan yargılama sonunda davalıların mahkumiyetlerine karar verildiğini, davalılarca ödenmemiş olan davalı şirkete ait 36.000,00 TL tutarındaki vergi borcunun müvekkilince ödenmek zorunda kalındığını ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak suretiyle 36.000,00 TL maddi tazminatın tüm davalılardan, ayrıca müvekkilinin malvarlığına saldırı nedeniyle yaşadığı elem ve ızdırap ile bozulan ruhi dengesinin telafisi için 25.000,00 TL manevi tazminatın gerçek kişi davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı … vekili, davanın zamanaşımına uğradığını, müvekkilinin şirket hissesi oranına tekabül eden vergi borcunu ilgili kuruma ödediğini ve borçtan kurtulduğunu, davacının iddia ettiği 24.06.2005 tarih ve 2 nolu şirket kararında müvekkilinin imzasının bulunmadığını, manevi tazminat talebinin ise somut olayda yasal koşullarının bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı … vekili, “müvekkilinin davalı şirketin yetkili temsilcisi olduğunu, şirket 2006-2007 yıllarında kapanma kararı aldığını, o tarihte şirketin sermayesine göre her hissedarın kendi hisselerine düşen vergi borçlarını ödediklerini, iddiaya konu sermaye artırımı ve buna ilişkin kararların noter tasdikli olup, sahte olmadıklarını, davanın kendi hissesisi oranında ödediği vergi borcunu isteme hakkının bulunmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.
Davalı şirket, dava dilekçesinin usulüne uygun tebliğine rağmen cevap dilekçesi sunulmamıştır.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı şirketin … Vergi Dairesi tarafından 04/12/2008 tarihi itibariyle res’en terk ettirildiği, 6183 sayılı Kanun’un 35 ve mükerrer 35.maddesi ile aynı Kanun’un 55.maddesine istinaden; şirket ortaklarına başvurduğu, davacının, davalı şirketten ortaklığı dönemine ait kendi hissesine isabet eden vergi aslı ve gecikme zammı olan toplam 35.126,68 TL tutarı … Vergi Dairesi’ne ödediği, ancak şirket karar defterinde alınan karar içeriğinde de şirketin borçlarını diğer ortakların ödemesi şeklinde karar alındığı, bu haliyle davacının bu dönemle ilgili olarak davalı taraftan Vergi Dairesine ödediği miktarı maddi tazminat olarak talep edebileceği bu haliyle maddi tazminat yönünden davanın kabulüne, manevi tazminat talebi yönünden ise, mal varlığına yönelik saldırı ve zararlar dolayısıyla, davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan mülga 818 sayılı 47, 49 ve diğer maddelerine göre manevi tazminat talep edilemeyeceği gerekçesiyle, manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı … vekili temyiz etmiştir.
Dava, davacının vergi dairesine ödemek zorunda kaldığı miktarın, eskiden ortağı olduğu davalı şirket ile ortaklığı devam eden davalı gerçek kişilerden rücuen tahsili ile davalı gerçek kişilerin verdiği ileri sürülen manevi zararın tazmini istemine ilişkin olup, mahkemece yazılı gerekçeyle rücuen tahsil isteminin kabulüne manevi tazminat isteminin reddine karar verilmiştir.
Somut olayda, davalı şirketin … Vergi Dairesi tarafından 04/12/2008 tarihi itibariyle res’en terkin ettirildiği ve davalı şirketteki pay devrinden önceki döneme ilişkin doğan vergi borcunun kendi hissesine isabet eden kısmının davacı tarafından ödendiği hususlarında uyuşmazlık bulunmamaktadır. Uyuşmazlık; vergi borcundan davacının hisse devrinden sonra kalan ortakların sorumlu olacağına dair ortaklar kurulu kararının geçerli olup olmadığı, davalıları bağlayıp bağlamadığı noktalarında toplanmaktadır.
Davacının şirket hissesini davalılardan …’a devrettiği anlaşılmış olup, davacının dayandığı 21.06.2005 tarihli Ortaklar Kurulu Kararı’na …’in iştiraki bulunmamaktadır. Ortaklara “ek ödeme yükümlülüğü” getiren ortaklar kurulu kararının oy birliği ile alınması şart olduğundan, davalı ortak …’in iştirakının bulunmadığı ve ortaklara ek ödeme yükümlülüğü getiren ortaklar kurulu kararı geçerli olmayıp, davalı …’i bağlamayacağı gibi davacı ile davalı … arasında şirket borçlarının … tarafından ödeneceğine dair bir sözleşme de bulunmamaktadır. O halde, davacının ortak olduğu döneme ilişkin hissesi kararını ödediği vergi borcunu diğer ortak davalı …’den talep edemeyeceği nazara alınmaksızın karar verilmesi doğru olmamış, bu husus bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı … vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün davalı … yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 09/11/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.