Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2015/3745 E. 2015/10699 K. 19.10.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/3745
KARAR NO : 2015/10699
KARAR TARİHİ : 19.10.2015

MAHKEMESİ : BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 16/12/2014
NUMARASI : 2014/708-2014/446

Taraflar arasında görülen davada Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 16.12.2014 tarih ve 2014/708-2014/446 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili; davalının 02.12.2000-01.10.2007 tarihleri arasında müvekkil şirkette satış müdürü olarak çalıştığını, müvekkili ile davalı arasında yapılan hizmet akdinin özel şartlar bölümünde (h) bendinde “İşçi her ne sebeple olursa olsun sözleşmenin sona ermesi tarihinden itibaren üç yıl süreyle aynı veya benzeri iş yapan işyerinde çalışmamayı ve/veya kendi adına aynı veya benzeri işler yapan işyeri açmamayı kabul ve taahhüt eder. Bu yasağa uymaması halinde 10.000,00 USD cezai şartı nakden ve defaten ödemeyi kabul ve taahhüt eder”, aynı sözleşmenin (i) bendinde ise “İşyerinin imalat ve müşteri portföyüne ilişkin bilgiler iş akdi süresince ve akdin feshinden sonra işçi tarafından üçüncü şahıslara aktarılamaz. Aksi taktirde olay iş akdi esnasında vuku bulmuşsa hiçbir tazminat ödemeksizin derhal iş akdinin feshini, fesihten sonra vuku bulmuşsa 10.000,00 USD cezai şartın nakden ve defaten ödenmesini gerektirir” şeklinde düzenlemenin bulunduğunu, davalının 15.09.2007 tarihinde işten ayrılması sonrasında müvekkiliyle aynı iş kolunda faaliyet gösteren başka bir firmada çalışıp müvekkilinin müşteri portföyünü kullandığını, davalının bu eylemleri nedeniyle hizmet sözleşmesinde yer alan cezai şart alacağının doğduğunu ileri sürerek 20.000,00 USD cezai şart alacağının dava tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili; müvekkilinin iş akdinin davacı tarafından feshedildiğini, fesih sonrasında müvekkilinin davacıyla aynı alanda faaliyet gösteren bir firmada çalışmadığını, taraflar arasındaki hizmet sözleşmesinin cezai şarta ilişkin hükümlerinin işçinin iktisadi geleceğini kısıtlayıcı nitelikte olması nedeniyle batıl olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre; Anayasa’nın 48. maddesi ile çalışma hürriyetinin teminat altına alındığı, 818 sayılı BK’nın 19, 20, 155, 161 ve TMK’nın 23. maddeleri karşısında hizmet akdinin cezai şarta ilişkin hükümlerinin kelepçeleme sözleşmesi niteliğinde bulunduğu, davalının ekonomik özgürlüğünü önemli biçimde kısıtladığı, bu nedenle cezai şarta ilişkin hükümlerin geçersiz olduğu, davalının davacı firmada çalışırken edindiği ticari sır niteliğindeki bilgileri ne şekilde kullandığı ve davalının bundan ne suretle zarar gördüğü hususunun da ispat edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 19.10.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.