Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2015/3808 E. 2015/10691 K. 19.10.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/3808
KARAR NO : 2015/10691
KARAR TARİHİ : 19.10.2015

MAHKEMESİ : BAKIRKÖY 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 03/12/2014
NUMARASI : 2013/326-2014/240

Taraflar arasında görülen davada Bakırköy 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 03/12/2014 tarih ve 2013/326-2014/240 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin 2002 yılından beri www.g..com alan adını kullanan internet sitesini işlettiğini, internet üzerinden satış yapan sitelerin öncülerinden olduğunu, yoğun reklam faaliyetleri nedeniyle alanında tanınır hale geldiğini, müvekkilince yapılan faaliyetler neticesinde “G. F.” ibaresinin ayırt edicilik vasfı kazandığını, 2005 ve 2008 yıllarında açtığı mağazalarla fiziki ortamda da hizmet verdiğini, müvekkilince yapılan başvuru neticesinde TPE nezdinde 2010/72143 nolu G. F. + Şekil ibareli markanın müvekkili adına tescil edildiğini, marka tescili esnasında davalı tarafından yapılan itirazın TPE tarafından reddedildiğini, davalı şirketin müvekkilin markasal hakkına aykırı olarak bu ibareyi kendisine ait aynı iş kolunda faaliyet gösterdiği internet sitesinde kullandığını, davalının bu suretle hem müvekkilinin markasını hem de müvekkilince oluşturulan iş modelini taklit ettiğini, bu kullanımın müvekkilinin marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet oluşturduğunu ileri sürerek müvekkilinin markasının davalı tarafından internet alan adlarında, üçüncü düzey alan adı, subdomain ve sosyal ağlarda hesap adı ya da müvekkilinin markasıyla iltibas yaratacak biçimde yahut yönlendirici kod ve anahtar sözcük olarak kullanımının önlenilmesine, bu ibarenin davalının iş evrakı, reklam, tanıtım eposta mesajlarında kullanımının önlenmesine ve bu şekildeki kullanımın olduğu iş evrakı, reklam, tanıtım ve broşürlerin toplanması ve imhasına, hükmün ilanına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilin bu ibareyi o güne özel indirim kampanyalarının duyurmak amacıyla kullandığını, müvekkilinin bu kullanımının iltibas tehlikesi yaratır biçimde olmadığını, davacının marka tesciline yapılan itiraz nedeniyle TPE YİDK tarafından verilen kararda bu ibarenin ticari hayatta yaygın kullanılan bir slogan olduğu, tek başına markasal ayırt ediciliğinin bulunmadığı, başvuru kapsamındaki hizmetler yönünden de tamamlayıcı niteliğinin bulunduğu, tek başın a 35. Sınıfta yer alan hizmetler yönünden tescil edilebilirlik koşulunun bulunmamasına karşılık itiraz konusu markanın esas unsurunu oluşturur biçimde konumlanmış şekil unsurunun bulunduğu gerekçesiyle itirazın reddine karar verildiği, bu karar uyarınca bu ibarenin tek başına tescil edilebilirlik koşulunun bulunmadığını, tanınmışlık düzeyi açısından müvekkil şirketin daha fazla bilinen bir şirket olduğunu, davacı markasını kullanımıyla haksız yarar sağlanması durumunun da söz konusu olmadığını, haksız rekabet talebi yönünden bir yıllık zaman aşımı süresinin dolduğunu, bu ibarenin internet ortamında aynı işi yapan onlarca firma tarafından jenerik sözcük olarak kullanıldığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia ve dosya kapsamına göre; davacının 10.11.2010 tarihinden beri 35. sınıfta tescilli 2010/72143 nolu “G. F. + şekil” ibareli markayı kullandığı, günün fırsatı ibaresinin tek başına marka olarak tescilinin 556 Sayılı KHK’nın 7/1-d bendi uyarınca mümkün olmadığı, davacı markasının bu ibareyle birlikte kullanılan logo ile ayırt edicilik kazandığı, davalının kullanımının davacı markasına tecavüz teşkil eder biçimde olmadığı, davalı kullanımının indirimli ürün kampanyalarının tüketiciye bildirimine yönelik olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 19/10/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.