Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2015/3855 E. 2015/11447 K. 03.11.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/3855
KARAR NO : 2015/11447
KARAR TARİHİ : 03.11.2015

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada …. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 03/05/2013 gün ve 2011/501-2013/458 sayılı kararı onayan Daire’nin 18/11/2014 gün ve 2014/12935-2014/17857 sayılı kararı aleyhinde davalı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin 10.07.2011 tarihinden itibaren … Belediyesi tarafından ruhsatlı vergi mükellefi olduğunu, 2001 tarihinden bu yana balıkçılık yaptığını, … ismini başlangıç tarihinden itibaren kullanmakta olduğunu, halihazırda faaliyetinin bu unvanla devam etmekte olduğunu, … Belediyesi’nin bütün balıkçı esnafını bir araya toplamak için kapalı pazar yeri projesini hayata geçirdiğini, bütün balıkçı esnafının bu pazar yerinde bir araya toplandığını, müvekkilinin de “…” tabelasını asarak kendisine tahsis edilen yerde kiracı olarak faaliyetine devam ettiğini, yan tarafında evvelden “…” adı altında faaliyet gösteren derneğin taşındığını, taşındıktan itibaren “…” adı altında tabela asıldığını, müvekkilinin …’ne 22.02.2010 tarihinde marka tescili için müracaat ettiğini, talep ettiği “… …” ibaresinin uygun bulunarak on yıl süre ile tescil edildiğini, davalının, müvekkilinin markasını kullanarak şirketine haksız kazanç sağladığını, bu nedenle davalının bu şekilde haksız kazanç sağlamasının önlenmesine ve kullanılan tabelanın kaldırılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davanın kabulüne dair verilen karar, davalı vekilinin temyiz istemi üzerine Dairemizin 18.11.2014 tarihli kararı ile onanmıştır.
Davalı vekili, karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
1-Dosyadaki yazılara, mahkeme kararında belirtilip Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan ve HUMK.nun 440. maddesinde sayılan hallerden hiç birisini ihtiva etmeyen diğer karar düzeltme istemlerinin reddi gerekmiştir.
2-Dava, markaya tecavüzün önlenmesi istemine ilişkin olup mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir. Somut olayda, davacının davaya dayanak tescilli markası “……” ibaresinden oluşmaktadır. Dairemizin yerleşik içtihatları uyarınca 556 sayılı KHK’nın 8/1-b bendi uyarınca markayı oluşturan işaretlerin benzerlik değerlendirmesi yapılırken ve yine 9/1-b bendi uyarınca da marka
hakkının koruma sınırları belirlenirken, işaretlerin dikkat çeken baskın unsurları da gözönüne alınmak kaydıyla kapsadıkları mal ve hizmetlerin ortalama tüketicileri nezdinde bıraktıkları genel izlenimin dikkate alınması gerekmektedir. Davacı markasındaki asli unsur, “…” ibaresi olup kapsadığı emtianın ortalama tüketicisi dikkate alındığında davalının kullanımına konu “…” ibaresinin coğrafi yer adı ve iştigal alanını içerdiği anlaşılmaktadır. Bu durumda, davacı markası ile davalının fiili kullanımını oluşturan “…” ibaresi dikkate alındığında söz konusu ibarelerin 556 sayılı KHK’nın 8/1-b maddesi anlamında iltibas tehlikesine yol açtığından ve aynı KHK’nun 9/1-b maddesi yollamasıyla 61. maddesi uyarınca marka hakkına tecavüz oluşturduğundan söz edilemeyeceğinden, mahkemece davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmayıp hükmün bu nedenle bozulması gerektiğinden davalı vekilinin karar düzeltme isteminin kabulü ile Dairemizin 18.11.2014 tarih, 2014/12935-17857 Esas Karar sayılı ilamının, hükmün onanmasına ilişkin (2) nolu bendinin ortadan kaldırılarak, yerel mahkeme kararının davalı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin HUMK’nın 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirisini ihtiva etmeyen sair karar düzeltme isteğinin reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin karar düzeltme itirazının kabulü ile Dairemizin 18.11.2014 tarih, 2014/12935-17857 Esas Karar sayılı ilamının, hükmün onanmasına ilişkin (2) nolu bendinin ortadan kaldırılarak yerel mahkeme kararının anılan nedenle davalı yararına BOZULMASINA, ödediği karar düzeltme, temyiz ilam ve temyiz başvurma harcının isteği halinde karar düzeltme isteyen davalıya iadesine, 03/11/2015 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.

MUHALEFET ŞERHİ

Dâva, tescilli markaya dayalı tecavüzün önlenmesi istemine ilişkindir. Davacı “et ve balık ürünlerinin” de bulunduğu 29.sınıfta “… …” markasının sahibi olup, marka koruması 27.04.2011 tarihinde başlamıştır. Davalının 2001 yılından itibaren de “…” ibaresini işletme adı olarak kullandığı dosya içeriğinden anlaşılmaktadır.
Davalı ise “….” unvanının sahibi olup unvanın tescil tarihi 2006 yılıdır.
Her ne kadar marka ve unvan korumasının alanları farklı ve iyi niyetle kullanım olmak koşulu ile birbirlerine tecavüzden bahsedilemez ise de olayımızda davalı ticaret unvanını tescil edildiği şekilde değil yerel mahkeme kararında da belirtildiği üzere “…” ibarelerini işyerinin üstünde bulunan tabelada büyük harf ve puntolarla, unvanın diğer kısımlarını ise bu ibarenin altında ve küçük harf ve puntolarla kullanmaktadır. Bu kullanım şüphesiz ki markasal bir kullanımdır.
Davacının markası “… …” olup, “…” ibareleri de markanın asli unsurlarındandır. Markanın sadece “…” şeklinde de tesciline bir engel bulunmaktadır. Nitekim, Dairemizin 26.11.1999 tarih ve 1999/5790 E, 1999/9590 K.sayılı kararında da, 556 sayılı KHK.nin 7/1-f bendi gereğince tek başına marka olarak tescili mümkün olmayan İstanbul, Ankara gibi coğrafi yer isimlerinin “İstanbul Şarabı”, “…”, “…” gibi bir başka sözcüğün ilavesi ile meydana gelen sözcükler grubunun marka olarak tescil edilebileceği kabul edilmiştir.
Davalı ise davacının tescilli markasının aslin unsurlarından “…” ibaresinin aynısını markasal olarak kullanmaktadır. Bu ürünlerin alıcı kitlesinde “… …”ın, “…” markasını kullanan işletmenin bir şubesi algısını ve dolayısıyla iltibasını yaratacak niteliktedir.Bu durumda ise, tescilli marka sahibinin işletmesi tecavüz eden işaretin sahibinin işletmesinin şubesi durumuna düşecektir.Kaldı ki, KHK’nın 9/1-b maddesi uyarınca “işaret ile tescilli marka arasında ilişkilendirilme ihtimali” dahi tecavüzün varlığı için yeterli kabul edilmiştir.
Bu gerekçelerle Dairemizin sayın çoğunluğunca davalının bu kullanımının 556 sayılı KHK’nın 8/1-b maddesi uyarınca davacının tescilli markası ile iltibas oluşturmayacağı şeklindeki görüşüne katılamadığımdan, Dairemizin temyiz incelemesi neticesinde verdiği yerel mahkeme kararının onanmasına ilişkin hükmünün doğru olduğu ve davalının karar düzeltme talebinin reddi gerektiği yönünde karşı oy izharında bulunuyorum. 03.11.2015