Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2015/3865 E. 2015/11202 K. 28.10.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/3865
KARAR NO : 2015/11202
KARAR TARİHİ : 28.10.2015

MAHKEMESİ : KDZ.EREĞLİ 1. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 02/10/2014
NUMARASI : 2010/600-2014/313

Taraflar arasında görülen davada KDZ.Ereğli 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 02/10/2014 tarih ve 2010/600-2014/313 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalılar ile müvekkilinine limited şirket kurarak 1 / 3 hisse ile ortak olduklarını, her ortağın şirkete 33.000 TL sermaye koyduğunu, müvekkilinin şirket müdürü davalı C.. K..’ ye 5.000 TL verdiğini, ayrıca müvekkilinin ve babasının kredi kartı kullanılarak 9.000 TL borçlanıldığını ve bu miktarın müvekkili tarafından icraya ödendiğini ileri sürerek, şirketin feshi ile şirket gelirlerinden alacağı kar payının ve şirketin feshi nedeniyle alacağı miktarın hesaplanarak şimdilik 47.000 TL’nin yasal faiziyle birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, davacının şirket ortağı R. Ö.’ün hissesini devir alarak şirkete ortak olduğunu, şirkete 33.000 TL koyduğu hususunun doğru olmadığını, eğer koymuş ise bunun şirket kayıtlarında var olması gerektiğini, icra dosyasına şirket borcu ödendiği iddiasının da ispat edilmesi gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece Dairemiz bozma ilamına uyularak yapılan incelemeye göre; limited şirket ortaklarından herbirinin haklı sebeple şirketin feshini talep edebileceği, 10.000 TL olan şirket sermayesinin yitirildiği, şirketin dönem zararı ve geçmiş yıl zararları toplamının 62.715,20 TL olduğu, dağıtılacak bir karı olmadığı, şirketin devamlı olarak zarar etmesi ve kar sağlayamamasının şirketin feshini istemekte haklı sebep olduğu, davaya konu şirketin öz sermayesinin dahi kaybedildiği, şirketin kuruluş gayesinin gerçekleşmesinde ekonomik imkansızlık doğduğunun kabulü gerektiği, davacının şirketin feshine yönelik talebinin haklı nedene bağlı olduğu, davacının alacak davası yönünden ise davalılara husumet yöneltilemeyeceği, davanın davalı şirkete yöneltilmesi gerektiği gerekçesiyle G. İnşaat Taş. Zir. Tur. Rek. Hiz. Org. San. Tic. Ltd . Şti’nin feshine, davalılar aleyhine açılan alacak davasının reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davacı vekilinin aşağıdaki bentler dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Dava, limited şirketin fesih, tasfiyesi ve tasfiye payı ile şirketten olan alacağının tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece davacının fesih talebi kabul edilerek şirketin feshine karar verilirken, bakiye istemler yönünden davanın şirkete yöneltilmesi gerektiği gerekçesiyle husumetten red kararı verilmiştir. Şirketin fesih ve tasfiye davasında husumetin şirkete yöneltilmesi gerekli ve yeterli ise de; Dairemizin yerleşik kararları gereği bu davada husumetin tüm ortaklara yöneltilmesi halinde de husumetin şirkete yöneltilmiş olduğunun kabulü gerekir (Y. 11 HD. 31.10.2012 tarih, 2011/8987e. 2012/17007k.) Bu nedenle Dairemizin ilk temyiz incelemesinde husumet yönünden bozma yapılmamış, tüm ortakların davada yer alması nedeniyle taraf teşkilinin sağlandığı kabul edilmiştir. Bu durumda, şirketin feshine karar verildiğine göre, davacının şirketin feshinden sonra şirketin malvarlığından kendi hissesi düşecek payın da tahsilini istemekle tasfiye talebinde de bulunduğu gözetilerek, ayrıca tasfiyeye de hükmedilmesi ve şirkete tasfiye memuru atanması gerekirken yazılı olduğu şekilde karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
3- Davacı, ayrıca, davalı şirketten sermaye payı dışında alacaklı olduğunu talep ve iddia etmiş olup, bilirkişi tarafından da şirketin defterleri üzerinde yapılan inceleme neticesinde davacının şirketten alacağı olduğu tespit edilmiştir. Bu durumda, davacının bu alacağını talep etmekte de hukuki yararının bulunduğu gözetilerek işbu alacağın da hüküm altına alınması gerekirken talebin reddi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
4- Bozma sebep ve şekline göre davacının vekalet ücretine yönelik temyiz itirazının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine; (2) ve (3) nolu bentte açıklanan nedenlerle hükmün davacı yararına BOZULMASINA; (4) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin vekalet ücretine yönelik temyizinin şimdilik incelenmesine yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 28/10/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.