YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/4083
KARAR NO : 2015/10983
KARAR TARİHİ : 26.10.2015
MAHKEMESİ : ANKARA 3. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 14/10/2014
NUMARASI : 2013/160-2014/210
Taraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 14/10/2014 tarih ve 2013/160-2014/210 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacılar vekili ile davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava, 6100 sayılı Kanun’un geçici 3/2. maddesi delaletiyle uygulanması gereken HUMK’nın 3156 sayılı Kanun ile değişik 438/1 maddesi hükmü gereğince miktar veya değer söz konusu olmaksızın duruşmalı olarak incelenmesi gereken dava ve işlerin dışında bulunduğundan duruşma isteğinin reddiyle incelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, müvekkilinin ”eB.” ibaresinin 35 ve 42. sınıflarda yer alan hizmetler bakımından tescili için TPE’ne başvurduğunu, başvurunun 556 sayılı KHK’nın 7/1-a ve c bendi uyarınca reddedildiğini, oysa bu şekilde farklı bir görsel elde edilen ibarenin İngilizce ya da Türkçe’de doğrudan bir anlamı olmadığını, tanımlayıcı olduğunun kabul edilemeyeceğini,İngilizce konuşulan ülkelerde tescilinin gerçekleştiğini iddia ederek TPE YİDK kararının iptalini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılmasını talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, ibarenin mevcut haliyle ”e brand value” şeklinde okunmasına imkan sağladığı, doğrudan ortalama tüketicide, elektronik yollarla marka değerlemesi yapılması anlamını oluşturacağı, bu nedenle ayırtedici olmadığını, cins, vasıf, çeşit, karakteristik özellik, coğrafi kaynak belirttiğini ve 556 sayılı KHK’nin 7/1-c hükmüne göre reddi gerektiğini, alınan kararın hukuka uygun olduğunu savunarak davanın reddini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılmasını talep etmiştir.
Mahkemece, tarafların sav, savunmaları, deliller ve bilirkişi raporu doğrultusunda, davanın kısmen kabulüne, TPE YİDK 2013-M-2311 sayılı kararının “pazarlama ve halkla ilişkiler ile ilgili hizmetler. Büro hizmetleri. İş yönetimi, idaresi ve bu konular ile ilgili danışmanlık, muhasebe ve mali müşavirlik hizmetleri (ithalat-ihracak acente hizmetleri dahil). Ticari ve sınai ürünler için eksperlik hizmetleri. Bilimsel ve sınai inceleme, araştırma hizmetleri)” dışında kalan hizmetler yönünden iptaline, fazlaya ilişkin istemlerin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacılar vekili ve davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacılar vekili ile davalı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacılar vekili ile davalı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, ödedikleri temyiz peşin harcın istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 26/10/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.