Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2015/4204 E. 2015/10667 K. 19.10.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/4204
KARAR NO : 2015/10667
KARAR TARİHİ : 19.10.2015

MAHKEMESİ : İSTANBUL 7. SULH HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 13/11/2014
NUMARASI : 2014/234-2014/742

Taraflar arasında görülen davada İstanbul 7. Sulh Hukuk Mahkemesi’nce verilen 13/11/2014 tarih ve 2014/234-2014/742 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalılardan Ö.. Ç..’ya 13.11.1998 tarihli kredi sözleşmesi ile 2.500 TL kredi açtığını, diğer davalıların müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatılarının bulunduğunu, borcun ödenmemesi sebebiyle hesabın kat edildiğini ileri sürerek 2.513,67 TL asıl alacak, 40.713,28 TL işlemiş faiz ve 2.036,66 TL BSMV olmak üzere toplam 45.262,62 TL’nin asıl alacağa işleyecek %153 faizi ile birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı Ö.. Ç.. vekili, davanın zamanaşımına uğradığını, dava dışı İ.G. isimli bir kişinin paraya ihtiyacı olduğunu belirterek müvekkilinden kefil olmasını istediğini, müvekkilinin kefil olduğunu zannederek kredi borçlusu sıfatıyla sözleşmeyi imzaladığını, İ. G.’in müvekkilinden parayı alınca ortadan kaybolduğunu, müvekkilinin iradesinin sakatlandığını, hataya ve hileye düşürüldüğünü, bankanın müvekkilin yaptığı seyyar balıkçı işine, kefili olmamasına, teminat vermemesine bakmaksızın bu krediyi kullandırdığını, müvekkilinin banka yoluyla yapılan dolandırıcılığın mağduru olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalı E.. K.. vekili, davacının bir kısım personelinin organize suç örgütü kurduğunu, yüzlerce insanın ad ve kimlik bilgilerini kullanıp imzalarını taklit ederek kredi sözleşmeleri tanzim edildiğini, sahte kredi sözleşmelerince sağlanan tüm naktin toplu suç örgütlerine verildiğini, ardından ters bakiye girilmek suretiyle kredilerin kapatıldığını, bankanın kamu zararına kendi personelinin sebebiyet verdiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının banka müdürlerinin davalılardan Ö.. Ç..’ya kefil olmak için geldiği bankada bir başka kredi için borçlu konumuna getirerek kredi sağladığı, diğer iki kişinin de krediyi ödeyemiyecek durumda olmalarına rağmen bu kredinin kullandırıldığı, prosedürlere uyulmadığı, İstanbul 3. Ağır Ceza Mahkemesinin kesinleşmiş kararına göre; alacağın dayanağı sözleşmelerin, kasa tediye fişlerinin davacı bankanın müdürü ve müdür yardımcısı tarafından dava dışı şirket firma ve kişilere kredi kullandırmak için usulsüz olarak düzenlendiği, bu sözleşmelere dayalı olarak içlerinde davalılar Ercan ve Faruk’un da bulunduğu kişilerin sahte imzaları ile kredi açıldığı, bu kişilerin bankaya gelmedikleri, imzaların şirket yetkililerince temin edildiği, davacı banka yetkililerince bu kredilerin tamamen ödendiğine dair ibraname belgelerinin düzenlendiği, basiretli iş adamının bu kredilerin açıldığına dair belgeleri olduğu gibi kredi borçlarının ödendiğine dair belgelere de aynı şekilde itibar edilmesi gerektiği, iddianın kesin ve inandırıcı delilleri ile kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 19/10/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.