YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/4245
KARAR NO : 2015/11065
KARAR TARİHİ : 26.10.2015
MAHKEMESİ : İSTANBUL ANADOLU 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 18/12/2014
NUMARASI : 2014/921-2014/639
Taraflar arasında görülen davada İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 18/12/2014 tarih ve 2014/921-2014/639 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili; müvekkilinin Ö. Elektrik Gıda İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti’nin ortağı ve genel müdürü olduğunu, davalı ile dava dışı Ö. Elektrik Gıda İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti. arasında 28.9.2009 tarihli taahhütlü satış sözleşmesinin imzalandığını, bu sözleşmenin teminatı olmak üzere müvekkilince 20.000,00 TL tutarlı bononun davalıya verildiğini, davalı firma tarafından teminat olarak verilen senedin İstanbul 22. İcra Müdürlüğü’nün 2012/18346 esas sayılı takip dosyasında icra takibine konu edildiğini, müvekkili ve dava dışı Ö.Elektrik Gıda İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti. tarafından sözleşmeden kaynaklı tüm borçların yerine getirildiğini, davalının sözleşmeden kaynaklı bir alacak veya cezai şart alacağının bulunmadığını ileri sürerek takip konusu senedin ve icra takibinin iptaline, takibin kötü niyetle yapılması nedeniyle davalı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiş, 18.3.2014 havale tarihli ıslah dilekçesi ile takip dosyası borcunun 2.1.2014 tarihinde 14.548,72 TL olarak icra dosyasına ödendiğini belirterek bu miktarın ödeme tarihinden itibaren temerrüt faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili; takip konusu bononun sebepten mücerret olması nedeniyle teminat için verildiği hususunun yazılı delille ispatının gerektiğini, müvekkili ile dava dışı Ö. Elektrik Gıda İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti. arasında akdedilen sözleşme uyarınca müvekkil firmadan sözleşme süresince belirli miktarda ürün alınması taahhüdünde bulunulduğunu, bu taahhüt uyarınca müvekkilince sözleşmeye uygun olarak hizmet bedeli altında davalıya ödeme yapıldığını, dava dışı firmanın sözleşme uyarınca taahhüt ettiği kadar malı almadığı gibi müvekkiliyle olan ilişkisini kestiğini, sözleşmeye aykırı bu eylem nedeniyle cezai şart alacağının doğduğunu, bononun teminat olarak verildiğinin kabulü halinde dahi müvekkilinin cezai şart alacağının bulunduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre; alınan bilirkişi raporları uyarınca davalının dava dışı Ö. Elektrik Gıda İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti’den cari hesaptan kaynaklı alacağının bulunmadığı, ancak dava dışı firmanın sözleşme ekindeki talep belgesinde taahhüt ettiği yıllık 46.614,15 TL’den sadece 42.638,62 TL’lik kısmı gerçekleştirdiği, taahhüt edilen bedelden yapılan satış miktarının düşülmesi ile bulunan bedelin cezai şart miktarına oranlanması sonucu alacak miktarının belirlendiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüyle 12.843,01 TL’nin 2.1.2014 tarihinden itibaren temerrüt faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davacı ve dava dışı Ö.Elektrik Gıda İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti. arasında imzalanan sözleşmenin cezai şarta ilişkin hükümlerini de kapsayacak biçimde, davacı tarafından teminat olarak verilen bono nedeniyle yapılan icra takibinde, davalıya borçlu bulunulmadığının tespiti ve takip sırasında ödenen bedelin istirdatı istemine ilişkindir.
818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 158. (6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 179.) ve devamındaki maddeler uyarınca taraflar; yaptıkları sözleşmelerde, kararlaştırılan edimlerin ifa edilmemesi veya eksik ifası halinde ödenmek üzere, karşı tarafa çezai şart adı altında belli bir meblağın ödenmesini kararlaştırabilirler. Cezai şarttan kaynaklı alacağın talep edilebilmesi için alacaklının zarara uğraması gerekmediği gibi cezai şart olarak belirlenen meblağın haricindeki zararların talep edilmesine engel bulunmamaktadır. Taraflar, yapmış oldukları sözleşmelerde cezai şart miktarını tayinde serbesttir. Ancak; ceza, kanuna veya ahlaka (adaba) muğayir bir borcu teyit için şart edilmiş veya hilafına mukavele olmadığı halde borcun ifası borçlunun mesuliyetini icap etmeyen bir hal sebebiyle gayri mümkün olmuş ise, şart olunan cezanın tediyesi talep edilemez. Bunun yanında Hakim, fahiş gördüğü cezaları tenkis ile mükelleftir.
Somut olayda; tacir olan davalı ile davacının ortağı ve genel müdürü olduğu dava dışı Ö. Elektrik Gıda İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti. arasında 28.8.2009 ila 28.8.2010 tarihleri arasıda geçerli olacak şekilde Taahhütlü Satışlar Sözleşmesi ve bunun eki niteliğindeki Sözleşme Talep Belgesi imzalanmış, söz konusu sözleşmenin 4. maddesi uyarınca kararlaştırılan cezai şart ve diğer alacakların teminatı olarak davacı tarafından düzenlenen 20.000,00 TL tutarlı bono davalıya verilmiş, sözleşme uyarınca yıllık 46.614,15 TL tutarında davalı ürünün satışının yapılacağı hususu taahhüt edilmiştir. Aynı sözleşmenin 6. maddesinden; işletmecinin, (dava dışı Ö. Elektrik Gıda İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti.) sözleşme ile üstlendiği edim, taahhüt ve yükümlülüklerinden herhangi birini yerine getirmemesi, ihlal etmesi veya sözleşmeye aykırı davranması halinde 20.000,00 TL cezai şartı, sözleşmenin yürürlükte kaldığı süre içerisinde gerçekleşen alım miktarı dikkate alınmaksızın, hiç bir ihtara ve ayrıca hükme hacet kalmaksızın ödemeyi, ileride veya ihtilaf halinde cezai şarttan indirim, takas, mahsup dahil olmak üzere kurtuluş talebinde bulunmamayı kabul ve taahhüt ettiği anlaşılmaktadır. Mahkemece alınan bilirkişi raporu uyarınca; dava dışı şirketçe sözleşmede taahhüt edilen tutarın altında ürün satışının gerçekleştirildiği, bu nedenle sözleşmede belirlenen cezai şart alacağının istenebilir hale geldiği, davacı tarafından bu alacağın tahsili babında teminat olarak verilen bononun icra takibine konu edildiği de dosya kapsamıyla sabittir. Yukarıda açıklandığı üzere; cezai şart ve bunun miktarı sözleşme serbestisi cerçevesinde taraflarca serbestçe belirlenebilecek olup, mahkemece ancak BK’nın 161, 19 ve 20. maddeleri uyarınca sözleşmenin cezai şarta ilişkin hükümlerine müdahale edilebilir. Bununla birlite 6762 sayılı TTK’nın 20. (6102 sayılı TTK’nın 18.) maddesi uyarınca tacirin basiretli davranma yükümlülüğünün bulunması, alım miktarı dikkate alınmaksızın cezai şartın ödeneceğinin ve cezai şarttan indirim yapılmasının istenemeyeceğinin sözleşmede açıkça düzenlenmesi, BK’nın belirtilen hükümleri uyarınca taraflarca kararlaştırılan cezai şart miktarına müdahale edilmesini gerektirir bir durumun dava konusu olayda gerçekleşmemiş olması ve davacının sözleşme hükümleri uyarınca takip konusu bonoyu düzenlemesi karşısında, mahkemece cezai şart alacağından yazılı gerekçeyle indirim yapılarak davanın kısmen kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 26/10/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.