YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/4330
KARAR NO : 2015/11745
KARAR TARİHİ : 09.11.2015
MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada .. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 14/10/2014 tarih ve 2014/468-2014/398 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi her iki taraf vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin, sahibi olduğu …’ni 30/05/2012 tarihli satış protokolü ile davalıya satarak devrettiğini, öngörülen satış bedelinin ödenmeyen 50.000,00 TL’lik kısmı için düzenlenen dört adet bonodan 10/09/2012 tarihli ve 10/10/2012 tarihli olmak üzere 10.000,00’er TL bedelli bonoların ödenmemesi üzerine davalı aleyhine iki ayrı takip başlatıldığını, 10/09/2012 tarihli senedin teminat senedi olduğu gerekçesiyle takibin mahkemece iptal edildiğini, ancak takipten önce de bu senede ilişkin icra dosyasında 31/10/2013 tarihinde 9.299,55 TL ödeme yapıldığını, 10/10/2012 tarihli senet için başlatılan takibin ise, itiraz üzerine durduğunu, icra hukuk mahkemesinde açılan itirazın kaldırılması davasının genel mahkemede açılması gerektiği gerekçesiyle reddedildiğini, bu şekilde bakiye kalan 10/10/2012 vade tarihli bono bedeli 10.000 TL ile 10/09/2012 vade tarihli senedin ödenmeyen 700,45 TL’lik kısmının vade tarihlerinden itibaren işleyecek avans faizleri ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, taraflar arasındaki satış protokolü ile satıştan önceki tüm borçların devredene, satıştan sonraki borçların ise devralana ait olduğunun kararlaştırıldığını, müvekkilinin davacı alacaklıya sözleşme tarihinden sonraki yapılacak ödemelere ilişkin teminat senetleri verdiğini, söz konusu senetlerin teminat senedi olduğunun ve tek başına kullanılamayacağının sözleşmede belirtildiğini ve yine sözleşmede satıştan önceki döneme ait borçların satış sonrasına tekabül etse dahi, ödenecek senet bedellerinden düşüleceğinin kararlaştırıldığını, müvekkilinin de satış öncesi alacaklının sorumlu olduğu döneme ait olan borçları ödediğini, savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; taraflar arasında düzenlenen satış sözleşmesi ile öngörülen satış bedelinin ödenmeyen ve uyuşmazlık konusu olan her biri 10.000,00 TL olan 10/09/2012 ve 10/10/2012 tarihli iki adet toplam 20.000,00 TL bedelli senetlerin tahsili için ilk olarak İzmir 16. İcra Müdürlüğü’nün 2012/11594
esas sayılı icra takip dosyasıyla 10/09/2012 vade tarihli 10.000,00 TL’lik bono için icra takibi yapıldığı, bu takibe ilişkin olarak davalı taraftan 10.279,25 TL tahsil edilerek bu dosya nedeniyle alacaklıya net 9.299,55 TL ödendiği, diğer …İcra Müdürlüğü’nün 2012/12186 esas sayılı icra takip dosyasıyla da bu kez 10/10/2012 vadeli 10.000,00 TL bedelli bono için takip yapıldığı ancak bu takibin …İcra Müdürlüğü’nün 2013/191 esas sayılı icra takip dosyasına itirazın kaldırılması talebinin mahkemece reddine karar verildiği bu haliyle belirtilen dosyada da herhangi bir tahsilatın olmadığı gerekçesiyle, toplam 9.270,75 TL’nin 10/10/2012 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, her iki taraf vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davacı vekilinin aşağıdaki üç no’lu bent dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Dava, işletmenin devri nedeniyle düzenlenen bonoya dayalı alacak istemine ilişkindir. Davacı, davalının devir bedelinin bakiye kalan kısmını ödemediğini ileri sürmüş, davalı ise, senetlerin teminat senedi olduğunu ve sorumlu olmamasına rağmen işletmenin devir öncesi döneme ilişkin borçlarını ödediğini ödemeler nedeniyle senetlerin bedelsiz kaldığını savunmuştur. Mahkemece, yazılı gerekçelerle davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de; hükme esas alınan bilirkişi raporu hüküm kurmaya elverişli değildir. Davacının … Hukuk Mahkemesi’nin 2013/191 esas ve 2012/520 esas sayılı dosyalarında davalının 12/09/2012 tarihinde banka kanalıyla kendisine 1.496,00 TL ödediğini kabul etmiş olmasına rağmen; bilirkişi raporunda bahsi geçen ödemeye ilişkin bilgi ve belge olmadığından hesaplamada nazara alınmadığı görüşüne itibar edilerek, taraflar arasında ödendiği çekişmesiz olan bu meblağın dikkate alınmaması hatalı olduğu gibi, taraflar arasındaki sözleşme uyarınca, devirden önceki öğretmen maaşlarını, elektrik su faturaları gibi çeşitli borçları ödeyen davalının bu ödemelerinin de mahsubu gerektiğine ve belgelerin taraflar arasında görülen İcra Hukuk Mahkemesi dosyalarına sunulduğuna dair davalı savunması ve bilirkişi raporuna itirazını içeren 25.07.2014 tarihli dilekçesi dikkate alınarak ek bilirkişi raporu veya gerektiğinde yeni bir bilirkişi raporu alınarak, davalı savunması ve rapora itirazları da değerlendirilmek suretiyle karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeye dayalı olarak yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalı yararına bozulması gerekmiştir.
3-Kabule göre de mahkemece, benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda davacının bakiye alacağının 9.720,75 TL olduğunun belirtilmesine rağmen, 9.270,75 TL alacağa hükmedilmesi doğru olmamış, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, hükmün kabule göre de davacı yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin üç nolu bent dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle hükmün temyiz eden davalı yararına BOZULMASINA, (3) nolu bentte açıklanan nedenlerle hükmün temyiz eden davacı yararına kabule göre BOZULMASINA, ödedikleri temyiz peşin harcın istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 09/11/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.