YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/440
KARAR NO : 2015/4928
KARAR TARİHİ : 08.04.2015
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada … 22. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 23/10/2014 tarih ve 2013/23-2014/333 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili; müvekkili adına davadışı borçlu …Limited Şirketine karşı çek alacağından kaynaklı kambiyo senedine dayalı icra takibi yapıldığını, 22/02/2013 tarihinde icra müdürlüğünce borçlunun davalı bankanın … şubesindeki hesaplarının haczedilmiş olup durumun bildirilmesi için yazılan müzekkerenin aynı gün bankaya tebliğ edildiğini, 29/03/2013 tarihinde müvekkili şirketin istemi üzerine ilk haciz yazılarının tebliği ile 29/03/2013 tarihi arasında borçlunun hesap hareketlerinin çıkarılmasını ve varsa tutarların icra dosyasına gönderilmesine ilişkin müzekkerenin yine aynı tarihte teblığ edilmiş olduğunu, davalı tarafından 15/05/2013 tarih ve 927/2627606 sayılı cevabı ekinde hesap hareketleri sunulduğunu, 12.000.00 Euro paranın hacizlerine rağmen davalı bankaca, hukuka aykırı olarak keyfi işlemlerle elden çıkarıldığını, haciz müzekkeresinin yalnız tebliğ olduğu günü değil, sonrasını da kapsadığını ileri sürerek fazlaya ilişkin tüm dava, talep hakları saklı kalmak ve tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla davalıdan 12.000,00 Euro’nun 12/03/2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile tazminine, yargılama gideri ve avukatlık ücretinin haksız olan davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili; gönderilen 22/02/2013 tarihli haciz müzekkeresi ile dava dışı borçluya ait mevduat hesaplarında bulunan paranın ihtiyaten haczedildiğinin bildirildiğini, an itibarıyla dava dışı borçlu şirketin hesaplarında bulunan 48,32 TL ve 0,43 Euro’nun haczedildiğini, 22/02/2013 tarihli haciz müzekkeresinde mevcut mevduatın haczinden söz edildiği için akabinde dava dışı şirket hesabına havale yoluyla gelen 12.000 Euro tutarlı paranın icra dosyasına gönderilmeksizin ilgilisine ödendiğini, ileride doğacak hak ve alacaklara haciz konulmadığını, kural olarak haciz tezkeresi anında mevcut bir varlık varsa, ona haciz tatbik edileceğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; 22/02/2013 tarihinde tebliğ edilen tezkere üzerinde İİK’nın hangi maddesine göre düzenlendiği hususunda bir bilgi olmadığı, tezkerenin “yukarıda adı yazılı borçlunun bankanız hesaplarında mevcut mevduatlarının, hak ve alacaklarının borç miktarı kadarının ihtiyati haczine karar verilmiştir” ibaresini taşıdığı ve İİK 78. maddesine göre düzenlenmiş olduğu, borçlunun doğacak her türlü hak ve alacağının haczini gerektirdiği, haciz yazısını tebliğ alan bankanın artık alacaklı dışında kimseye ödeme yapmaması gerektiği halde haksız fiili ile davacının zarara uğramasına sebep olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile 12.000 Euro alacağın 15/03/2013 tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davalı bankanın icra müdürlüğünce gönderilen haciz ihbarnamesine rağmen borçlunun hesabına intikal eden paraya bloke koymaması ve 3. kişiye ödeme yapması nedeniyle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkin olup, mahkemece İİK. 78. maddesine göre haciz tezkeresini tebellüğ eden bankanın borçlunun hesabına bloke koyması ve artık alacaklı dışında kimseye ödeme yapmaması gerektiği halde haksız fiiliyle davacı/alacaklıyı zarara uğrattığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş ise de; gerek İİK ve gerekse de Amme Alacaklarının Tahsili Usulü Hakkında Kanun hükümlerine göre gönderilen haciz ihbarnameleri, ancak ihbarnamenin üçüncü kişi konumundaki bankaya ulaştığı tarihte borçlu adına mevcut hesaptaki meblağ hakkında hüküm ifade eder niteliktedir. Söz konusu hesaba, belli bir kaynaktan ve öteden beri gelmekte olan paralar dışında, hesaba sonradan intikal edecek para yahut para ile ifade edilebilecek değerler üzerine haciz ve/veya bankaca bloke uygulaması yapılması olanağı bulunmamaktadır. Somut olayda da 22.02.2013 tarihli haciz ihbarnamesini alan davalı banka borçlu hesabındaki mevcut mevduata bloke koymuş, ancak daha sonra 12.03.2013 tarihinde borçlu hesabına gönderilen 13.000 Euro üzerine bloke konulmayıp ilgilisine ödeme yapmıştır. Yukarıda yapılan açıklamalar ile Yargıtay’ın ve Dairemizin konuyla ilgili yerleşik uygulamaları karşısında davalı bankanın hukuka aykırı bir işlem ve eylemi söz konusu olmadığından davanın reddi gerekirken kabulü doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 08/04/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.