YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/4437
KARAR NO : 2015/11216
KARAR TARİHİ : 28.10.2015
MAHKEMESİ : ESKİŞEHİR ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 22/01/2015
NUMARASI : 2014/559-2015/40
Taraflar arasında görülen davada Eskişehir Asliye Ticaret Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 22/01/2015 tarih ve 2014/559-2015/40 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı temsilcisi kayyım C. İ. tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı şirketin temsil yetkisine sahip müdür ortağı olduğunu, şirketin 30/03/2012 tarihli ortaklar kurulu toplantısında, kendisinin şirket müdürü olarak kusursuz bir yönetim ve denetim sergilemiş olması ve 2011 yılı hesaplarının usulüne uygun olmasına rağmen ortaklar tarafından ibra edilmediğini ancak ortaklar kurulu toplantısından itibaren 3 ay geçmiş olmasına rağmen hakkında sorumluluk davası açılması yönünde bir karar da olmadığını ileri sürerek, mülga TTK. 380 maddesi uyarınca hükmen ibrasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, şirketin 30/03/2012 tarihli olağan ortaklar kurulu toplantısının yasaya uygun olarak gerçekleştirildiğini, 2011 yılı faaliyet raporu bilanço kar ve zarar hesabının ortaklar tarafından oy çokluğuyla onaylandığını fakat davacı şirket müdürünün bilançonun gerçeği yansıtmadığı gerekçesiyle ibra edilmediğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece tüm dosya kapsamı ve uyulan bozma ilamı doğrultusunda, davacı şirket müdürünün 2011 faaliyet dönemi için ibra edilmemesinin haklı bir sebebe dayanmadığı gerekçesi ile davanın kabulüne, davacının 2011 yılı faaliyet dönemi için hükmen ibrasına karar verilmiştir.
Kararı davalı temsilcisi temyiz etmiştir.
Dava, ortaklar kurulu toplantısında ibra edilmeyen davacı müdürün, hükmen ibrası istemine ilişkin olup mahkemece yazılı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiş ise de, gerek dava dilekçesinde gerekse Özel Amaçlı Bağımsız Denetim Raporu’nda bazı fiktif işlemlerden bahsedilmiş olmasına rağmen, davalı tarafça itiraza uğrayan ve hükme esas alınan bilirkişi raporunda bu işlemlere ilişkin herhangi bir değerlendirme yapılmamıştır. Bu durumda, gerektiğinde yeni bir bilirkişi heyetinden rapor alınmak suretiyle fiktif işlem iddiasının aydınlatılması ve oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile davanın kabulü doğru görülmemiş, hükmün temyiz eden davalı yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenle, davalı temsilcisinin temyiz itirazının kabulü ile hükmün temyiz eden davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 28/10/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.