Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2015/4587 E. 2015/11567 K. 04.11.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/4587
KARAR NO : 2015/11567
KARAR TARİHİ : 04.11.2015

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada … Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 13/11/2014 tarih ve 2012/374-2014/901 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi asıl davada davalı-birleşen davada davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Asıl davada davacı-birleşen davada davalı vekili, taraflar arasında 26/05/2011 tarihli nakliye sözleşmesi akdedildiğini, anılan sözleşme uyarınca davalıya ait boruların … arasında müvekkili tarafından 1.535.00,00 TL+KDV bedelle taşınacağının ve müvekkilinin tek nakliyeci olduğunun kararlaştırıldığını, müvekkilinin boruların nakliyesi için sözleşme gereği tüm edimlerini yerine getirirken davalının boruların 446.571,00 TL’lik kısmını müvekkiline taşıtıp, geri kalanını başka firmalara taşıtarak müvekkilinin kazanç kaybına uğramasına sebebiyet verdiğini ileri sürerek, müvekkilinin kazanç kaybının tespitini ve fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 40.000,00 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiş, yargılama sırasında ıslah dilekçesi ibraz ederek talebini 173.428,50 TL’ne yükseltmiş, birleşen davanın ise, reddini istemiştir.
Asıl davada davalı-birleşen davada davacı vekili, müvekkilinin DSİ’den aldığı ihale ile boru üretim ve teslim işini yüklendiğini ve nakliyesi için davalı ile sözleşme imzalanarak 2011 yılı Eylül ayına kadar birkaç partide boruların Sivas’a götürüldüğünü ancak, davalının nakliye işini yaparken edimlerinin çoğunu yerine getirmeyip, büyük kısmını da eksik yaptığını, buna rağmen projenin büyüklüğü, aciliyeti ile alternatiflerin azlığı nedeniyle bir süre davacı ile çalışmak zorunda kalındığını, bu aşamada sevkiyatta aksamalar olduğunu ve müvekkilinin başka şirketlerle sevkiyat yaptığını ancak, davalıya ait 12 adet tırın Karayolları Trafik Yönetmeliği’ne aykırı yük taşıma gerekçesiyle trafikten men edildiğini ve boruların müvekkili tarafından alınarak sevkinin sağlandığını, müvekkilinin sevkiyatı başka araçlarla yapmak zorunda kaldığını, davalı ile şifahen görüşülerek sözleşmenin uygulanmamasının kararlaştırıldığını buna rağmen, davalının müvekkili aleyhine dava açması nedeniyle 13/06/2012 tarihli ihtarname ile sözleşmenin feshedildiğini ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 50.000 Euro cezai şart, 35.400 TL aparat
bedeli, 1.392 TL otopark ücreti ile başka şirketlerle taşıma yapılmasından kaynaklanan fazla ödeme bedelleri, günlük 300,00 TL personel bulundurma bedelinin dava tarihinden itibaren işleyecek en yüksek banka faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiş, asıl davanın ise, reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, toplanılan deliller, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, asıl davada davalı-birleşen davada davacı tarafça, taşıma sözleşmesinden kaynaklanan edimlerin davacı-birleşen davada davalı tarafından yerine getirilmediği savunulmuş ve iddia edilmiş ise de, asıl davada davacı-birleşen davada davalıya edimlerin yerine getirilmediğine dair ihtarname çekilmediği, temerrüde düşürülmediği ve buna dair de herhangi bir delil ibraz edilmediği gerekçesiyle, birleşen davanın reddine, asıl davanın ise, davacının, sözleşme hükümlerine göre tüm taşıma işlerinin kendisine yaptırılmamasından kaynaklanan gelir kaybına uğradığı, davacının taşımayı fiilen yapmayarak takdiren %25 oranında işletme istifadesinde bulunduğundan yapılacak indirim neticesinde elde edemediği kazancın 173.482,50 TL olduğu gerekçesiyle, kabulü ile 40.000,00 TL’nin dava tarihinden, 133.482,50 TL’nin de ıslah tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, asıl davada davalı-birleşen davada davacı vekili temyiz etmiştir.
Asıl dava, taşıma sözleşmesinin ihlal edilmesi ve sözleşmeye aykırı olarak işin başkasına yaptırılması nedeniyle kazanç kaybının tespiti ile tahsili, birleşen dava ise, sözleşmeden kaynaklanan cezai şart ve sözleşmenin ifa edilmemesinden kaynaklanan tazminat istemlerine ilişkin olup, mahkemece yukarıda özetlenen gerekçe ile, birleşen davanın reddine, asıl davanın ise, kabulüne karar verilmiştir. Ancak, birleşen davada davacı-asıl davada davalı tarafça, davalı taşıyıcının sözleşmeden kaynaklanan edimlerini yerine getirmediği, sevkiyatta aksamalar olduğu, taşımayı gerçekleştiren tırların Karayolları Trafik Yönetmeliği’ne aykırı yük taşıdığı gerekçesiyle trafikten men edildiği, taşıyıcının kusurlu ve sözleşmeye aykırı eylemleri nedeniyle sözleşmenin haklı nedenle feshedildiği ileri sürülmüş ve bu kapsamda deliller ibraz edilmiştir. Her ne kadar mahkemece, hükme esas alınan bilirkişi raporundaki değerlendirmeye dayalı olarak, asıl davada davalı-birleşen davada davacı tarafça, taşıma sözleşmesinden kaynaklanan edimlerin davacı-birleşen davada davalı tarafından yerine getirilmediği savunulmuş ve iddia edilmiş ise de, asıl davada davacı-birleşen davada davalıya edimlerin yerine getirilmediğine dair ihtarname çekilmediği, temerrüde düşürülmediği ve buna dair de herhangi bir delil ibraz edilmediği gerekçesiyle, birleşen davanın reddine karar verilmiş ise de, anılan gerekçe yerinde olmadığı gibi, birleşen dava yönünden yapılan inceleme de yetersizdir. Bu itibarla, mahkemece, asıl ve birleşen davadaki delillerin değerlendirilmesi, feshin haklı olup olmadığının neticesine göre asıl ve birleşen davada bir değerlendirme yapılması gerekirken, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirmeye dayalı, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, asıl davada davalı-birleşen davada davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, kararın asıl davada davalı-birleşen davada davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 04/11/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.