Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2015/4707 E. 2015/11764 K. 09.11.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/4707
KARAR NO : 2015/11764
KARAR TARİHİ : 09.11.2015

MAHKEMESİ :FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada …Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 16.10.2014 tarih ve 2012/200-2014/226 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, “…” ibareli markanın tescili için …’ye başvurulduğunu, başvurunun tesciline karar verildiğini, fakat … tarafından davalının itirazının kabulüne karar verildiğini, … kararında, itiraz sahibi “…” unvanıyla faaliyet yürüten firmanın başvurunun yapıldığı 13.05.2010 tarihi itibariyle Türkiye’de ticaret siciline kayıtlı olduğu, henüz ticaretten ayrılmış durumda olmadığını belirterek itirazın kabulüne karar verdiğini, ancak davalı tarafın 31.05.2010 tarihinde “…” unvanlı firmaya ilişkin vergi dairesine iş bırakma bildirimi yaptığını ve 23.06.2010 tarihinde … Ticaret Sicil Memurluğundan kaydını sildirdiğini, davalı taraf “…” unvanı altında yürüttüğü ticari faaliyetlerine son verdiğini, “…” unvanıyla 2008 yılında odaya kayıt olunan şirkette davacı sigortalı olarak çalışmış ise de aslında şirkette gayri resmi ortak olduğunu, şirket faaliyeti ve bütün işleri tek başına yürüttüğünü, … unvanının tanınmasını sağladığını, davalı …’un …’da ikamet ettiğini ve çalıştığını, davalının vekaletname ile bütün işlerin görülmesinde davacı …’yi vekil tayin ettiğini, tarafların 20.04.2010 tarihinde “…” ni kurduklarını ve ortaklık hükümleri çerçevesinde “…” ibareli unvanı birlikte kullandığını davalı tarafın 2008 yılında “…” unvanlı firmayı kapattığını ve buna ilişkin bütün kayıtları sildirerek bu unvana ilişkin haklarından da vazgeçmiş olduğu, daha sonra 2010 yılında da müvekkil ile ortak olarak kurdukları firmada “…” unvanı altında bu unvanı beraber kullandığını, bu şekilde “…” unvanı müvekkilinde resmi bir şekilde ortak ve hak sahibi olduğu 20.04.2010 kuruluş tarihli “…” firmasından kaynaklandığını, marka üzerinde davacının ve davalının müşterek hak sahipliği karşısında davacının yaptığı tescil başvurusunun davalının marka hakkına tecavüz oluşturduğundan bahsetme olanağı bulunmadığını davacının ise ortaklık ilişkisi sona erdikten sonra 02.07.2010 tarihinde … Ticaret Odasına kaydettirdiği firmasında davaya konu “…” ibaresini kullanmaya devam ettiğini ileri sürerek … kararının iptalini talep ve dava etmiştir.
Davalı … vekili cevap dilekçesiyle; … kararının usul ve yasaya uygun bulunduğunu ileri sürerek davanın reddini istemiştir.
Davalı … vekili cevap dilekçesiyle; … kararının usul ve yasaya uygun bulunduğunu söyleyerek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalının davacıya nazaran öncelik hakkına sahip olduğu, davacının marka başvurusunda kötüniyetli olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 09.11.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.