YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/5469
KARAR NO : 2016/1351
KARAR TARİHİ : 11.02.2016
MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada …. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 04/07/2013 gün ve 2011/370-2013/1061 sayılı kararı onayan Daire’nin 11/12/2014 gün ve 2014/576-2014/19553 sayılı kararı aleyhinde davacı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı banka şubesinde bulunan hesabına değişik zamanlarda para yatırıldığını, 2000-2005 yılları arasında il dışında ikamet etmesi nedeniyle hesabını tam olarak kontrol edemediğini, hesap dökümlerini incelediğinde hesabında 41.000,00 TL bulunması gerektiği halde bu paranın hesabında bulunmadığını anlamış olup, müvekkilinin hesabının kullanılmasıyla ilgili olarak … dışında kimseye yetki vermediğini, bu şahıs ile yaptığı görüşmede ise kendisinin böyle bir parayı çekmediği bilgisine ulaşıldığını, davalı bankanın müvekkilinin bilgisi ve talimatı dışında hesabından ödemeler yaparak müvekkilinin zarara uğramasına sebep olduğunu ileri sürerek, şimdilik 41.000,00 TL tazminatın faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkil banka tarafından yapılan işlemlerin kanuna ve sözleşmeye uygun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davacının davalı banka tarafından usulsüz işlem yapılarak 2000-2005 yıllarında kendisine ait müşteri hesabından bilgisi dışında usulsüz ödemeler yapıldığına dair kesin ve inandırıcı belge ve delil sunamadığı, davalı bankanın evrakları 10 yıl saklama yükümlülüğü bulunduğundan 2001-2002 yıllarına ait fişlerin sunulamadığı ancak… ve …’e ödemeler yapıldığının kayıtlarda yer aldığı, …’nun davacı tarafından kendisine bankacılık işlemleri konusunda yetki verilen şahıs olduğu, bu hususun davacı tarafından da kabul edildiği, 2003-2004 yıllarında hesapta hiçbir hareketin bulunmadığı, 2005 yılında ise bizzat hesap sahibi olan davacının imzası ile işlemlerin gerçekleştirildiği, il dışında olması nedeniyle hesaplarını yıllarca denetlemeyemediğini belirten davacının, 2005 yılı içerisinde bankacılık işlemlerini gerçekleştirirken 2005 yılından önceki işlem ve ödemelerin farkına varmaması, .
denetlememesi hayatın olağan akışına aykırı olup basiretli bir tacirin yapmaması gereken bir davranış olduğu, bu durumda dosya kapsamından ispat edilemeyen davanın reddine dair verilen karar davacı vekili tarafından temyizi üzerine Dairemizin 11.12.2014 tarihli kararı ile onanmıştır.
Davacı vekili, karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Dosyadaki yazılara, mahkeme kararında belirtilip Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davacı vekilinin HUMK’nın 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirisini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin karar düzeltme isteğinin HUMK’nın 442. maddesi gereğince REDDİNE, aşağıda yazılı bakiye ,20 TL karar düzeltme harcının ve 3506 sayılı Yasa ile değiştirilen HUMK’nın 442/3. maddesi hükmü uyarınca takdiren 265,00 TL para cezasının karar düzeltilmesini isteyenden alınarak hazineye gelir kaydedilmesine, 11/02/2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
.