YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/5553
KARAR NO : 2015/12590
KARAR TARİHİ : 25.11.2015
MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada …. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 12/02/2015 tarih ve 2014/1262-2015/73 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava, 6100 sayılı Kanun’un geçici 3/2. maddesi delaletiyle uygulanması gereken HUMK’nın 3156 sayılı Kanun ile değişik 438/1 maddesi hükmü gereğince miktar veya değer söz konusu olmaksızın duruşmalı olarak incelenmesi gereken dava ve işlerin dışında bulunduğundan duruşma isteğinin reddiyle incelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili; müvekkili nezdinde sigortalı olan …’nin …’dan aldığı dekor kağıt ürününün davalının yük gemisi ile taşınırken konteynerlerin hasar gördüğü, ürününün başka konteynere yüklendiği ancak teslimat sırasında hasarlı olduğunun tespit edildiğini, hasarlı emtia için sigortalıya ödenen meblağın …’den rücu edilmesi için ihtarname gönderildiğini, ancak buna rağmen ödeme yapılmadığını ve icra takibine girişildiğini, davalının takibe haksız itirazının reddi gerektiğini ileri sürerek itirazın iptaline, % 20 icra inkar tazminatının lehe hükmedilmesine, dava masraflarının davalı tarafa tahmil edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili; müvekkilinin acenteliğini yaptığı dava konusu taşımayı icra eden taşıyan/ donatan … tarafından dava konusu taşıma ile ilgili olarak düzenlenmiş olan konişmentoda uyuşmazlıkların … Ticaret Mahkemeleri tarafından münhasır çözüme kavuşturacağının öngörüldüğü, taşıyan sıfatına haiz olmayan müvekkili şirkete doğrudan husumetin yöneltilmesinin doğru olmadığını, müvekkilinin taşıma işini kendi adına ve namına üstlenmediğini savunarak yetki ve husumet itirazında bulunmuştur.
Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; dava konusu taşımaya ilişkin konişmentoda yetkili Mahkemelerin … Ticaret Mahkemeleri olduğunun yazılı olduğu gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
01.10.2011 tarihinde yürülüğe giren 6100 sayılı HMK’nın 114. maddesinde dava şartlarının neler olduğu hususu düzenlenmiştir. Dava şartları, davanın esastan görülüp karara bağlanması için varlığı yada yokluğu, taraflarca ileri sürülmesi dahi, hakim tarafından resen gözetilecek hususlar olup, dava şartının yokluğu halinde davanın reddi gerekecektir. HMK’nın 114/1- d. bendinde yer aldığı üzere tarafların davada taraf ve dava ehliyetlerinin bulunması dava şartlarındandır. Yine HMK’nın 114/1-ç. bendinde kesin yetki hallerinde mahkemenin yetkili bulunması da dava şartları arasında sayılmıştır. Ancak kesin yetki kuralının bulunmadığı hallerde yetki itirazının HMK’nın 116/1-a. bendi düzenlemesine göre ilk itiraz olarak ileri sürülmesi gerekecektir. Usul ekonomisi ilkesi gözetilerek davada zaman kaybının önüne geçebilmek amacıyla düzenlenen HMK’nın 117/2. fıkrasında ifade edildiği üzere, ilk itirazlar dava şartlarından sonra incelenecektir.
Somut olaya dönüldüğünde, davalının, taşıma işini kendi adı ve namına üstlenmediği, acente sıfatını haiz olduğu, acenteye karşı doğrudan dava açılamayacağından davada taraf sıfatının bulunmadığı ve aynı zamanda konşimentodaki yetki şartı gereği mahkemenin yetkisiz olduğuna yönelik itirazları bulunmaktadır. Bu nedenle, mahkemece öncelikle dava şartlarından olan “davada taraf olabilme ehliyeti”ne ilişkin değerlendirme yapılması ve dava şartının varlığına kanaat getirilirse yetki itirazının incelenmesi gerekirken, dava şartları değerlendirilmeden yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün davacı yararına resen BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 25/11/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.