Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2015/729 E. 2015/13631 K. 17.12.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/729
KARAR NO : 2015/13631
KARAR TARİHİ : 17.12.2015

MAHKEMESİ : …. .. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 16/09/2014
NUMARASI : 2014/526-2014/239

Taraflar arasında görülen davada …. .. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 16/09/2014 tarih ve 2014/526-2014/239 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 15/12/2015 günü tebligata rağmen gelen olmadığı yoklama ile anlaşıldı, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalılardan … … tarafından … … ve … … aleyhine 22/09/2010 tanzim tarihli, 22/03/2012 vadeli, 350.000 USD bedelli bonoya dayalı icra takibi başlatıldığını, daha sonra 772.003,65 TL alacağın diğer davalı … …’a temlik edilip, icra takibine bu kişi tarafından devam olunduğunu, aslında müvekkilinin dava konusu senedi tahsil edilmek amacı ile eski vekili … …’ya gönderdiğini, önce müvekkilinin babası … … tarafından ihtiyati haciz talebine konu edildiğini, sonradan müvekkilinin sahte cirosu ile davalı …’a ciro edilip bu şekilde icra takibi yapıldığını, sahte cironun dava dışı … ….tarafından yapıldığını, düzenlenen protokolde senedin müvekkili adına işleme konulmamasının sebebinin, müvekkilinin yurt dışında olması ve bu sebeple … … adına takibe konu edilmesi olarak belirtildiğini, icra takibine konu senedin gerçek hamilinin müvekkili olduğundan icra dosyasının alacaklısının da müvekkili olarak düzeltilmesi gerektiğini ileri sürerek, müvekkilinin icra takip dosyasının alacaklısı olduğunun tespitini talep ve dava etmiştir.
Davalılar savunmada bulunmamıştır.
Mahkemece, dosyaya sunulan delillere dayanılarak, 22/03/2012 vade 22/09/2010 tanzim tarihli, 350.000 USD tutarlı senedin keşide tarihinin okunamadığı, keşidecinin … …, lehtarın … … olup, onun cirosu ile davacı … …’a, davacının cirosu ile de davalı … …’a intikal ettiği, takip prosedürü açısından takip alacaklısının birbirini takip eden ciro zinciri ile senedi ele geçirip lehtar olarak icra takibinde bulunduğu, bu durum itibari ile takip dosyasının asıl alacaklısının davacı olduğunun tespitinin usulen mümkün bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davalılar tarafından girişilip devam edilen icra takip dosyasının alacaklısının davacı olduğunun tespiti istemine ilişkindir.
Davacı işbu davayı açarken dava konusu icra takibinin dayanağı olan senedin rızası dışında elinden çıktığını ileri sürmektedir. Davacının aynı hukuki nedene dayanarak TTK’da düzenlenen bononun istirdadı davası dahil başka eda davaları yoluyla alacağına kavuşması mümkünken, işbu davayı açmasında hukuki ve güncel bir yararı yoktur. Zira davacının dava hakkına sahip olması, dava açabilmesi için tek başına yeterli değildir. Davacının bundan başka, dava açmakta hukuki bir yararının da olması gerekir. İdeal veya ekonomik yarar yalnız başına yeterli değildir. Davacı, hakkına kavuşmak için mahkeme kararına muhtaç olmalıdır. Tespit davasının dinlenebilmesi için ise davacının, tespit davasının konusunu oluşturan hukuki ilişkinin var olup olmadığının mahkemeden hemen tespit ettirilmesinde, hukuki bir yararının bulunması gerekir. Davacının tespit davası ile istediği hukuki korunmanın diğer dava çeşitlerinden birisi ile sağlanabilmesi halinde ise, davacının tespit davası açmakta hukuki yararının bulunduğundan söz edilemez. Bunun gibi, eda davası açması mümkün olan davacının, aynı konuda tespit davası açmasında bir hukuki yararı yoktur. Hukuki yarar ise bir dava şartı olup, yargılamanın her aşamasında re’sen dikkate alınır.
Bu durum karşısında mahkemece, davacının dava açmakta hukuki yararının bulunmadığı gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru değil ise de, HUMK’nın 438/son maddesi uyarınca sonucu itibarıyla doğru olan hükmün gerekçesi değiştirilmek suretiyle onanması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile sonucu itibarıyla doğru olan kararın ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 2,50 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 17/12/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.