YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/7510
KARAR NO : 2015/9902
KARAR TARİHİ : 05.10.2015
MAHKEMESİ : İSTANBUL (KAPATILAN) ANADOLU 16. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 05/06/2014
NUMARASI : 2013/535-2014/159
Taraflar arasında görülen davada İstanbul (Kapatılan) Anadolu 16. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 05/06/2014 tarih ve 2013/535-2014/159 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalının tasfiye halindeki müvekkili şirketin hem hissedarı hemde yöneticisi olduğunu, müvekkili şirketten 2008 yılında borç aldığını, davalıya TTK hükümleri çerçevesinde üçer aylık dönemlerle adat faizi tahakkuk ettirilip fatura kesildiğini, şirketin tasfiye sürecine girmesinden sonra mahkemece atanan kayyum vasıtası ile şirketin tüm alacak ve borçlarının tahsiline başlandığını, şirkete borçlu olan davalı aleyhine Üsküdar 2. İcra müdürlüğü’ nün 2013/227 E. Sayılı dosyası üzerinden başlattıkları icra takibi sırasında davalının süresi içerisinde ana para borcunu ödediğini, ancak işlemiş faiz ve dayanak faturalarına haksız itirazı nedeniyle takibin bu alacaklar yönünden durduğunu ileri sürerek, itirazın iptali ile davalı aleyhine %20 den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin davacının talep ettiği ana para alacağını ihtirazı kayıt ile ödediğini davacı şirketin icra takibine konu ettiği faturaların müvekkiline tebliğ edilmediğini, bu nedenle temerrüde düşmediğinden faiz borcunun bulunmadığını, ayrıca talep edilen faizin başlangıç tarihi ve hesap şeklinin belli olmadığını, talep edilen faizin fahiş olduğunu, faize faiz yürütüldüğünü, bu faizin kayıtlarının 131 Ortaklar Hesabı yerine 689 olağan Dışı Gider ve Zararlar Hesabına aktarılarak muhasebeleştirilmesinin hukuk dışı olduğunu savunarak, davanın reddi ile davacı aleyhine %20 den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatı ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece; iddia, savunma, bilirkişi kök ve ek raporu ile toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; davalının sözlü karz akdi (tüketim ödüncü) kapsamında davacı şirketten 24/12/2008 tarihinden itibaren borç para aldığı, ana para borcunu 25/01/2013 tarihinde ödediği, taraflar arasında yazılı sözleşme bulunmadığı bu haliyle uyuşmazlığın borcun doğduğu tarihler itibariyle eski .ve yeni Borçlar Kanunun karz akdine ilişkin hükümlere göre çözülmesi gerektiği, taraflar arasındaki fiili uygulama ve davacının ibraz ettiği belge ve beyanlara göre, davacının dava konusu icra takibinde temerrüt faizi değil ana para faizi talebinde bulunduğunun ön kabulü çerçevesinde davacının davalıdan takip tarihi itibariyle 19.262,36 TL işlemiş anapara faizi talep hakkı bulunduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile davacı vekilinin fazlaya ilişkin taleplerinin reddine, alacak likit olmayıp yargılamada bilirkişi incelemesi ile belirlendiğinden ve davacı tarafın kötü niyeti kanıtlanamadığından tarafların tazminat taleplerinin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Davalı vekilinin yargılama giderlerine yönelik temyizine gelince; davalı vekili dava sonunda haksız çıkan tarafa yükletilecek yargı harçlarının, davanın kabul-ret oranı dikkate alınarak taraflar arasında paylaştırılması gerekmekte iken, tamamının davalıdan tahsiline karar verilmesinin doğru olmadığını savunmuştur. 6100 sayılı HMK’nın 326. maddesi gereğince mahkeme harçları kural olarak davada haksız çıkan tarafa yükletilir. Bu genel kural, haksız davranışı ile uyuşmazlığa sebebiyet veren bir kimsenin, haksız davranışlarının bütün sonuçlarından, bunları önceden bilmesi mümkün olsun veya olmasın, sorumlu tutulmasını gerektiren hukukun genel ilkelerine dayandırılmaktadır. Ancak davanın kısmen kabul ve kısmen reddi halinde dava edilen hakkın bütün olarak teslimi sağlanmadığından yargılama giderleri hesaplanırken davanın kabul- red oranına göre bir paylaştırma yapılmaktadır. Harçlar bakımından ise, her iki durumda da davanın kabul edilen kısmı üzerinden harç hesabı yapıldığından davanın tamamen kabulü ile kısmen kabulü- kısmen reddi hallerindeki harç miktarı bakımından bir farklılık oluşmamaktadır. Bu durumda davacı tarafça yatırılan peşin harç ile bakiye karar ve ilâm harcı, dava sonunda haksız çıkan taraf kimse o kişiden alınacaktır.
Somut olayda, mahkemece davanın kısmen kabul kısmen reddine karar verilerek yargılama giderlerinin de bu çerçevede hesaplanmasında ve davacı tarafça yatırılan peşin harç ile bakiye karar ve ilâm harcının davalıdan tahsiline karar verilmesinde bir sakınca yok ise de; başvuru harcının da davalıdan tahsiline karar verilmesi doğru olmamıştır. Başvuru harcı, dava açılırken davacıdan alınan adalet hizmetinin karşılığı maktu bir bedel olup, 6100 sayılı HMK’nın “Yargılama Giderlerinin Kapsamı” başlıklı 323. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde sayılmadığı gözetilerek, bu bedelin dava sonunda her halükarda davacı üzerinde bırakılması gerekirken; hükmün 5 nolu bendinde; “ dava açılırken yatırılan başvurma ve peşin harç toplamı 1.110,12 TL ‘nin davalıdan alınarak davacıya verilmesi “şeklinde harç toplamına dahil edilerek hüküm kurulması doğru olmamış, hükmün bu nedenle davalı-karşı davacı yararına bozulmasına karar verilmesi gerekmiş ise de, anılan yanlışlığın yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediği anlaşılmakla, HUMK’nın 438/7.maddesi uyarınca kararın aşağıdaki şekilde düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, hüküm fıkrasının 5 numaralı bendindeki “ dava açılırken yatırılan başvurma ve peşin harç toplamı 1.110,12 TL ‘nin ” ibaresinin hükümden çıkarılarak, yerine “dava açılırken yatırılan peşin harç toplamı 1.085,82 TL’nin” ibaresinin eklenmesi suretiyle kararın düzeltilmiş bu şekliyle ONANMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 05/10/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.