Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2015/7718 E. 2015/9171 K. 14.09.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/7718
KARAR NO : 2015/9171
KARAR TARİHİ : 14.09.2015

MAHKEMESİ : ÇORUM 1. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 08/10/2013
NUMARASI : 2011/275-2013/404

Taraflar arasında görülen davada Çorum 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 08/10/2013 tarih ve 2011/275-2013/404 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalılar ile yakın akraba olduğunu, müvekkiline ait . Y. mahallesinde bulunan .. pafta, .. ada.. parselde kayıtlı 4/42 hisseli dükkan ile İ.Ç. Ç. mahallesinde bulunan A.ö. mevkii, …G I pafta .. ada .. parselde kayıtlı arsaların 1/2 hissesinin müvekkili tarafından 13/01/2003 yılında davalı S.. A..’a satıldığını, satış işlemlerinin davalı S.. A.. tarafından verilen vekaletnameye istinaden annesi diğer davalı B.. A.. tarafından yapıldığını, taşınmazların devrinin davalı S.. A..’a yapıldığı halde vekalet ile taşınmazı alan davalı B.. A.. tarafından satış bedeli karşılığı olarak 30/12/2002 tanzim tarihli 290.000,00 ABD doları bedelli bono verildiğini, bono bedelinin davalılar tarafından ödenmediğini, bonoyu davalı B.. A..’ın imzalamasına rağmen borcu davalıların birlikte ödemeleri gerektiğini, davalı B. A.’ın mal varlığı olmadığı için kambiyo senetlerine mahsus icra takibi yapılmadığını ileri sürerek, bono bedeli veya taşınmazların bedeli olarak fazlaya ilişkin hakları sakılı tutularak 40.000,00 TL alacağın davalılardan tahsilini, birleşen davada ise davalıların aldıkları taşınmazların ve verilen bonunn karşılığında fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydı ile daha önce talep edilen 40.000 TL alacaklarının haricinde 482.000.00 TL alacağın yasal faizi ile tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, müvekkili B.. A..’ın davaya konu senedi düzenlemediğini,diğer müvekkili S.. A..’ın annesi B.. A..’a kendisi adına senet düzenlenme yetkisi vermediğini, davacıdan satın alınan taşınmazlar için davacıya toplam 100.000,00 İsviçre Frangının bir kısmının havale yoluyla bir kısmının ise elden ödendiğini, tapuda satış esnasında davacının parasını alarak satış işlemini gerçekleştirdiğini, davacının iddiasını tapu gibi bir belge ile kanıtlanması gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia savunma bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre; satış işleminin davacı ile davalı S.. A.. arasındaki gerçekleşmesine rağmen bonoda davalı B.A.’ın imzasının olduğunu, davacı tarafından bononun tapudaki satış nedeniyle düzenlendiği ileri sürüldüğünden bononun ihdas nedeninin talil edildiği, senedi talil eden davacının ispat yükünü üzerine aldığı ve borcun varlığı hususunda ispat yükünü yerine getiremediği, temel borç ilişkisinin taşınmaz satışından kaynaklanması nedeniyle davalı B.. A..’ın sorumluluğunun bulunmadığı gerekçesiyle asıl ve birleşen davada davalı B.. A.. yönünden davanın reddine davalı S.. A.. yönünden ise açılan davanın tefrikine karar verilmiştir.
Kararı taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1-Asıl ve birleşen dava, taşınmaz satışı esnasında davalılar tarafından davacıya verilen bono bedelinin veya taşınmaz bedelinin tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece bono kesidecisi davalı B.A. ‘a açılan davanın, davacının senedi talil ederek ispat yükünü üzerine aldığı ve davacının borcun varlığını ispat edemediği gerekçesiyle reddine karar verilmiştir. Ancak taraflar arasındaki ilişkinin taşınmaz satışından kaynaklandığı, bononun keşidecisinin davalı B.. A.. olduğu ve davalıların yargılama sırasında satım sözleşmesini kabul ederek bedelini ödediklerini iddia ettikleri anlaşılmaktadır. Bu durumda taşınmazın satım bedelinin ödendiğine ilişkin ispat külfeti davalıların üzerindedir O halde mahkemece ispat külfeti konusunda hatalı değerlendirme yapılarak ispat külfetinin davacı tarafa yüklenmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle asıl ve birleşen dava yönünden davacı yararına bozulması gerekmiştir.
2- Ayrıca mahkemece diğer davalı S.. A..’a açılan davanın tefrikine karar verilmiştir. HMK’nın 166. maddesi uyarınca davaların aynı sebepten doğması veya birisi hakkında verilecek hükmün diğerini etkileyecek nitelikte bulunması halinde davalar arasında bağlantı var sayılır. Somut uyuşmazlıkta da tarafların iddia ve savunmaları birlikte değerlendirildiğinde, davalar arasında hukuki ve fiili irtibatın bulunduğu, birisi hakkında verilecek hükümün diğerini etkileyecek nitelikte olduğu anlaşılmaktadır. Dolayısıyla davalılara karşı açılan davaların birlikte görülmesi gerekmektedir. Bu durumda mahkemece, tefrik kararı verilmeden davalara birlikte bakılması gerekirken davalı S.. A..’a dava hakkında tefrik kararı verilerek yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş kararın bu nedenle taraflar yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle asıl ve birleşen davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün asılve birleşen davacı yararına (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerde taraf vekilerinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün taraflar yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 14/09/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.