Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2015/87 E. 2015/4698 K. 06.04.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/87
KARAR NO : 2015/4698
KARAR TARİHİ : 06.04.2015

MAHKEMESİ :FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada … 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 15/10/2014 tarih ve 2013/294-2014/303 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı … tarafından diğer davalı … nezdinde 30. sınıfta yer alan ürünleri kapsar biçimde 9.2.2011 tarih, 2011/10404 sayılı “1991’den Beri …+şekil” ibareli marka tescil başvurusunda bulunulduğunu, müvekkilince aynı sınıfta yer alan ürünleri kapsayan tescilli “…+Şekil” ibareli markalar mesnet gösterilerek başvuruya itiraz edildiğini, … … tarafından verilen 17.9.2013 tarih, 2013-M-5181 sayılı kararla yapılan itirazın nihai olarak reddedildiğini, müvekkiline ait markaların tanınmış marka olduğunu, müvekkiline ait marka ile başvuruya konu marka arasında iltibas tehlikesinin bulunduğunu ileri sürerek … … tarafından verilen 17.9.2013 tarih 2013-M-5181 sayılı kararın iptaline, markanın tescili halinde hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı … vekili, davacıya ait markalar ile başvuruya konu marka arasında görsel, işitsel veya anlamsal düzeyde ilişkilendirilme ihtimalinin bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalı … vekili, müvekkilinin başvuruya konu yaptığı marka ile davacı markaları arasında aynı sınıfta yer alan ürünleri kapsamaları dışında bir benzerliğin olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre; davacının markalarının ayırt edici ve baskın unsurunun “…” ibaresinden oluştuğu, anılan kelimenin yargılama konusu ürün ve hizmetler bakımından derhal ve doğrudan doğruya ürün ve hizmetlerin cinsini, vasfını veya herhangi bir halini belirtmediği, ayırt edicilik vasfının bulunduğu, uzun süreli kullanım ile tanınmışlık vasfına sahip olduğu, başvuruya konu markada yer alan “…” ibaresinin esas unsur olduğu, her iki markada yer alan bu ibarelerin görsel, biçimsel ve sescil olarak ilişkilendirme ihtimalinin bulunduğu, başvuruya konu markanın davacı markalarının bir versiyonu ya da onların arasına sızmış bir marka gibi algılanmasının kaçınılmaz olduğu, başvuruya konu marka ile davacı markalarının aynı sınıfta yer alan ürünleri kapsadıkları, markalar arasında iltibas tehlikesinin bulunduğu gerekçesiyle … … tarafından verilen 2013-M-5181 sayılı kararın iptaline, davacı adına tescilli 9.2.2011 tarih, 2011/10404 sayılı markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmiştir.
Kararı, her iki davalı vekilleri temyiz etmiştir.
Dava; … … kararının iptali ve davalı adına tescilli markanın hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.
556 sayılı KHK’nın 42/b maddesinde, aynı KHK’nın 8. maddesinde sayılan hallerin bulunması halinde tescilli bir markanın hükümsüz kılınacağı düzenlenmiştir. Anılan KHK’nın 8/1-b maddesi hükmü uyarınca ise, tescil için başvurusu yapılan marka, tescil edilmiş veya tescili için daha önce başvurusu yapılmış bir marka ile aynı veya benzer ise ve tescil edilmiş veya tescili için başvurusu yapılmış bir markanın kapsadığı mal ve hizmetlerle aynı veya benzer ise, tescil edilmiş veya tescili için başvurusu yapılmış markanın halk tarafından karıştırılma ihtimali varsa ve bu karıştırma ihtimali tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir marka ile ilişkili olduğu ihtimalini de kapsıyorsa, marka sahibinin tescile itirazı üzerine başvurunun reddine karar verilir. Dairemizin kararlılık gösteren içtihatlarında da belirtildiği üzere, 556 sayılı KHK’nın 8/1-b bendi uyarınca markaların iltibas yaratıp yaratmadıklarının belirlenmesinde, markaların kapsadıkları mal ve hizmet sınıflarının ortalama düzeydeki tüketiciler nezdinde karıştırılma tehlikesi bulunup bulunmadığının tespiti gereklidir. Bunun için de markalarda ayırt edici ve baskın unsurlar dikkate alınmak suretiyle markanın bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin değerlendirilmesi gerekmektedir.
Somut olayda, taraflara ait markalar aynı sınıfta yer almakla birlikte davalı …’nin tescil başvurusuna konu marka “1991’den Beri … + Şekil”den ibarettir. Mahkemece, markalarda yer alan “…” ve “…” ibareleri üzerinden değerlendirme yapılarak bu ibarelerin iltibasa mahal verir düzeyde benzer olduğu sonucuna varılmış ve yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Ancak, davalının başvurusuna konu marka sadece bu ibareden müteşekkil olmayıp bunun yanında kelime ve şekilden oluşmaktadır. Markalarda yer alan “…” ve “…” ibareleri de yaygın kullanımları nedeniyle ortalama tüketiciler nezdinde bilinen, anlamsal ve sessel bakımdan birbirinden farklılık arzeden kelimelerdir. Davalının başvurusuna konu markanın kelime ve şekil unsurları da içermesi nedeniyle davacı markalarından farklılaştığı, markaların bir bütün halinde değerlendirilmesi sonucunda davacının redde mesnet gösterdiği markalar ile başvuruya konu marka arasında ortalama tüketiciler nezdinde karışıklığa yol açacak derecede benzerlik bulunmadığı anlaşılmaktadır. Bu durumda davalının marka başvurusunun kötüniyetli olduğunun da ispatlanamamış olması karşısında mahkemece davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle kabulü doğru olmamış, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle her iki davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün davalılar yararına BOZULMASINA, ödedikler temyiz peşin harcın istekleri halinde temyiz eden davalılara iadesine, 06/04/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.