Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2015/8866 E. 2015/12218 K. 18.11.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/8866
KARAR NO : 2015/12218
KARAR TARİHİ : 18.11.2015

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada … Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 06/05/2014 tarih ve 2011/298-2014/189 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı … vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinde bulunan alacağının davalı şirket tarafından dava dışı şirkete temlik edildiğini ancak, … tarafından ödemeler yapılırken 19.682,10 TL’nin sehven davalı şirketin, davalı banka şubesinde bulunan hesabına aktarıldığını, davalı şirket tarafından usulüne uygun olarak temlikname verilmiş olması nedeniyle sehven hesabına yatırılan paranın iadesinin gerektiğini ileri sürülerek, davalı şirket hesabına sehven yatırılan 19.682,19 TL’nin iadesini talep ve dava etmiştir.
Davalı banka vekili, husumet itirazında bulunmuş, davalı şirketin hesabına EFT yoluyla yatan miktarın hesaba geldiği tarihte hesap üzerinde önceden konulmuş hacizler olup, EFT geldikten sonra da hesaba hacizler geldiğini, hacizler kaldırılmadığından paranın iade edilemeyeceğini, müvekkili lehine bir sebepsiz zenginleşmenin söz konusu olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı şirket temsilcisi, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, toplanılan deliller, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı şirket müdürü …’in davalı bankaya bir borcu bulunmadığından bankaca bloke edilen 19.682,19 TL’nin davalı bankadan alınarak davacıya verilmesine, davalı …. hakkında açılan davanın bankaya hiçbir borcu bulunmadığı ve bankaca el koyma işleminin de yerinde olmadığı gerekçesiyle, reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı …. vekili temyiz etmiştir.
1- Davacı tarafça davalı şirket hesabına EFT yolu ile sehven yatırılan paranın iadesi istemi ile açılan davada mahkemece yukarıda özetlendiği şekilde karar verilmiştir.
Ancak, 6100 sayılı HMK’nın 294/3 madde ve fıkrasında “Hükmün tefhimi, her hâlde hüküm sonucunun duruşma tutanağına geçirilerek okunması suretiyle olur.” aynı Yasa’nın 297/2 madde ve fıkrasında ise “Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir.” hükmü düzenlenmiştir.
Ayrıca, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası yargılamanın açıklığı ilkesini kabul etmiştir. Gerek mülga 1086 sayılı HUMK’nın 382 ve devamı maddelerinde gerekse de yürürlükte bulunan 6100 sayılı HMK’nın 294 vd. maddelerinde hükmün nasıl tesis edileceği ve sonrasında kararın nasıl yazılacağı etraflıca hükme bağlanmıştır. Yargılamanın açık bir şekilde yapılması ve tesis edilen hükmün açıkça belirtilmesi ilke olarak kabul edilmiştir. Bu nedenle hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde infazı kabil olarak kurulması gerekir. Aksi halde, yargılamanın açıklığı ilkesi, dolayısıyla kamu vicdanı zedelenmiş olacaktır. Kararların bu hususlara aykırı oluşturulması mahkeme kararlarına duyulan güveni sarsacağı gibi, verilen kararların hukuki denetiminin yapılmasını da olanaksız kılmaktadır. Bu itibarla, yukarıda açıklanan nedenlerle, mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunun karara aynen yazılması suretiyle gerekçe oluşturulması doğru olmadığı gibi, “davacı tarafından açılan davanın reddi ile davalı şirket müdürü …’in davalı ….’ne hiçbir borcu bulunmadığından bankaca hesabında bloke edilen 19.682,19 TL’nin davalı bankadan alınarak davacıya verilmesine, davalı …. hakkında açılan bu davanın bankaya hiçbir borcu bulunmadığından ve bankaca el koyma işleminin de yerinde olmadığından reddine” ifadelerine yer verilerek karar verildiğinden, işbu, hükümde olması gereken yasal unsurları içermeyen, hüküm fıkrası da kendi içerisinde çelişkili olan, davanın reddine karar verilmesine rağmen aynı zamanda paranın iadesine de hükmedilmesi nedeniyle infazda tereddüt oluşturacak şekilde verilen ve infaz kabiliyeti bulunmadığı anlaşılan kararın re’sen bozulması gerekmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre, mümeyyiz davalı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
SONUÇ:Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, kararın re’sen BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, mümeyyiz davalı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 18/11/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.