YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/9253
KARAR NO : 2016/4079
KARAR TARİHİ : 13.04.2016
MAHKEMESİ :FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada … Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 16.12.2014 tarih ve 2013/207-2014/298 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin tanınmış “…” ibareli markaların sahibi olduğunu, davalının “…” ibareli, 2010/52380 numaralı marka başvurusunda bulunduğunu, müvekkilinin başvuruya yaptığı itirazın reddedildiğini oysa, müvekkili markaları ile karıştırılma ihtimali bulunacak derecede benzer nitelikte olan başvurunun aynı zamanda müvekkili markasının tanınmışlığından haksız yarar sağlayacağını ve itibarına zarar vereceğini ileri sürerek, …’nin 2013-M-3330 sayılı kararının iptalini, tescili halinde davalı markasının hükümsüzlüğü ile sicilden terkinini talep ve dava etmiştir.
Davalı … vekili, … kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Diğer davalı şirket vekili, markalar benzer olmadığından karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, toplanılan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, davalı marka başvurusunun davacıya ait “…”, “…”, “… .”, “… …”, “… …”, “…”, “…” ibareli markalardan kavramsal, görsel ve genel izlenim olarak farklılaştığı, bu nedenle ortalama 30. sınıftaki gıda mallarının alıcıları tarafından, idari, ticari ve ekonomik bağlantı olduğu zannı dahil karıştırılmasına imkan bulunmadığı, ortalama tüketicinin özellikle makarna gibi gıda malları bakımından ülkenin en popüler yiyeceği olması itibariyle … menşeli ürün olduğu algısına gönderme yapan markalara alışık olduğu ve bu yöndeki kullanımlar dolayısıyla başvuruyu davacı markalarından farklı bir marka olarak algılayıp, karıştırmayacağı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava konusu başvuru ”…”, davacının itiraza mesnet markası ise, ”…” ibaresinden oluşmaktadır. Taraf markalarının 30. sınıfta aynı tür ürünleri kapsadığı ve ürünlerin niteliği dikkate alındığında işaretler arasında anlamsal ve yazılış farklılığı olmakla birlikte, esasen türetme kelime markası vasfında olan markaların ortalama tüketiciler nezdinde bir bütün olarak bıraktıkları izlenim nazara alınarak markalar arasında 556 sayılı KHK’nın 8/1-b maddesi anlamında ilişkilendirme ihtimalini de kapsayacak şekilde iltibas tehlikesi bulunduğunun kabulü gerekirken mahkemece yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 13.04.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.