Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2015/9418 E. 2015/12356 K. 23.11.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/9418
KARAR NO : 2015/12356
KARAR TARİHİ : 23.11.2015

MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada … Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 01/10/2014 tarih ve 2014/382-2014/270 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili; davalının müvekkil şirketin acentesi olarak faaliyet gösterdiğini, müvekkilince acentelik sözleşmesinin 02.05.2011 tarihinde feshedilerek davalıya vadesi gelmiş borçlarını ödemesine dair ihtarda bulunulduğunu, davalının vadesi gelen borçlarını ödememesi nedeniyle acentelik faaliyetinden doğacak borçlarının teminatı olarak … mevkiinde bulunan taşınmaz üzerine konan ipoteğe ilişkin … İcra Müdürlüğü’nün 2012/470 Esas sayılı dosyasında 8.914,00 TL tutarlı icra takibine başlanıldığını, davalının takip borcunun 1.975,00 TL’lik kısmını kabul etmesine karşın bakiye kısma tüm ferileriyle birlikte itiraz ettiğini, davalının itirazının haksız ve kötüniyetli olduğunu ileri sürerek icra takibine vaki itirazın iptaline, borçlunun haksız ve kötüniyetli itirazı nedeniyle alacağın % 20’sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili; davalı Şirketin müvekkiliyle üç ayda bir hesap mutabakatı yapmadığını, dava konusu edilen cari hesap dönemine konu poliçelerin bir kısmının iptal edildiğini, iptal edilen bu poliçeler nedeniyle müvekkilinden alacak talebinde bulunulamayacağını, ayrıca müvekkilince düzenlenen poliçelerin bir kısmında poliçe primlerinin vadeli olarak tahsil edilmesinin öngörüldüğünü, müvekkilince henüz tahsil edilmeyen primlerin de alacak konusu yapıldığını, müvekkilinin acentelik sözleşmesinin feshiyle prim tahsilatı yapma imkanının da kalmadığını, müvekkilinin davacıdan komisyon alacağı bulunduğunu, cari hesap alacağının tespitinde bunların da gözetilmesi gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre; alınan bilirkişi raporları uyarınca davacı tarafından yapılan ödemelerin tenzili ile davacının davalıdan alacaklı olduğu, davalının savunmalarını ispata yarar delil sunamadığı, dava konusu alacağın likit olduğu gerekçesiyle itirazın kısmen iptaliyle takibin asıl alacak ve tüm ferileriyle birlikte 6.169,77 TL üzerinden devamına, alacak miktarı üzerinden hesaplanan 1.233,95 TL icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Dava, taraflar arasındaki acentelik sözleşmesinin feshi sonrasında ve bu sözleşmeden kaynaklı alacağın tahsili için başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. Mahkemece dava konusu uyuşmazlığın çözümünün özel ve teknik bilgiyi gerektirdiği gözetilerek bilirkişi raporu alınması yoluna gidilip alanan bilirkişi raporları uyarınca yazılı şekilde hüküm tesis edilmiştir. Ancak; davalı vekilince hükme esas alınan bilirkişi raporuna, taraflar arasında cari hesap mutabakatları yapılmadığı, müvekkilince düzenlenen poliçelerin bir kısmının iptal edildiği, iptal edilen poliçe primlerinin bilirkişilerce yapılan alacak hesabında dikkate alınmadığı, bir kısım poliçe primlerinin taksitler halinde ödendiği, fesih ihtarı sonrasında müvekkilinin prim tahsilatı yapma imkanının bulunmadığı, henüz vadesi gelmemiş primlerin sanki tahsil edilmişcesine alacak hesabına dahil edildiği, müvekkilinin fesih tarihi itibariyle davacı şirketten komisyon alacağı bulunduğu, bu alacağın yapılan hesaplamada dikkate alınmasının gerektiği belirtilmek suretiyle ciddi itirazlarda bulunulmuştur. Davalı vekilinin bilirkişi raporlarına yönelik ciddi itirazları karar gerekçesinde tartışılmadığı gibi hükme esas alınan bilirkişi raporlarında da bu hususlarda bir inceleme ve değerlendirme yapılmamıştır. O halde mahkemece, dava konusu alacağın dayanağını teşkil eden tüm poliçeler incelenip, bu poliçelerden iptal edilen olup olmadığı, varsa bu poliçelere ilişkin primlerin talep edilen alacaktan düşülüp düşülmeyeceği, davalı tarafından düzenlenmiş poliçelerden, fesih tarihi itibariyle muaccel olmaması nedeniyle tahsil edilememiş primlerin bulunup bulunmadığı, varsa miktarının ne olduğu, taraflar arasındaki acentelik sözleşmesinde taksitli prim ödemesi öngörülen poliçeler nedeniyle sözleşmesinin feshi halinde prim borçlarından sorumluluğa dair bir düzenlemenin bulunup bulunmadığı, davalının fesih tarihi itibariyle davacı şirkettten acentelikten kaynaklı komisyon alacağının olup olmadığı hususlarını da irdeleyecek biçimde ek bilirkişi raporu ya da oluşturulacak yeni bir bilirkişi heyetinden rapor alınarak sonucu uyarınca bir karar verimesi gerekirken eksik incelemeyle yazılı şekilde karar verimesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ:Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 23/11/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.