YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/9515
KARAR NO : 2015/9545
KARAR TARİHİ : 28.09.2015
MAHKEMESİ : İSTANBUL 16. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 25/11/2014
NUMARASI : 2014/873-2014/364
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 25/11/2014 tarih ve 2014/873-2014/364 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili ve fer’i müdahil TMSF vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilin, davalı bankanın cazip reklam kampanyalarının da etkisi ile 1999 yılında Y. A.Ş. P. Şubesi’ne gittiini, tasarruflarını bu bankanın P. Şubesi’nde değerlendirmek istediğini, davalı banka personelinin “o.” diye çok karlı bir hesap çeşitlerinin olduğu ve diğer hesaplar gibi bankalarının garantisi altında bulunduğunu” belirttiklerini, müvekkilinin de parasını off-shore hesaba yatırdığını, davalı bankaya el konulması üzerine mevduatını iade alamadığını, banka hakim hissedar ve yöneticilerinin bankayı aracı kılmak suretiyle dolandırıcılık suçundan ceza aldıklarını, davalı bankanın müvekkilinin mevduatını iade etmekle yükümlü olduğunu ileri sürerek yatırılan 3.000 TL’nin vade sonuna kadar %80 akdi faiz, vade sonundan itibaren ise 3095 sayılı kanunun 2/2 maddesi gereğince akdi faizden az olmamak üzere temerrüt faizi ile birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, hak düşürücü ve zamanaşımı sürelerinin geçtiğini, hisse devir sözleşmesi uyarınca mali vecibenin ve taraf sıfatının TMSF üzerinde bulunduğunu, sadece vekalet işlemi yürüten müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini, tatlı kâr amacıyla ve serbest irade ile paranın off shore bankasına yatırıldığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Fer’i müdahil TMSF vekili, davanın zamanaşımına uğradığını, hak düşürücü sürenin geçtiğini, husumetin off shore bankasına yöneltilmesi gerektiğini, bankanın havale işlemini gerçekleştirdiğini, off shore hesap cüzdanına itiraz edilmediğini, davacının müterafik kusurunun bulunduğunu, dolandırıcılığın söz konusu olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Fer’i müdahil O.. K.. vekili, müvekkilinin bir borç üslenmesinin bulunmadığını, asıl muhatabın TMSF olduğunu savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının davalıdan 3.000 TL alacağı olduğu, bu alacağın davalının sorumluluğunda bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, 3.000 TL’nin 22.11.1999 tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili ve fer’i müdahil TMSF vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve davalının sorumluluğunun BK’nın 41, 55 ve TTK’nın 336’ncı maddelerinden kaynaklanmasına, davacı zararının off shore bankasından tahsil etme olanağının kalmadığının anlaşıldığı andan itibaren zamanaşımı süresinin başlamasının gerekmesine göre, davalı banka vekili ve feri müdahil TMSF vekilinin aşağıdaki bent dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Ancak, davacıya ait paranın off shore bankasına gönderilmesi konusundaki işlem ve eylemleri yürüten Y. Ticaret ve Kredi Bankası A.Ş.’nin TMSF tarafından devir alındıktan sonra en son ING Bank A.Ş.’ye devredildiği, bu durumda Fon Bankası iken ING Bank A.Ş.’ye devredilen Y.Ticaret ve Kredi Bankası A.Ş.’nin eylemlerinden dolayı açılan işbu davada, bu bankayı devir alan ING Bank A.Ş.’nin 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun 140. maddesi uyarınca harçtan muaf olması gözetildiğinde ve mahkemece de hükmün 2. paragrafında davalı bankanın harçtan muaf olduğu belirtilip harç alınmasına yer olmadığına dair karar verildiği halde hükmün 3. paragrafında başvuru harcı ve peşin harcın davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine dair hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiş ise de yapılan yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, kararın anılan yönden düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı banka vekili ve feri müdahil TMSF vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı banka vekili ve fer’i müdahil TMSF vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının hüküm bölümünün 3. paragrafında yer alan “davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine” ibaresinin hükümden çıkarılarak yerine “karar kesinleştiğinde istek halinde davacıya iadesine” ibaresinin yazılmasına, kararın bu şekilde davalı Banka ve fer’i müdahil TMSF yararına DÜZELTİLEREK ONANMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davalı Banka’ya iadesine, 28/09/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.