YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/9777
KARAR NO : 2015/9673
KARAR TARİHİ : 30.09.2015
MAHKEMESİ : İZMİR(KAPATILAN) 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 10/07/2014
NUMARASI : 2013/97-2014/254
Taraflar arasında görülen davada İzmir (Kapatılan) 8. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 10/07/2014 tarih ve 2013/97-2014/254 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili aleyhine başlatılan icra takibine dayanak çekin taraflar arasında akdedilen sözleşmede müvekkili tarafından yapılması öngörülen ödemeler için teminat çeki olarak verildiğini, ödemelerin yapıldığını, borcunun bulunmadığını ileri sürerek, müvekkilinin çek sebebi ile borçlu olmadığının tespitini talep etmiştir.
Davalı vekili, taraflar arasında akdedilen sözlşemeler gereğince davacının müvekkiline borcunun bulunduğunu, alınan çekin borca karşılık olduğunu, teminat çeki olmadığını, olsa dahi borç mevcut olduğundan takibe konu edilebileceğini savunarak, davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, davalının davacıdan alacağının mevcut olmadığı, bu sebeple 19/09/2011 tarihli sözleşme kapsamında teminat amacıyla verilen 50.000,00 TL çek sebebi ile davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, taraflar arasında akdedilen sözleşme gereğince davalıya teslim edildiği iddia olunan teminat çekine dayanılarak davalı tarafça başlatılan icra takibine yönelik menfi tespit istemine ilişkin olup, mahkemece yazılı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
Her ne kadar hükme esas alınan bilirkişi raporunda takibe dayanak çekin teminat çeki olduğu kabul edilmiş ise de, davalı vekili müvekkilinin davacıdan alacaklı olduğunu, çekin ayrıntılı olarak açıkladığı alacak kalemlerine istinaden alındığını, borcun ödenmemesi üzerine takibe konulduğunu savunarak, imzası inkar edilmeyen 26.06.2012 tarihli borç mutabakatı metninin de aralarında bulunduğu delillerini dosyaya ibraz ettiğine göre, tarafların tüm delilleri toplanarak alanında uzman bir bilirkişi heyetinden rapor alınması ve oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, afaki yorumlara dayalı bilirkişi raporuna itibar edilerek hüküm tesisi doğru görülmemiş, hükmün temyiz eden davalı yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile hükmün temyiz eden davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 01/10/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.