YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/12253
KARAR NO : 2017/6151
KARAR TARİHİ : 14.11.2017
MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada … 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 10/02/2016 tarih ve 2014/957-2016/61 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili ile davalı …’nın 2000 yılında evlendiklerini, müvekkilinin 1999 yılından beri eczacılık yaptığını, davalı …’nın de ayrı bir işletme olarak eczane işlettiğini, müvekkilinin yapmış olduğu işi sebebiyle resmi kurumlarca yapılacak ödemelerin tahsili için davalı banka şubesinde hesap açtığını ancak, yazılı ya da sözlü talimatı veya verilmiş bir yetki olmamasına rağmen hesapta bulunan paraların davalı banka görevlileri tarafından davalı …’ya ödenmesi suretiyle hesabın boşaltıldığını, davalının yapmış olduğu yetkisiz işlemler nedeniyle başlatılan soruşturmanın devam ettiğini, davalıların kusurlu eylemleri ile müvekkilini zarara uğrattıklarını ileri sürerek, davalının yapmış olduğu tüm işlemlerin tespit ile fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, şimdilik 50.000,00 TL’nin faiziyle davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep ve dava etmiş, yargılama sırasında ıslah dilekçesi ile talebini 1.227.203,00 TL’ye yükseltmiştir.
Davalı … vekili, zamanaşımı def’inde bulunmuş, davacının müvekkiline 26/08/2008 tarihli vekaletname ile tüm bankalarda işlem yapma yetkisi verdiğini, işbu vekaletname uyarınca önceden yapılan işlemler için de icazet verildiğini, davanın zamanaşımına uğradığını, tarafların eczacı olup, her ikisine ait işletmenin de yönetiminin birlikte yapıldığını, davacıya ait eczaneyle ilgili tüm alım, satım ve kasa işlerine müvekkilinin baktığını, 2002 yılında davacı tarafından davalı banka şubesine kendi el yazısı ile genel bir talimat verildiğini, davacının faaliyeti doğrultusunda banka hesap hareketlerinin devamlı olarak kontrol edilmesi gerektiğini, yapılan işlemlerden davacının haberi, bilgi ve rızası bulunduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı banka vekili, zamanaşımı def’inde bulunmuş, hesabın 11/05/2000 – 20/11/2006 tarihleri arasında işlem gördüğünü, 07/03/2002 tarihinde davacı tarafından para çekilerek diğer davalıya hesapları üzerinde işlem yapması için yetki verildiğini, 07/03/2002 tarihinden önce yapılan tüm işlemlerin davacı tarafından gerçekleştirildiğini, yetki verilmesinden sonra davacının bankaya gelmediğini, davacıya ait eczane giderlerinin davacı hesabından yapıldığını, davacının iyi niyetli olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama, iddia, savunma, bilirkişi raporu, toplanılan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, davacının eczane sahbi olup, yaptığı iş gereği davalı banka şubesinde hesap açtırdığı, hesabın 11/05/2000- 20/11/2006 tarihleri arasında işlem gördüğü, hesap hareketlerinin bulunduğu dönemi kapsayan davacı tarafından verilmiş bir vekaletname bulunmadığı gibi, davacının vermiş olduğu yazılı talimata ilişkin belgenin fiziki olarak temin edilemediği ancak, banka bilgisayar kayıtlarında hesapla ilgili olarak “… para çekebilir” kaydının yer aldığı, hesabın açıldığı tarihten, bu talimat girişinin yapıldığı 07/03/2002 tarihine kadar hesaptan davacı tarafından para çekildiği, davalı … tarafından imzalanan fişlerin ise, bu tarihten sonraki döneme ait olduğu, 07/03/2002- 20/11/2006 tarihleri arasında davalı tarafından hesaptan 968.039,00 TL çekildiği ve çekilen paranın davacıya ait eczanenin aldığı ilaç bedelleri olarak yatırıldığı, ilgili hesap döneminde davalı banka ve diğer bankalara ait ATM’lerden toplam 64 defa işlem yapılmış olup, bunun büyük çoğunluğunun 07/03/2002 tarihinden sonraki zamana ait olduğu ayrıca, davacı ve davalı … tarafından 24/01/2002, 04/02/2002, 28/02/2002, 04/03/2002, 11/04/2002, 17/04/2002 ve 08/05/2002 tarihlerinde davalı banka şubesinden 1-2 dakika arayla kendi imzalarıyla kendi hesaplarından para çekildiği, soruşturma dosyasında alınan ifadelerde de, tarafların zaman zaman bankaya birlikte geldikleri halde davalının işlem yaptığı ve imza attığının beyan edildiği, davacının sürekli olarak hesabını takip ettiği ve bilgi sahibi olduğu zaten hesabını kontrol etmemesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğu, 07/03/2002 tarihine kadar işlem yapan davacının, bu tarihten sonra işlem yapmaması ve işlemlerin davalı … tarafından yapılmasının davacının, bankadan para çekmesi yönünde davalı eşine yetki verip, yapılan işlemlere rıza gösterdiği anlamına geldiği, kaldı ki davacı tarafından davalıya her türlü bankacılık işlemlerini yapmak üzere 26/08/2008 tarihli vekaletname verildiği, buna göre tarafların evli olması sebebiyle aralarında yoğun bir güven ilişkisi mevcut olup, davacının mali işlerini idare etme yetkisini eşi olan davalıya verdiğinin ve eşi tarafından yapılan banka işlemlerine rıza gösterdiğinin kabulü gerektiği ayrıca, davacıya ait işletmenin hem bilançolarında hem de gelir tablolarında spesifik bir azalmanın oluşmadığı, yıllar itibariyle hem aktiflerin, hem de aktiflerin oluşmasını sağlayan satışların sürekli artış ve işletmenin sürekli kârlılık gösterdiği, pasif içerisinde yer alan kısa vadeli borçlara karşılık bunun üzerinde öz kaynak değerlerine ve yine aktif içerisinde dönen varlıklara sahip olduğu, bu açıdan davacı hesabının boşaltılıp boşaltılmadığı hususunun tespiti açısından mali verilerde bu iddiayı destekler somut, gerçekçi bir sonuç elde edilemediği, hesabın açıldığı tarihten son işlem tarihine kadar hesabını takip eden ve bilgi sahibi olan, davalı eşinin banka şubesinden, internet bankacılığından ve ATM’lerden işlem yapmasına ses çıkarmayan ve rıza gösteren, hesaba ilişkin son işlem tarihinden iki yıl sonra da tüm bankacılık işlemleri yapması yönünde davalıya vekaletname veren davacının, son işlem tarihinden 4 yıl sonra hesabından para çekildiğini ve para çekme işleminin yetkisiz yapıldığını öğrendiği iddiasının HMK’nin 29, TMK’nin 2, 3 ve 4 m. gereğince iyi niyetli olmadığı, davalı …’nın davacıya ait banka hesabından para çekmesinin davacının yetkisi ve rızası dahilinde gerçekleştiği, paraların çekildiği dönemde davacıya ait işletmede zarar meydana gelmediği gibi, şirketin aktiflerinde artışların oluştuğu, hesabın boşaltıldığı iddiasının kanıtlanamadığı, buna göre davacının gerek yetki ve bilgisi dışında para çekildiği ve gerekse de hesabın boşaltıldığı iddialarının ispatlanamadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 2,20 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 14/11/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.