YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/13117
KARAR NO : 2017/5113
KARAR TARİHİ : 05.10.2017
MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada … 4. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 27/01/2016 tarih ve 2013/461-2016/78 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacılar vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 03.10.2017 günü hazır bulunan davacılar vekili Av…. ile davalı vekili Av. … dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, taraflar arasında bulunan ticari ilişki nedeniyle davalı tarafından 300.000,00 TL bedelli ve 21/02/2008 vade tarihli senet düzenlendiğini, davalının vadesi gelen bu senedi ödememesi üzerine aleyhine icra takibi yapıldığını, davalının takibe itiraz etmediğini, ancak borcunu da ödemediğini, bu nedenle davacıların İş Bankasına olan borçlarını zamanında ödeyemediğini, davacıların tuttukları vekiline yüksek miktarda avukatlık ücreti ödemek ve taşınmazları üzerine ipotek koydurmak suretiyle tüketici kredisi kullanmak zorunda kaldıklarını, davalının borcunu ödememesi nedeniyle davacıların bankaya ve Gelirler İdaresine olan borçlarını ödeyemediklerini, müvekkillerinin faizi aşan munzam zarara uğradığını ileri sürerek; fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla BK’nın 105. (TBK’nın 122.) maddesi gereğince davalının kusurlu olduğunun tespitine, 20.000,00 TL munzam zararlarının 13/10/2010 tarihinden itibaren ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş; ıslah dilekçesiyle talebini yükseltmiştir.
Davalı vekili, davacıların aktif dava ehliyetlerinin bulunmadığını, dava konusu senedin kat karşılığı inşaat sözleşmesinin teminatı için verildiğini, bononun anlaşma hilafına doldurularak takibe konu edildiğini, davacıların zarara uğramadığını, davacıların kötüniyetli olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre; davacı …’nin alacağın dayanağı bonoyu ciro etmekle bu bonodan dolayı hak iddia edemeyeceği, davacı …’nin ciro yolu ile aldığı alacağının dayanağı olan bonoyu protesto işlemine tabi tutmadığı gibi vadesinden yaklaşık iki yıl sonra icra takibine konu ederek kendi kusuru ile zarara uğradığı, bir kimsenin kendi kusurlu davranışıyla uğradığı zararı talep etmesinin hukuken mümkün bulunmadığı, davacı …’nin uğradığını iddia ettiği zararlar ile alacağın geç ödenmesi arasında uygun illiyet bağının olmadığı, davacı …, kredi borçları yüzünden munzam zarara uğradığını ileri sürmüş ise de kredi sözleşmelerini kefil sıfatıyla imzaladığı ve asıl borçlunun borcu ödememesi nedeniyle takibe maruz kaldığı, vekiline ödemek zorunda kaldığı vekalet ücretine kendi kusurlu davranışı ile sebebiyet verdiği, böylece munzam zarar talep etme koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle, davacı …’nin davasının usulden reddine, davacı …’nin davasının ise esastan reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacılar vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacılar vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacılar vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, takdir olunan 1.480,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalıya verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 2,20 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacılardan alınmasına, 05/10/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.