YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/13198
KARAR NO : 2017/6229
KARAR TARİHİ : 15.11.2017
MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada … 6. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 30/12/2015 tarih ve 2014/1760-2015/1148 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili davacı şirketin, davadışı … İnş. San ve Dış Tic. LTd. Şti. adına tescilli olan … ve … plakalı çekiciler ile; … ve … plaka numaralı römorkörların zilliyedi bulunduğunu; davacı şirketin, zilliyetliğinde bulunan araçların aylık ödenecek ücret karşılığında park sahasında muhafazası için davalı şirketle anlaştığını, araçların tır parkına sağlam ve çalışır vaziyette teslim edildiğini, davacı tarafından aylık muhafaza ücretinin düzenli ödendiğini; davacı şirket yetkilisi …’ın araçlar kontrol etmek ve çekicilerin motorlarını çalıştırmak için 04/07/2013 günü tır parkına gittiğinde çekicilerin ve römorkların hasara uğramış olduğunu tespit ettiğini, bu hususta tır parkı yetkilisi ile birlikte tutanak düzenlediğini, aynı şekilde 23/08/2014 günü yine kontrol için tır parkına gidildiğinde araçların hasara uğratıldığını durumun kolluk kuvvetine bildirilerek tutanak düzenlendiğini ileri sürerek davalının müsteciri bulunduğu tır parkında hasara uğrayan ve parçaları eksilen araçlardaki hasardan şimdilik 3.000,00 TL maddi zararın dava tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili öncelikle davacının dava açma ehliyetinin bulunmadığını savunarak davanın husumet yokluğundan reddine karar verilmesini, mahkemenin bu yönde karar vermemesi durumunda davacının bu davada herhangi bir hukuki menfaati bulunmadığını savunarak davanın hukuki menfaat yokluğundan reddine, mahkemenin bu hususta bir karar vermemesi durumunda ise davanın esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece iddia ve tüm dosya kapsamına göre, davacı tarafından davalı aleyhine açılan iş bu davanın, dava dışı üçüncü kişiye/araçların maliki şirketin, bu aşamada davacıya karşı tazminat istemli bir talebinin bulunmadığı, davanın erken açılan dava niteliğinde bulunduğu gerekçesiyle davacının ileri de dava açma hakkı saklı kalmak üzere davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, otopark işletmecisi olan davalının, otoparka bırakılan araçta meydana gelen zarar nedeniyle sorumluluğuna ilişkindir.
6098 sayılı, Türk Borçlar Kanunun 579 maddesinde, garaj, otopark ve benzeri yerleri işletenlerin, kendilerine bırakılan motorlu taşıt v.s. zarara uğraması nedeniyle sorumlu oldukları düzenlenmiş olup yasada öngörülen sorumluluk sözleşme ilişkisine dayanmaktadır.
Davacının zilyedi olduğu araçların, davalının işlettiği otoparka akdi ilişki çerçevesinde bırakıldığı, bir kısım otopark ücretinin davacı tarafından ödendiği, araçların otoparkta iken zarar gördüğü, araçların işleteninin ise ihbar edilen Karmer …. Dış Tic. Ltd. Şti. olduğu dosya içeriğinden anlaşılmaktadır.
Davalının sorumluluğu akdi ilişkiye dayanmakta olup, siyanetine terk edilen araçların muhafazasındaki kusur nedeniyle araçlardan meydana gelen zarardan davalı otopark işletmecisi, akdi ilişkisinin diğer tarafı ve araçların emin sıfatıyla zilyedi bulunan davacıya karşı sözleşme ve B.K 579 maddesi hükümleri çerçevesinde sorumludur.
Davacının, araçların maliki olmaması, TMK 981 vd. maddelerinde düzenlenen, zilyedlikten ve sözleşmeden doğan hakları kullanmasına engel değildir.
Kaldı ki, araç işleteninin, araçlarda meydana gelen zarar nedeniyle davalıya karşı dava açtığı, yasal yollara başvurduğu hususu da iddia ve ispat edilmemiştir.
Araçların zilyedi olan davacının, araçları işletenden teslim aldığı şekilde aynen iade ile yükümlü olduğuda gözetildiğinde davanın erken açılan bir dava olmadığının kabulü ile uyuşmazlığın esası hakkında karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile kararın BOZULMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 15/11/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.