YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/14164
KARAR NO : 2017/6602
KARAR TARİHİ : 27.11.2017
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada … 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 20/10/2015 tarih ve 2014/162-2015/541 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili tarafından dava dışı …. ve Tic. A.Ş. adına nakliyat emtia sigorta poliçesi düzenlendiğini, bu sigortalı emtianın davalı tarafından, …’den …’ya nakliyesinin yapıldığını, davalının emtiayı hasarlı olarak teslim ettiğini, hasarın … … şirketi tarafından tespit edildiğini, fatura ve yapılan tespitler gereğince 7.928,33 TL’nin davadışı sigortalı şirkete ödendiğini, sigortalısının haklarını devraldığını iddia ederek 7.928,33 TL rücuen tazminat alacağının sigortalıya ödeme yapılan 27.02.2012 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, dava konusu hasara ilişkin olarak kendilerine herhangi bir ihtar veya bilgilendirme yapmadığını, davanın taşıma sigortasını yapan …’ye ihbarını, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; davacının rücu davası açabilmesi için geçerli bir sigorta sözleşmesinin mevcut bulunması, sigorta sözleşmesine dayanarak sigortacının sigortalısına bir ödeme yapması ve sigortalının kendisine zarar verene karşı bir dava açma hakkının olması şartlarının birlikte gerçekleşmesinin gerektiği, Türk Ticaret Kanununun 1472. maddesi uyarınca davacının selefi sigortalının davalıya geçerli bir şekilde hasar ihbarı yaptığının iddia ve ispat edilmediği, hasar ihbarının sadece sigortacıya yapıldığı, sigortacıya yapılan bu ihbarın taşıyana yapılan ihbar yerine geçemeyeceği, bu haliyle CMR’nin 30. maddesinde yer alan ”yükün hasarsız olarak teslim edildiğine” dair karinenin oluşmuş olduğu, davacının selefi sigortalının davalıya karşı doğmuş ve ispatlanmış bir dava hakkının bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, yükün hasarsız olarak teslim edildiğinin aksinin kanıtlanamamış olmasına göre davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 2,20 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 27/11/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.