Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2016/14166 E. 2017/5410 K. 17.10.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/14166
KARAR NO : 2017/5410
KARAR TARİHİ : 17.10.2017

MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada …(Kapatılan) 43. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 10/03/2014 tarih ve 2012/32-2014/59 sayılı Yargıtayca incelenmesi davacı (…) vekili tarafından istenmiş ise de duruşma günü olan 10/10/2017 tarihinde davacı (…) vekili tarafından verilen duruşmadan vazgeçme dilekçesi de dikkate alınarak, dosyanın incelemesinin evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı şirket denetim kurulu üyeleri vekili, davacı şirketi 2002, 2003, 2004, 2005, 2006 yılları ve 01.01.2007-30.04.2007 tarihlerinde sevk ve idare eden yönetim ve denetim kurulu üyeleri olan davalıların somut eylemleri ile şirketi zarara uğrattıklarının tespit edildiğini, kasadaki paranın bulunamayışı nedeniyle muhasebe kaydını tutan ve kasa görevlisi olanların zarardan sorumlu olduğunu, aynı zamanda şirkete karşı özen ve sadakat borcu olan yönetici ve deneticilerini de sorumlu tutulması gerektiğini ileri sürerek, fazlaya ilişkin dava ve talep hakkı saklı kalmak kaydıyla şimdilik 10.000,00 YTL’lik zararın, zararın meydana geldiği tarihten itibaren işleyecek T.C. Merkez Bankası tarafından ilan edilen avans faiz oranı ile birlikte davalılardan sorumlulukları oranında müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, ıslah dilekçesiyle de 125.000 USD ve 85.000,00 YTL ortaklık zararının tahsilini istemiştir.
Davalılar vekilleri davanın reddini savunmuştur.
Davalı … Merdan, davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre, 13.02.2004 tarihinde …A.Ş.’nin yönetim ve denetimine … tarafından el konulduğu ve şirketin yönetim ve denetim kurulu üyelerinin görevlerinden alındığı, yerlerine … tarafından yeni yönetici ve deneticilerin atandığı, el koyma tarihinde yapılmış bir kasa sayımının bulunmadığı, bu nedenle el koyma tarihinde kasada mevcut olduğu bildirilen paranın fiilen tespitinin yapılmadığı, kasa sayımının el koyma tarihinden 2 ay sonra 14.04.2004 tarihinde gerçekleştirilmiş olduğu, aralarında bir kısım davalıların da bulunduğu sanıklar hakkında dava konusu olay nedeni ile “hizmet nedeni ile emniyeti suistimal ve sahte özel evrak tanzimi” suçundan yapılan yargılama neticesinde beraat kararı verilmiş ise de Yargıtay aşamasında iken dava zamanaşımı dolduğundan hükmün bozulmasına ve kamu davasının zamanaşımı nedeniyle düşürülmesine karar verildiği, davacı tarafça TL bazındaki kasa açığının 20.000 TL’lik kısmının ortakların ödemeleri gereken sermaye taahhüt borcunu ödememelerinden kaynaklandığı ve apel borcu ortaklar tarafından ödenmiş gibi gösterilerek 5.000 TL tutarında 4 adet tahsilat makbuzu kesilmek suretiyle muhasebe kayıtlarına işlendiği halde fiilen bu paranın ödenmediği ve kasaya girmediği ve bu hususta şirket çalışanlarının yazılı ifadeleri bulunduğu iddia edilmişse de, ödemelerin yapıldığına dair şirkete ilişkin defterlerde kayıt bulunduğu ve aynı şekilde dekontların da mevcut olduğu, davacı tarafın bu paraların kayıtlara alınmış olmasına rağmen fiilen ödenmemiş olduğu yönündeki iddiasının yazılı delille ispatlanması gerektiği, yine TL ve döviz bazındaki kasa açığına ilişkin davacı iddiasının yazılı delillerle ispatlanması gerektiği, davacı şirket kasa sorumlusu ve idari işler elemanının el yazısıyla yazılı ifadelerinin tek başına davacı iddialarını kanıtlamaya yeterli olmadığı, kasa açığı ve buna bağlı olarak zarar oluştuğuna ilişkin davacı iddialarının ispatlanamadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı (…) vekili temyiz etmiştir.
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı (…) vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı (…) vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, davacı (…)’den harç alınmasına yer olmadığına, 17/10/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.