Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2016/1720 E. 2017/4335 K. 13.09.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/1720
KARAR NO : 2017/4335
KARAR TARİHİ : 13.09.2017

MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada … 6. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 11/11/2015 tarih ve 2014/872-2015/849 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili müvekkili şirket tarafından sigorta ettiren Ziraat Finansal Kiralama A.Ş’ye ait Enerji-Su firmasına İsveç’ten tedarik edilen Sondaj Delme Makinesinin nakliyat emtia sigortası ile sigorta güvencesine alındığını, davalı tarafından söz konusu makinenin Türkiye taşımasının üstlenildiğini, Kıraç-Esenyurt Antrepo’ya tahliye sırasında … ve … plakalı araçla yapılan taşıma sonunda hasarın antrepo ve şoför katılımı ile tutulan tutanakta tespit edildiğini, sigorta ekspertiz incelemesi neticesinde zararın; makinelerin taşıt içinde sabitlenmemesi, hareket ederek birbirine veya araç cidarına çarparak meydana geldiğini, hasarın 16.636,40 TL tespit edildiğini davacının sigortalının zararını tazmin ettiğini, TTK m.1472 gereği rücuen tazmin talebine hak kazanıldığını, davalının sigorta şirketi tarafından 14.240 TL tazminat ödemesinde bulunulduğunu, bakiye 5.390,95 TL için icra takibine girişildiğini, icra takibine itiraz edildiğini ve takibin durdurulduğunu ileri sürerek icra takibine vaki itirazın iptali ile takibin devamına ve davalı aleyhine %20’den az olmayacak inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili icra takibinde mesnet gösterilen taşıma ile dava dilekçesinde tanımlı taşımanın taşıtlar bakımından aynı olmadığını, davacının davalısına yaptığı ödemenin sabit olmadığını, CMR m.30’a uygun hasar ihbarı yapılmadığını, yükleme ve boşaltmanın taşıyıcı tarafından gerçekleştirilmediği bu sebeple meydana gelen zararlardan davalının sorumlu tutulamayacağını, CMR m. 23 gereği sınırlı sorumluluk ve tazminat belirleme ilkelerine uyulması gerektiğini, temerrüt faizinin hatalı olduğunu, davanın alt taşıyıcı Çavdaroğlu firmasına ihbarı gerektiğini savunarak davanın ihbarı ile reddini talep etmiştir.
Mahkemece; incelenen tüm dosya kapsamı ve bilir kişi raporuna göre; davacının sigortalısına ait emtianın taşınması sırasında zararın meydana geldiği ve bu zararın oluşmasında davalının tamamen kusurlu olduğu, davacı tarafından sigortalısına ödenen bedeli rücuen talep hakkı bulunması gerekçesiyle davanın kabulüne, duran takibin devamına ve yüzde yirmi icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Dava uluslararası taşıma nedeniyle uğranılan zararın davalı taşıyıcıdan rucuen tahsili istemine ilişkin olup bilirkişi raporu terditli olarak düzenlenmiş ve davalı taşıyıcının sabitleme kusurundan kaynaklı zarar bakımından azami %70 müterafık kusurlu sayılması halinde davacı tarafından davalı taşıyıcının sigortasından tahsil ettiği 14.420,00 TL’den daha az bir miktarla (11.645,00 TL) sorumlu olacağı, bu nedenle davacının davalı taşıyıcıya rücu edebileceği tazminat bulunmadığı, davalı taşıyıcının %100 kusurlu sayılması halinde dahi davacının icra takibi tarihi itibariyle 2.396.40 TL rücuen tazminat talep edebileceği bildirilmiştir. Mahkemece yükleme ve istifin kime ait olduğu ve yüklemenin kimin tarafından yapıldığı konusu üzerinde durulmaksızın raporda yukarıda zikredilen ikinci ihtimal olan davalı taşıyıcının %100 kusurlu sayılması durumuna göre hüküm kurulmuştur. Ancak Mahkemece evvel emirde yükleme ve istiflemenin kime ait olduğu konusunda taraf delilleri gözetilerek bir karar verilmesi ve buna göre davalıların yüklemeye ve sabitlemeye nezaret borcunun bulunup bulunmadığı değerlendirilerek oluşacak sonuca göre hüküm verilmesi gerektiği halde bu konuda hiç bir değerlendirme yapılmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış, hükmün bozulması gerekmiştir.
3-Ayrıca kabule göre de, davacının talebi uğranılan zararın rücuen tahsiline ilişkin olup alacak likid olmadığından İİK m 67 gereğince icra inkar tazminatına hükmedilmemesi gerekirken davalı aleyhine bu yönde hüküm kurulması doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) ve (3) nolu bentte açıklanan nedenlerle kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 13/09/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.